"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

2020 beklentileri.....

 

Yıl sonuna doğru yaklaşırken yavaş yavaş beklentileri seslendirmeye başlayalım. Öncelikle büyüme hızı ile alakalı tahminimi ifade etmek istiyorum:

Eğer bir iç ya da dış politikada olumsuzluk ya da arıza çıkmazsa ben herkesin beklentisinin aksine, bir puan daha yüksek bir büyüme bekliyorum, yani %4 civarında. Buna dayanak olarak da geçmişteki tecrübeleri gösterebilirim. Ancak ilk çeyrekteki performansın oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. Beklenti anketleri ve endeksler bize bu konuda ışık tutacak.

Enflasyonla alakalı olarak henüz tek hane beklentim yok, ama ucunda diyebilirim. Yani %10 civarında bir enflasyonla gelecek yılı tamamlayabiliriz. Bunu söylememin sebebini anlatayım: Şu ana kadar gelişen trend, enflasyonun tek haneye düşeceğine dair bende bir kanaat oluşturmadı. Diğer taraftan baz etkisinin olumlu tarafı da ortadan kalktığı için herhangi bir ay %1’in üzerinde enflasyon yaşarsak, yıl sonu hedefini tutturmak kolay olmayacak. Hatta tehlikeye girecek diyebilirim. Daha önceki raporlarımda da paylaştım, ortalama olarak aylık % 0.7 den daha yüksek bir enflasyon  olmaması gerekiyor.

Elbette cari açık konusunda, büyüme beklentisine paralel olarak öngörülerde bulunuyor herkes. Ben diğer ekonomistlere göre bir puan yüksek bir büyüme beklediğim için doğal olarak cari açık/milli gelir oranını da herkezden yüksek bekliyorum. Yine de abartmayacağım, döviz kazandırıcı faaliyetlerin 2020 yılında artacağını tahmin ettiğim için %3’ten daha yüksek bir cari açık milli gelire oranı beklemiyorum. Ancak büyümeye devam ettikçe cari açık sorununun tekrar gündeme geleceğini de söylemem gerekiyor. Çünkü bu yapısal sorunu çözecek herhangi bir faaliyette henüz bulunmadık.

Bütçe açığı/milli gelir hesabına gelince: Bir önceki planda bahsedilen oranların üzerinde seyreden bir bütçe açığı/milli gelir oranımız var. Yani beklenenden bir puan fazla bütçe açığı yaratmış gözüküyoruz. Ancak yeni kırmızı çizgimizin %3 olduğu anlaşılıyor. Umarım bu seviyede kalır.

Beni endişelendiren bütçe açığı/milli gelir oranından çok faiz dışı fazla oranı. Eğer ödeyeceğimiz reel faizi üç puan ile sınırlarsak ve % 4 büyüme gerçekleştirirsek, en azından %1 civarında bir faiz dışı fazla/milli gelir oranıyla 2020’yi bitirmemizin sorun yaratacağını düşünmüyorum. Ancak vicdanımın sesi şunu diyor ki, kamu harcamaları artmaya devam ettikçe faiz dışı fazlanın sağlanması konusunda devletin yeni dahiyane fikirler icat edeceğini görebiliyorum. İşin aslı şu ki, kamu harcamalarını dizginlenmedikçe bütçe disiplinini sağlamakta zorluk çekeceğiz. Bu arada hatırlatmakta fayda var: Bütçe disiplini kamu harcamalarına gelir yaratmak değil, kabul edilen bütçeye sadık kalıp, israf yapmamaya özen göstermektir.

“Acele etmeyelim, bu iş sabır ister...”

İşsizlik elbette oldukça önemli bir konu. Ancak elimizdeki büyüme modeli işsizliğin tek haneye düşmesine katkıda bulunmuyor. Aksine büyüme yükselirken işsizliğin arzu edildiği şekilde düşmediğine şahitlik edeceğiz. Hala bazı uzmanların büyüme oranı ve işsizlik arasında birebir ilişki kurduğunu görmekteyim. Ancak, son üç yılda maalesef böyle bir gelişmeye şahit olamadık. Sadece inşaat sektörü ve konvansiyonel sektörler üzerine odaklanmış bir istihdam anlayışıyla işsizliği çözemeyeceğimiz bir şekilde görülmeli artık. Benim 2020 yılı işsizlik beklentim % 11-12 civarında.

Biliyorum kur tahminimi de merak ediyorsunuz. Söylediğim gibi, iç veya dış politikadan kaynaklanan bir panik hali yaşanmaz ise 2020 yılında kurların bizi zorlamasını beklemiyorum. Bu yıl tolerans Dolar/TL ‘de 6,35’e kadar mevcuttu. Ancak yılın bitmesine birkaç gün kala bile bu seviyelere gelmedik. Unutmayın, Türkiye’de döviz kurlarının yönünü siyaset ama trendini her zaman ekonominin kırılganlıkları belirler. Dolayısıyla daha önce gördüğümüz seviyeleri test etmemiz ancak ve ancak siyasette fevkalade olumsuz gelişmeler olması, diğer taraftan ekonomideki kırılganlıkları iyileştirme hevesinin bir kenara bırakılmasıyla gerçekleşebilir.

Son olarak faizden de bahsedelim: Merkez Bankası’nın 2020 yılında her ne kadar elinde imkan olsa da, faiz oranlarını kolay kolay tek haneye düşürebileceğini sanmıyorum. Önce enflasyon oranına bakacağını ve ondan sonra faiz kararını vereceğini tahmin ediyorum. Ancak Ankara’nın bu konuda ısrarcı olacağını da hesaba katmak gerekiyor. Dolayısıyla faizlerin deneme yanılma yöntemi ile kısa bir süreliğine tek haneye inse bile tekrar çift taneye çıkma ihtimalini göz ardı etmemek gerekiyor.

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 25.12.2019 07:27:11

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.