Sürpriz oldu ama şok olmadık..

Sürpriz oldu ama şok olmadık..

 

Dün TCMB'nin sürpriz bir karar aldığını gördük. Ama şok olmadık. Çünkü "sürpriz" ve "şok" kavramları birbirinden farklıdır. Ancak birbirine karıştıran çok insan var. 

"Sürpriz" beklenmedik ama sonucu negatif olmayan, "şok" ise yine beklenmedik ama sonucu negatif olan gelişmeler için söylenir. Ancak zaman içinde yozlaşan diğer kavramlar gibi bunlar da yozlaştı. "Kötü sürpriz" gibi deyimler de icat edildi. Neyse, biz konumuza dönelim. 

ABD Başkanı Trump'ın yaptırımlar ve diğer sınırlamaları kaldırması, dün alacağı karar öncesinde Merkez Bankası'nın elini rahatlattı diyebilirim. 

Bazı piyasa aktörleri karardan önce bana "100 puandan fazla olursa sürpriz olur, 200 puan ve üstü ise şok tesiri yapar" diye yorum yaparken, ben de onlara "ABD yaptırım kararı aldığında bile 5.90'ın üzerinden dönen Dolar/TL, faiz indi diye mi yükselecek?" diye sordum. Çoğu "aslında haklısın" diye cevap verdi. Nitekim 250 baz puan indirim geldi, döviz kurları olduğu yerde duruyor.

Dolayısıyla "Normalde Merkez Bankası..." diye başlayan cümleler bizi doğru yere götürmüyor. Çünkü normal şartlar içinde değiliz. İşin esasında Merkez Bankası'nın faizleri düşürmesi bir seçenek değili adeta bir zorunluluk. Açıkçası beni endişelendiren gelişmeler faizle ilgili değil. Hazine ve Maliye Bakanlığının kaynak bulma adına attığı bazı adımlar. Merkez Bankalarının yedek akçelerinden sonra değerleme hesabı ile ilgili bazı adımların atılacağını duyuyoruz. 

"Biraz gerçekçi olalım..."

Demek ki kamunun ciddi bir kaynak ihtiyacı var. Yeni vergi hazırlıklarını dün televizyonda enine boyuna ele aldım. Gelir vergisi, ücretliler ve emlak ile ilgili düzenlemelerle birlikte motorlu taşıtlar vergisi gibi yerlerde de vergi artışlar yapılacağı anlaşılıyor. 

Eğer yatırımcılar endişelenecekse, bunlar için endişelenmeliler. Yoksa Merkez Bankası'nın faiz oranları düşürmesinden dolayı kıyamet kopmasını beklemek en hafif ifadeyle hayalperestlik olur. Kamu harcamalarının disipline edilememesi sebebiyle, aşırı vergilendirme yoluna gidilirken, "tek seferlik gelirler" ile bütçeyi denkleştirmeye çalışıyoruz. IMF tanımlı faiz dışı açık ile, bizim söylediğimiz faiz dışı açık arasında 100 milyar civarında fark var. Çünkü IMF tek seferlik gelirleri hesaba dahil etmiyor. Ancak, son 10 yıldır "tek seferlik gelir" elde etme konusunda Ankara kendini oldukça geliştirdi. IMF'yi her yıl bu başarıyla mahcup ediyor. 

Espri bir yana, kamu maliyesi anlamındaki gelişmelerin yakından takip edilmesi gerektiğine inanıyorum. Türkiye'nin ya bütçe açığı ya da cari açık vererek büyümek gibi yapısal bir problemi var. Böyle temel bir problem varken, bankaları rahatlatacak bir faiz indiriminin piyasadaki yatırımcıları rahatsız etmemesi gerekir diye düşünüyorum. 

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

 

Eklenme Tarihi : 25.10.2019 07:26:48

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.