"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Ekonomiyi takip etmek zorlaştı..

 

Haftanın ortasına gelene kadar üç adet önemli veri açıklandı:  Sırasıyla tanesi işsizlik rakamları, Ocak-Kasım bütçe gerçekleşmeleri ve Ekim ayı perakende satış rakamları.

İşsizlik rakamlarının daha uzun süre çift hanelerde kalacağı, arada tek haneye düşse bile bunun kalıcı olmayacağını rahatlıkla söyleyebilirim. Ancak, sürekli belirttiğim gibi bazı parametrelerin birbiriyle ilişkisi ortadan kayboluyor gibi.

Bundan 2 yıl önce ortaya çıkan yüksek büyümede de benzer bir durum oluşmuştu. Çeyrek dönemler itibarıyla Çin'den bile daha yüksek büyüme hızına ulaşan Türkiye'de işsizlik rakamları her ay yükseliyordu. Aslında bir ilginç durum daha vardı: Büyüme, işsizliği düşürmediği gibi istihdam da yaratmıyordu. Kişilerin istihdam tercihleri, yüksek teknolojinin sanayide giderek öne çıkması ve kayıt dışı istihdamın takip edilemeyecek şekilde yükselmesi bu ilginç fenomeni yaratmış olabilir.

Yine de değerlendirmeler ve analizleri ortaya koyarken uzmanların çoğunluğu 20. yüzyıla ait paradigmalarla hareket ettiği için işsizliğin ekonomik yetersizlik sonucu olarak ortaya çıktığına inananlar çoğunlukta.

Ben ise artık işsizliğin sosyal ve kültürel bir yetersizlik olduğuna inanıyorum. İş insanları gençlerden verim alacak ortamları yaratamadıkları gibi, gençlerin de ilgisi artık kendi kendilerine yetmek üzerine yoğunlaşıyor. Kurumsal firmaları bırakıp spor, plates, sanat kursları açıp mutluluğu bulan insan sayısı neredeyse on binleri buluyor. Seramik atölyeleri, okul öncesi eğitim kurumları, spor ve sağlık merkezleri, müzisyenlik, sosyal medya fenomenliği, YouTube içerik yöneticiliği gibi daha önce revaçta olmayan veya yeni ortaya çıkan işlere talep oldukça yoğun. Dolayısıyla işsizlikle ilgili değerlendirmelerimiz oldukça kısıtlı bir düzeyde kalıyor.

"Tutarsız veri açıklamaları sıkıntı yaratmaya başladı..”

Diğer maddeye geçelim: Bütçe performansı da beni şaşırtmadı diyebilirim. Neredeyse % 0 civarında büyüyen bir ekonomide bütçe gelirlerinin bütçe giderleri kadar hızlı yükselmeyeceği ortada. Ancak, faiz dışı fazla kaleminin geçen yıla göre mütevazı şekilde yükseldiği de gözüküyor.

Yine de olumlu bir gelişme var. Bu yıl 120 milyar TL civarında açık vermesi tahmin edilen bütçenin, Ocak-Kasım döneminde 93 Milyar TL açık vermesi, yıl sonunda beklenenden daha iyi bir rakamla karşılaşma ihtimalimiz olduğunu gösteriyor. Gelir performansının düzelmesini sağlayan etken, vergi gelirlerinin düşmesi sebebiyle icat edilmiş "tek seferlik" gelirler. IMF bizi bu icatlar için eleştirse de, her yıl yenisini bulabiliyoruz. Bu sebeple Faiz Dışı Açık hızla yükselmiyor ya da cüzi de olsa Faiz Dışı Fazla verebiliyoruz.

Son olarak perakende satış rakamlarına bakalım. Vazgeçtim bakmayalım. Çünkü pek umut vermiyor. Temmuzdaki sert düşüşten sonra toparlanır gibi olmuştu ancak Ekim ayında tekrar başaşağı gitmiş. Tüketici güven endeksinin yine aynı ay yükselmiş olması da ciddi bir tezat diyebilirim. Yani tüketici bir yandan güveninin arttığını söyleyip diğer taraftan alış veriş etmiyor demek bu. Bire bir ilişkide olan verilerin bile tutarsız sonuçlar verdiği ortamda ekonomide olup bitenleri anlamak için ciddi çaba sarf ediyoruz desem yanlış olmaz.

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 18.12.2019 07:27:23

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.