"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Enflasyon beklenenden düşük çıktı ama gevşemeyelim..

 

Sebebini anlatayım: İstanbul Ticaret Odası geçim endeksi rakamları açıklandığında, hepimizin özlemle beklediği tek haneli enflasyon rakamına oldukça uzak bir mesafede olduğumuzu hemen anladım. 

İstanbul Ticaret Odası endeksleri ve TÜFE rakamları nadir zamanlarda birbirlerinden farklı çıktığı için, bu sefer de şubat ayında %0.5 veya üzeri bir Tüketici enflasyonu çıkabileceğini tahmin ettim. Nihayetinde, enflasyon rakamı %12’nin üzerinde çıkacaktı. Nitekim öyle oldu. Ama beklenenden çok düşük çıkan TÜFE'ye rağmen. Bana azıcık tuhaf gelen düşük rakamla alakalı yorumu sona bırakıyorum. Önce Merkez Bankası'nı uyarayım.

Yıllık enflasyondaki gelişme Merkez Bankası yönetiminin son zamanlardaki açıklamalarıyla pek uyuşmuyor. Bu rakama bakarak Merkez Bankası’nın faiz indirmesi pek mümkün değil. Daha açık söyleyeyim: Faiz indirimi kesinlikle yapmamalı. Çünkü, tek haneli enflasyon beklentisi ve algısı oluşmadıkça Merkez Bankası’nın faiz indirimlerine devam etmesi iki önemli maliyeti ortaya çıkaracak. Bunlardan bir tanesi güven erozyonu: yani vatandaşın ve piyasaların Merkez Bankası kararlarına güveni zedelenirse Faiz indirimlerinden elde edecek faydanın birkaç katı kadar zarar ortaya çıkmış olur. İkincisi döviz kullarını sürekli yukarı seyretmesi sebebiyle Swap piyasalarını kullanarak ödünç dövizle kurları düşük tutma mücadelesinin sadece hacmi değil maliyeti de artacak.

Geçen yılın sonundan beri şu öngörümü sürekli paylaşıyorum: “2020 yılı boyunca enflasyonun aylık  ortalama olarak %0.7’nin üzerinde gelmemesi gerekir.“ Yani herhangi bir ay %1’in üzerinde enflasyon açıklanırsa arzu edilen patikadan çıkmış oluruz ve tekrar hedefe uygun seyretmek için en az iki ay ay enflasyonun eksi gelmesi gerekir ki bu konjonktürde kolay değil.

Açıklanan enflasyon oranı %0.7’nin gerisinde ama daha en baştan yıla %1’in üzerinde bir oranda başladığımız için sonraki aylarda hızla toparlanmamız gerekecek. Yani gevşememek lazım. 

"Enflasyon tehditi güncelliğini koruyor..."

Bir uyarıda daha bulunmam gerekiyor: Korona virüsü sebebiyle Çin'den ve göreceli olarak düşük fiyatla aramalı üreten ülkelerden tedarik İmkanlarımız kısıtlandıkça, fiyatlar genel seviyesinin yükselmesi ihtimali ortaya çıkacak. Farklı ülkelerden Türkiye’de üretmediğimiz yedek parça veya aramalı ya da yatırım malları için göreceli olarak daha yüksek fiyatlarla alım yapmak zorunda kalacağız gibi gözüküyor.

Özetle korona virüsü sebebiyle Türkiye’nin büyük bir avantaja sahip olacağını söyleyenlere küçük bir hatırlatma yapmak zorundayım: Türk sanayisi korona virüsü salgınına kapasite sınırında yakalandı. Talebin Türkiye’ye kayması sonucu yeni müşterileri istikrarlı bir şekilde elde tutma imkanı yaratılabilirse elbette faydasını görürüz. Türkiye’nin güçlü bir yan sanayi ve makine sektörü var. Tekstilin gücünü zaten konuşmaya gerek yok.

Ancak yaşanılan sadece konjonktürel bir nimet ise Bu durumun orta vadede atıl kapasite ve enflasyon yaratma ihtimali de bulunuyor. Herkesin başını çevirip bakmadı bu ihtimali dile getirmek sorumluluğundur. Bu sürecin hem devlet hem de meslek kuruluşları tarafından oldukça dikkatli bir şekilde yürütülmesi gerekiyor.

Son olarak: TÜFE ve İTO rakamlarının son aylarda bu kadar ayrışması hayra alamet değil. Hem TUİK hem de İTO bu durumun bir değerledirmesini yapmalı. 

Not: Fed'in acil toplantıyla faiz indirmesi de hayra alamet değil. Yarın değerlendireceğiz. 


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 4.3.2020 07:24:27

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.