Biz söyleyince dinleyen yok ama..

Biz söyleyince dinleyen yok ama..

Başkası söyleyince de dinleyen yok inanın. Belki dik başlı olduğumuzdan, belki de kimseye güvenimiz kalmadığından. Eskiden evdekiler dinlemeyince komşuya söyletirdik. Şimdi bu metot da çalışmıyor.

 

İki gün önce de Türkiye ve İstanbul'u komşu kapısı yapmış olan Nouriel Roubini'nin açıklamalarına dikkat kesildik. Daha önceki yönetimde Beyaz Saray'da ekonomi başdanışmanı olarak da görev yapan Roubini, Türkiye Ekonomisinde toparlanmanın devam edeceğinin altını çizdi. 

 

Normalde felaket senaryoları yazan Roubini'nin bu sözleri büyük önem taşıyor. Çünkü dünyanın geri kalan kısmı için pek de olumlu yorumlarda bulunmadı. Ancak ne Roubini ne de bize olumlu bakmaya başlayan uluslararası kuruluşlar, 2020'de Türkiye'nin büyüme hızının % 5 civarında olacağını düşünmüyorlar. En düşük % 2 en yüksek de % 3 civarında büyüme beklediklerini ifade ederken, dış konjonktürün döviz kurları üzerinde ciddi bir etki yapabileceğini ve cari işlemler açığındaki yapısallığın devam etmesi sebebiyle, dış kırılganlığın devam ettiğini sürekli tekrar ediyorlar. 

 

Bunlar bir kenara, yakın gelecekte bir resesyon görmeyeceğimizi söyleyen Roubini "artık para politikasında deniz bitti" diyerek, bundan sonra maliye politikası tarafında adımlar atılması gerektiğini söyledi. Açıkçası ben de katılıyorum, 1990'ların yaklaşımlarıyla ekonomileri diri tutmak mümkün değil. Kamu büyüdükçe vergi ve borçlanma ihtiyacı arttığı için, devletin yapısıyla alakalı başka bir yaklaşım gerekiyor diyebilirim. 

 

Krizlerden sonra başlayan genişleme adımlarının eski dönemlere göre daha uzun süre devam etmesi, kamunun da bu genişlemeye katkıda bulunmak amacıyla genişlemesi, tüm ülkelerde hükümetlerin nakit sıkışıklığı içinde kalmasına sebep oluyor. Bu durum para politikalarında gösterilen esnekliğin maliye politikaları tarafından desteklenmesini güç hale getiriyor. Türkiye'de de benzer şekilde Maliye ve Hazine Bakanlığının tüm yaratıcılıklarını ödeme trafiği ve yeni vergi geliri elde etmek üzerine kurgulandığını görüyorum.

 

"Bay Felaket, Felaketten çıkışın anahtarını vermiş.."

 

Roubini'nin her fikrine katılmasam da, faizlerin düşmesine rağmen dünyanın her yerinde kamu harcalamaları içinde faiz ödemelerinin payının sürekli arttığını gördüğüm için, maliye politikaları konusundaki önermesini destekliyorum. Ancak, o da "pasta yemesen iyi olur" diyen Doktor gibi. Bize pastayı yedirmeyecek Doktor lazım. Çünkü kamunun kendi iradesiyle bu işi başarması mümkün değil. 

 

En güzeli en sona sakladım: Roubini "Önce yapısal reformları yapın" demiş. Biz söyleyince dinlemeyenler, mutlaka onu da dinlemeyecekler ama olsun. 

 

Bu arada kripto paralara da değinmiş Roubini. "Fiyatlamalar dengeli değil" demiş. Burada biraz malumun ilanı olmuş söyledikleri ancak, kripto paraların derli toplu bir seyirde olmadığı aşikar.

 

Özetle, Türkiye için kötünün yavaş yavaş geride kaldığını ama hala kırılganlıkların iyileşmediğini, mütevazı bir büyüme hızıyla yola devam edeceğimizi söylemiş. Brexit ve Ticaret Savaşları konusunda ortalığın biraz daha sakinleştiğini söyleyerek endişeleri azaltmaya çalışmış. Genelde tavrı bu olmadığım için bu son maddedeki iyimserliğine mesafeli durmak gerekir diye düşünüyorum.

 

Prof. Dr. Emre Alkin 

 

Eklenme Tarihi : 28.11.2019 07:31:31

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.