İnanan için açıklama gerekmez, inanmayana hiçbir açıklama yetmez..

İnanan için açıklama gerekmez, inanmayana hiçbir açıklama yetmez..

Böyle demiş Salamanca okulunun en bilindik kişisi. Thomas D’aquinas. Bizde “Akinalı Toma” diye bilinir. Haksız değil. Aklımıza yatmayan işler için sürekli beyhude sorular sormamız, evhamdan dolayı sürekli kurcalamamız gibi hiç düzelmeyen davranışlarımız var. Elbette bunların yanında körü körüne inandıklarımız ve desteklediğimiz yanlışlar da var. 

İşin gerçeği, düşünmeyi ve sevmeyi unutmuşuz. Hatta, kendi sevgimize bile karşımızdakinin cevabıyla inanıyoruz. Yaptıklarımızın doğru olduğuna inanmak için önce aklımıza güvenmemiz lazım iken, başkalarının tarifine ihtiyaç duyuyoruz. Kendi kendimize mutlu olmayı bilmediğimiz için, başkalarının ya da başka şeylerin mutlu etmesini bekliyoruz. Kurtardıklarımızı sonradan kaderlerine terk ediyoruz. Sonra, “acaba neyin karması beni buldu ?” diye düşünüyoruz. Sevdiklerimize ters davranmak için sebebimiz çok ama onların yapmasına tahammül edemiyoruz. 

"Kendi özümüzden de uzağız artık...."

“Acele etme ey oğul, çiçek bile vaktinden önce açmaz” demiş ya Edebali. Bunu da unutmuşuz. Hep bir acelemiz var. Güvenmiyoruz. Ne kendimize ne de başkasına. Medeni ülkelerde insanlar sıra beklemeyi bilirken biz bilmiyoruz. Nedeni basit: Ne zamana, ne evrene, ne dengeye ne de doğruluğa inanmıyoruz. Birisi hakkımızı yiyecek diye korkuyoruz. Çünkü fırsatını bulursak aynısı yapacağımızı biliyoruz. “Başkası yapacak zaten, önce ben yapayım” diyerek kendimizi buna inandırıyoruz. Çünkü, güçlü olanın haklı olduğu bir ortamda yaşıyoruz. 

Dün sabah San Sebastian'da kumsalda yürürken bunları düşündüm. Vatandaşa hizmet konusunda nelerin yapıldığını gördüm. Bizde ise insana değil binaya hizmet ediliyor. İçerikten çok özneye dikkat ediliyor. Özgürlük değil bağımlılık ön planda. Dediğim gibi sabrımız yok, dolayısıyla hiçbir şeyin büyümesini ve güzelleşmesini bekleyemiyoruz. “İlk görüşte aşk” daha doğru geliyor bize, adım adım büyüyen sevdalardan. Bu sebeple geçici başarıları sürekli hatırlatıp, yetenekli insanlarla olağan başarılar elde ediyoruz. Bir avuç insan bu halimizin farkında, uykuları kaçıyor. Bilmek ile öğrenmek arasındaki farkı anlamamışız. Sevgide de böyleyiz. İnanmak değil bilmek istiyoruz.

Bu yazıyı dün Instagram'da paylaşmıştım. Biraz da başka meseleleri konuşalım dedim. Yarın Arjantin'den başlayarak kripto paralara kadar günlük meselelere değineceğim.


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 15.8.2019 07:30:07

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.