"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Sanayi Rakamları umutları artırdı..

 

Geçen haftayı kapatırken açıklanan sanayi üretim rakamları bizlere büyük keyif verdi diyebilirim. Kasım Ayında da üretim rakamları yükselmişti ama dayanıklı tüketim maları üretimindeki sert gerileme dikkatimi çekmişti. Bu sefer Aralık ayına ait rakamlarda bu kalemde ciddi bir yükseliş olması bana umut verdi. Elbette, Birçok sektör hammaddede dışa bağımlı olduğu için sanayideki toparlanmanın ithalattaki büyümeden de takip edilebileceğini söyleyebilirim.

Hatırlarsak, geçen yılın başında Türkiye için % 2.5 daralma öngörenlere her mecrada  karşı çıkmış ve sürekli olarak "en kötü % 0'in etrafında döneriz" demiştim. Aylar geçtikçe ekonomideki zorlanmalara rağmen, sahadan edindiğim izlenimler umudumu artırdı. IMF, Dünya Bankası'nın oldukça geç şekilde Ekim'de revize ettiği rakamlara göre Türkiye'nin % 0.3 büyüyeceği öngörülürken, ben "en az % 0.4 ile % 0.7 arasında olur" diye kayıt düşmüştüm.

Aralık ayı ve yılın tamamında 2018'e göre çok daha iyi performans gösteren sanayi ile 2019 yılı büyüme beklentimi tekrar revize ediyorum ve geçen yıla ait büyüme beklentimi % 0.6 ile % 1.0 aralığına çektim. Peki tüm bunlar bize neyi gösteriyor ?

“Yabancılar doğru öngörülerde bulunamıyorlar...”

Geride bıraktığımız dönem bize gösterdi ki, Uluslararası Kuruluşların beklentileri ne küresel ölçekte ne de bölgesel ölçekte gerçeklerle örtüşmüyor. Ancak, yabancı yatırımcıların bu kuruluşları mecburen dikkate aldıkları bir gerçek. Diğer taraftan derecelendirme kuruluşlarının siyasi gelişmelere göre davrandığını da gördük. Burada da yapacak bir şey yok. Öyle ya da böyle herkes bu kuruluşları dikkate alıyor ve hatırı sayılır paralar ödeyerek hizmet alıyor.

Elbette, bu şartlar altına çalışmak kolay değil. Ben elimden geldiğince geçen yılın tamamında sunum yaptığım yurt içindeki ve dışındaki tüm toplantılarda kendi beklentilerimi yüksek sesle dile getirdim. En azından Türkiye'de mukim olan yabancı şirketlerin yabancı yöneticilerini ikna edebildiğimi düşünüyorum.

Sonuçta tüm öngörülerim hemen hemen doğru çıktı: Nokta atışı isabet ettirdiklerim de var, temkinli davrandığım için çok yaklaştıklarım da var. Ancak doğru öngörüleri yapmanın sebebi iktisatçı olmamdan çok, çok sayıda gerçekleştirdiğimiz toplantılarda sektör temsilcilerinin samimi fikirlerini toplayabilme şansı bulmamdır. Sahadan elde ettiğim bilgilerin çoğu zaman finans kuruluşlarının raporlarıyla uyuşmadığını da hayretle gördüm.

Finans Kuruluşlarının kredibilitesini de göz önüne alarak, kimsenin kalbini kırmadan gerçekleri ifade ettiğim zaman epey eleştiri aldım ama neticede 2019 gibi zor bir yılı % 1 büyüme ümidiyle geride bırakmamız önemli bir başarıdır. Bunu unutmayalım.

Türkiye'nin başını yere eğmesini önleyen tüm kurumlara bir iktisatçı olarak teşekkürü borç biliyorum. Şimdi 2020’de mahcup olmamak için çalışalım.

Not: Bu yazı bu sabah Gazete Pencere'de de yayınlamıştır.


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 17.2.2020 07:25:35

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.