Barış Pınarı'ndan Brexit'e...

Barış Pınarı'ndan Brexit'e...

 

 

Her yıl olduğu gibi bu yılda da aynı tarihte Cumhuriyet Bayramını kutlamak için şehir dışındaydım. Adeta her yıl burada Cumhuriyetin ilanını baştan yaşıyoruz. Yerlisi ve yabancısı her beraber hem de.

 

Yabancı misafirlerin birçoğu Türkiye'yi yakından takip eden insanlar olduğu için, oldukça doyurucu ve bir o kadar da düşündürücü sohbetler yapabiliyoruz.  Bazıları bana "çok talihlisiniz" diye takıldılar. Barış Pınarı Harekatından sonraki gelişmelerin Türkiye'nin lehine sonuçlar yaratmasını kast ettiklerini hemen anladım.

 

Ben de sinema dünyasının önemli şahsiyetlerinin birinin sözünü onlara hatırlattım: "Çalıştıkça şansım artıyor..."

 

1879 yılında Polonya'da doğmuş olan Samuel Goldwyn, Amerikanın en ünlü film yapımcıları arasında girmiş. Birçok ünlü klasiğe imza atmış olan Goldwyn 1974 yılında dünyaya gözlerini yummuş. Amerika'nın en karanlık günlerini de en önemli günlerini görmüş. Çalıştıkça şansının açıldığına inananlardanmış. Açıkçası ben de buna inanıyorum. 

 

Hem Devletin hem de Milletin yekpare durduğu her olayda sonuç almak kolaylaşıyor. Demek ki iktidar ya da muhalefette olsun,  siyasetçilerin anlaması gereken gerçek şu: Söylemler milli menfaate dayandığı sürece benimseniyor ve sahip çıkılıyor. İsrafı, verimsizliği, çatışmayı ve ayrıştırmayı körükleyen sözler ise karşılık bulmuyor. 

 

Gerçekten de Barış Pınarı Harekatından sonra ortaya çıkan gelişmelerin sadece diplomatik kazanç değil Para ve Sermaye Piyasalarına da sakinlik getirdi diyebiliriz. Mesela gösterge tahvilin faizinde Şubat 2018 seviyelerine geri dönüldü. CDS primlerinde gerileme gözle görülür şekilde devam etti. Elbette bu gelişmelerin birçoğunda kurumların attıkları adımlar ve aldıkları risklerin varlığından da haberdarız. 

 

Borsa İstanbul'da 2017'deki 100.000 endeks seviyesine geri döndük. Uzun bir zamandır üzerinde kara bulutlar dolaşan Türk Şirketlerinin değeriyle alakalı çok güzel bir gelişme olarak değerlendirmeliyiz. Bundan başka, güven endekslerindeki gözle görülür iyileşmeyi atlamamak lazım. Tüm bunlar 2019 yılını % 0 üzerinde büyümeyle kapatmak konusunda ümit vermekte. 

 

Sıkıntımız uzun zamandır Türkiye'nin yükünü çeken ihracatın hızının küresel konjonktür sebebiyle yavaşlaması. Hem rekabet sebebiyle fiyat kırılması hem de bazı pazarlarda engellerle karşılaşılması gelecek yol için cari açık konusunda endişeleri taze tutmakta. Bir de kamudaki likidite sıkışıklığının gözle görülür hale gelmesi de bir başka problem. Merkez Bankası'nın yedek akçeleri ve tek seferlik gelirler olmasaydı 100 milyar TL'nin üzerinde bir faiz dışı açık vermemiz kaçınılmaz olacaktı. 

 

Bana kalırsa büyüme, enflasyon ve işsizlik açısından hedeflerden uzak değiliz. Ancak cari açık ve bütçe açığının bozucu etkilerinden haberdar olmamız gerekiyor. Bana kalırsa 2020 yılında her iki açığı da dikkatle yakından takip etmemiz faydalı olacak. 

 

"Brexit'te son durum..."

 

İktidar ve Muhalafet Partileri bir erken seçim üzerinde mutabakat sağlayınca; AB ülkeleri de Brexit konusunda yeni bir adım attılar. Ocak sonuna kadar Birleşik Krallığa süre verildi. 

 

Böylece kurulacak olan yeni hükümetin ilk görevi de belli oldu. Eğer Muhafazakarlar seçimi kaybederlerse, yeni bir referandum için fırsat doğabilir. Birçok İngiliz vatandaşı "Brexit'e evet dedik ama sonra anladık ki tüm vaatler kandırmacaymış" diye serzenişte bulunuyor. 

 

Hal böyleyken, hiç kimseyi doğru bir yere götürmeyecek Brexit'ten kurtulmanın bir çaresini bulabilir miyiz bilemiyorum. Ancak, sadece bu umut için bile Boris Johnson'dan kurtulmak gerektiğini net bir şekilde görebiliyorum. 

 

Not: FED açıklamasına saatler kaldı. Muhtemelen 25 baz puan indirim gelecek. Yarın sabahbu konudaki yorumumu paylaşacağım. 

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 30.10.2019 07:27:51

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.