Bir de virüs çıktı başımıza..

Bir de virüs çıktı başımıza..

 

 

Tam sakince yola devam ediyoruz derken, piyasalar bir anda Çin'deki virüs salgınının etkisine girdi. Açıkçası şu ana kadar "piyasaları tehdit eden küresel riskler" listesine salgın hastalıklar girmemişti. Daha önceki yazılarımda çokça paylaştığım gibi, hava ve çevre kirliliği ile salgın hastalıklardan yaşanan ölümler silahlı çatışmalar ve savaştan kaynaklanan ölümlerin 20 katından fazla olsa da, sıralamaya girmiyor bir türlü. 

 

Ancak geçen hafta virüsün yarattığı moral bozukluğu tüm piyasaları etkiledi. Petrol Fiyatları baş aşağı gitti, borsalar çözüldü ve Altın fırsattan istifade ederek yükseldi. Elbette Petrol Fiyatlarının düşüşü bizim için iyi bir haber ancak, dünyanın SARS ve diğer hastalıklarda olduğundan daha fazla panik yapması, önünde sonunda bize de olumsuz şekilde yansıyacaktır diye düşünüyorum.  

 

Bu arada tüm bu karmaşada, Brexit Yasasının Birleşik Krallık'ta Kraliçe tarafından onaylanması, Trump'ın azledilmeyeceğinin anlaşılması da önemli detaylar olarak göze çarpıyor. Ancak bu gelişmelerin olumlu tarafını panik sona erdikten sonra görebileceğiz elbette. 

 

“Toz bulutları arasından Fed kararı...”

 

Bu haftanın sonuna doğru, Fed'in faiz kararı açıklanacak. Trump'ın halen faizlerin düşmesi konusundaki ısrarı devam ediyor. Maliye Politikasının destek vermesi imkansız olduğu için fonlama maliyetinin düşmesinden başka çare yokmuş gibi gözükse de, negatif reel faizin ülke ekonomilerine pek de fayda getirmediği tarihte birçok kez kanıtlandı diyebilirim.

 

1970'lerde McKinnon-Shaw Hipotezi ortaya atılmış ve pozitif reel faizin hem tasarrufları artıracağı hem de yatırımları cesaretlendireceğine herkes inanmıştı. O zaman kadar Bankacılık Sistemi "negatif reel faiz" uyguluyordu ve bu durumun finansal ile reel piyasalarda baskı oluşturduğu düşünülüyordu. 

 

Aslına bakılırsa finansal piyasaların, reel ekonominin ve nihayetinde ekonomilerin hızla büyümeleri göz önüne alındığında bugüne kadar bu hipotezi çürütmek için ortaya atılan fikirlerin doğru olmadığı söylenebilir. Ancak hipotezin "tasarruf birikimini" sağlayacağına dair kısmı başarısız gibi gözüküyor. İlginçtir bu hipotezi doktora tezinde tartışmış olan "liberal" bendeniz ve farklı bakış açısında olan Prof. Dr. Erinç Yeldan ile aynı fikirdeyiz. Yani pozitif reel faizin tasarruf birikimini tabana yaydığı ya da artırdığı konusunda ikimizin de tereddütleri var. Erinç Hoca ‘nın yazılarını ve yorumlarını dikkatle izliyorum. Herkese de tavsiye ederim. 

 

Sonuç olarak, Çin'deki virüsün yarattığı panik bir yandan devam ederken, diğer yandan kapitalist sistemin en önemli kalelerinden bir olan "pozitif reel faiz" ile ilgili en ciddi tartışmaların yapılmaya başlandığı görülüyor. İlerki günlerde bu konuda daha derinlikli bilgi vermeye devam edeceğim.

 

NOT: Bu yazı bugün Gazete Pencere'de yayınlanmıştır.

Eklenme Tarihi : 27.1.2020 07:28:26

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.