"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Fed kararı sonrası önce coşku sonra panik...

 

Tam enflasyon ile ilgili derinlemesine yorum yapacakken, Fed kararı geldi. Açıkçası, en son 2008 yılında böyle acil bir toplantıyla faiz indirmişti. Herkes "demek ki işler bildiğimizden kötü" deyiverdi. 

Daha önceki raporlarımda "negatif reel faiz büyüme için doğru bir reçete değil" şeklinde pek çok kez tekrarlamıştım. Aynı fikirde devam ediyorum.

Maalesef Fed 1998'te başlayan durgunluğun üstesinden gelebilmek için 120 ay parasal genişleme yapıp, 2008 krizine sebep olmuştu. O krizden beri de 135 aydır piyasayı fonluyor. Dün ise faizleri oldukça düşük bir seviye olan % 1.25'e çekti. Ancak bu durum Amerikan Şirketlerinin daha fazla borçlanmaları sonucunu yaratacak. Zaten Kamu Borçlanması rekor seviyede devam ediyor.

Uzun bir aradan sonra Fed'in faiz indirimi sonucunda Dolar değer kaybetti. Bunun sebebi ise Trump'ın idda ettiği sebep değil. Korona Virüsü sebebiyle Amerikanın da başının derde gireceğini düşünenlerin sayısı arttı. Altın'ın sert şekilde yükselmesi bu kanaatimi güçlendiriyor. Fed'in 18 Marttaki FOMC Toplantısından önce acil toplanarak faizi 50 baz puan indirmesi, benim gibi bir çok ekonomisti "acaba bilmediğimiz büyük tehlikeler mi var" diye düşündürdü. Kuşkucuların önemli bir kısmı Korona Virüsü konusunda ABD Hükümetinin Fed'e kimsenin bilmediği detayları paylaştığına dair dedikodular yapmaya başladı. 

"Fed Başkanı'nın ses tonu endişeli.."

Fed Başkanı'nın açıklamalarının önemli kısmı Korona Virüsü ile alakalıydı ve faiz indirimin her derde deva olmayacağına dair kanaatini de bu açıklamalara ekledi. Başkan konuştukça ABD Borsaları gerilemeye devam etti diyebilirim.

Merkez Bankası'nın bu adımdan cesaret alarak faiz indirimine gidebileceğini düşünüyorum. Dün açıklanan enflasyon rakamları beklenenden düşük olsa da, yıllık enflasyonun % 12'nin üzerinde kalması "tek hane" beklentisini erteler nitelikteydi. Eğer Fed 50 baz puanlık indirimi yapmamış olsaydı, Merkez Bankası'nın 19 Martta yapacağı toplantıya kadar faiz indirimi yapmaması için yeterli kamu oyu yaratılabilirdi. Ancak şimdi TCMB'nın daha da cesaretlendiğini kanısındayım.  

Bu arada, dün de yazdım ama tekrar edeceğim. İTO Rakamları ve TÜFE rakamları arasındaki uyumsuzluğun giderek arttığını da gözlemlemekteyim. "Hissedilen" enflasyon ile "gerçekleşen" enflasyon arasında bu kadar ciddi farkların olması güven ve itibar açısından hem İTO hem de TUİK'i gelecekte zorlayabilir. 


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 5.3.2020 07:25:01

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.