Otoriter düzenden otonom-anonim düzene..

Otoriter düzenden otonom-anonim düzene..

 

Döviz kurlarındaki hareketin sebebini ve günlük dertleri hafta başından beri anlattığım için bugün farklı bir konuya değineceğim. "Zenginleşme" ve "kendi kendine yetme" üzerine... 
 
Kasım Ayının ilk haftası yeni kitabım "İktisattan Çıkış" ile ilgili imza günleri heyecanı başladı. Önce İstanbul sonra Bursa, ve yarın da tekrar İstanbul'da İstinye DNR'da saat 14:00'te okuyucularla buluşacağım. 10 Kasım'da ise TÜYAP'tayım. Gelmek isteyen Dostları bekliyorum.
 
Kitabın içinde ahlak ve eğitimdeki mevcut duruma nasıl geldiğimizi anlattığım gibi, kripto paralar, blok zincir ve dijital değişim ile alakalı oldukça çarpıcı, bir o kadar da iddialı tespitleri paylaştım.  Bu kitabın gelirini, Mutluluğun Adresi Derneği tarafından eğitimleri için çaba gösterilen Özel Çocuklarımıza bağışladım. Kendi hallerinde mütevazı insanların omuz omuza vererek oluşturduğu bu dayanışma grubuna destek vermeye karar verdim. Hayat amacımı zengin olmak değil "kendi kendine yetebilmek" üzerine kurmuş olduğum için, farkındalık  yaratmak amacıyla kitabın son sayfasında, süresiz olarak kitabın tüm gelirlerini bağışladığımı açıkladım. Özellikle Aksaray'daki otizmli çocuklara yapılanları ve sefalete karşı kulakların tıkandığı durumları gördüğümüzde, böyle davranışların sayısının artması gerektiği ortaya çıkıyor. 
 
Zenginleşme konusunundaki çarpıklıkları anlatmamın sebebi, sadece bu hale gelene kadar yaşadığım acı-tatlı tecrübeler değil. Bizden sonraki neslin "paylaşımcı" yaklaşımları da etkili oldu diyebilirim. Elbette aklı başında olanları kast ediyorum. 

Mesela, birçok genç "otonom araçların" gelecekte var olacağını görerek, yaşam felsefelerinde daha şimdiden önemli değişiklikler yaptılar. Popüler kültürün tuzağına düşmeden, kendi kendilerine yetecekleri yeni bir hayat düzeninin mimarı olmaya başladılar. 

"Dev Markalar Mevlana'nın izinde ama farklı şekilde.."
 
Bu durumu fark eden bazı markalar, lüks segmentte olsalar bile ufak meblağlarla da satın alınabilecek ürün ve hizmetler geliştirdiler. Bu sebeple AVM'ler içinde sürekli daha görünür bir köşeye geçmek için fırsat kolluyorlar. Çünkü ziyaretçi ırmağı akarken tam yolun üzerinde olmanın önemini fark ettiler. Bugün Altınbaş Üniversitesi Gayrettepe Kampüsünde gerçekleştirilecek Alış Veriş Merkezleri ile ilgili paneldeki konuşmamda tüm bu gelişmeleri değerlendireceğim. 

Dev Markalar eskiden "zenginsen gel" derken, bugün Mevlana gibi "kim olursan ol gel" demeye başladılar. Bana göre bu durum şaşırtıcı değil. Binlerce yılın öğretilerinin kapitalist düzen çatırdarken tekrar yükselişe geçmesi, beklenen bir sonuçtu aslında. 
 
Aslında ben liberal görüşlüyüm. Yazdıklarım sol düşünceyi çağrıştırıyor olabilir ancak ben Marksizm'e inanmıyorum. Çünkü karın olmadığı yerde “daha iyisi” için çalışmanın motivasyonunu tam olarak tarif edememiş. Kendi kendine yetmek ve paylaşımcılık belki sosyalist bir düşünceyi çağrıştırıyor gibi gözükse de aslında akılcılık-özgürlük-verimlilik sac ayaklarının üzerine oturan yepyeni bir yapı olarak karşımızda duruyor.
 
Ayrıca bu bir bina da değil. Yapılan güzel işleri inşaat ile bağdaştırmak istemiyorum. Bu yapı tamamıyla modüler ve başka yeniliklerle de eklemlenebilir bir tasarım. “Otoritenin gücü” değil “anonim ihtiyaçlar” tarafından yönlendirilecek. Köşeli ve statik değil, değişken ve dinamik bir yapıdan bahsediyorum.
 
Şimdi buna göre bugünkü mevcut “otoritelerin” gelecekte var olup olmayacağını bir düşünelim. Neye karar verdiniz?

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 8.11.2019 07:26:40

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.