Umudumuz Trump değil, Mitch McConnell..

Umudumuz Trump değil, Mitch McConnell..

Her pazartesi sabahı birbirinden değişik fikirleri yepyeni bir formatta sunmakta olan "Pencere" gazetesinde bir yazım çıkıyor. Gazeteciliği konusunda kefil olduğum Yavuz Oğhan, gazeteyi çıkarmadan 2 ay önce bana içerik hakkında bilgi verdi. 

 

"Her fikre yer vereceğiz" dediğinde, ne kast ettiğini anladım. İnsanlık, vatan, millet ve dünya için yararlı fikirler ortaya sunacak ama değişik bakış açılarına sahip insanları kast ediyordu. Hiç düşünmeden "elbette" dedim. Böylece yazmaya başladım. Artık pazartesi "Pencere"de, Salı günleri ise "Dünya" Gazetesindeyim. Yine gazeteciliği tartışılmayacak usta bir isimle. Hakan Güldağ ile yola devam ediyorum. Ne mutlu bana.

 

Bu sabah "Pencere"deki yazımı sizinle paylaşmaya karar verdim. Sebebi de şu: Burada paylaşılan yazılar ve görüşlerin seviyesi ve tarzı hakkında bilgi vermek için. Sadece bir kerelik. "Pencere" gazetesine abone olup okumanızı tavsiye ederim.

 

Şimdi asıl meselemize dönelim:

 

Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan'ın 13 Kasım'da ABD'ye gerçekleştireceği ziyaretin kesinlik kazanması piyasaların rahatlamasını sağladı diyebilirim. Ancak, bana ulaşan haberlere göre Temsilciler Meclisinden büyük bir çoğunlukla geçen Türkiye aleyhine iki yasa tasarısının tam bu ziyaret tarihinde görüşülmesi için takvime alınmış. Yani Sn. Erdoğan ve Trump'ın görüştüğü saatlerde, Amerikan Senatosu'nda görüşmeler hatta oylama yapılacak gibi gözüküyor. 

 

Bu durumu engelleyecek kişi ise Trump değil, Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Senato'nun liderliğini yapan Mitch McConnell. Daha önceki söylemlerinde kerhen de olsa Trump'ın yanında olan McConnell'in iki ülke arasındakileri münasebetleri bozacağı aşikar olan bu iki yasa tasarısının en azından Cumhurbaşkanı Erdoğan Washington'da iken ne yapıp edip görüşülmesini erteleyecektir diye düşünüyorum. 

 

"Heyecan devam ediyor..."

 

McConnell hiçbir zaman ABD Başkanı olmayı düşünmemiş. “The Long Game” isimli kitabında uzun uzun anlatıyor. Daha küçükken, çocuk felci ile mücadele etmiş. Cumhuriyetçilerin zar zor Senatör çıkardığı Kentucky'den seçilmiş, yılların tecrübesi diyebileceğimiz bir siyasetçi. Sakin ve yapıcı üslubuyla tanınıyor. Anayasa'ya bağlılığı ile biliniyor. Eşi Güney Doğu Asya menşeli ve Bush zamanında ulaştırma bakanlığı yapmış bir hanımefendi. Yani McConnell aşırı milliyetçi değil, Evangelist hiç değil. Bu profildeki bir kişinin sorunları daha soğukkanlı şekilde ele alması gerektiğini düşünüyorum. İnşallah öyle de olacaktır.

 

Tüm bu detaylar, bu hafta da heyecanlı anlar yaşayacağımızı gösteriyor. İki ülke arasındaki ilişkilerin bir an önce sakinleşmesi her iki ülkenin iş insanları tarafından sürekli dile getirilen bir dilek. Türkiye-ABD dış ticaretini 100 Milyar Dolara çıkaracak yeni bir yaklaşımın ortaya atılmasından sonra kopan diplomatik ve kurumsal fırtına herkesi şaşkına çevirmiş durumda. Herkes bu kötü günlerin çabucak geride kalmasını istiyor. 

 

Piyasalarla ilgili özet bir bileğiyle bitireyim: ABD-Çin arasındaki görüşmelerin tatlıya bağlanacağıyla alakalı beklentileri yükselirken, Euro/Dolar paritesi de 1.10'un altına gevşemeye hazırlanıyor gibi.  Hal böyleyken Doların tüm para birimlerine karşı güç kazanması kaçınılmaz bir sonuç oluyor. Hafta içi televizyonda da sıkça belirttiğim gibi, bu yükselişe farklı anlamlar yükeleyenlerin ne kadar hatalı oldukları da böylece anlaşılmış oldu diyebilirim.

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 11.11.2019 07:29:12

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.