"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Peki şimdi ne yap(may)acağız ?....

 

Hayat "ne yapmalı" sanatından çok "ne yapmamalı" sanatıdır da. Elbette ateş düştüğü yeri yakar ama, dün gelen telefonlardan sonra, daha önceki zamanlarda yapmış olduğumuz yanlışların tekrarlanmaması için bir uyarıda bulunayım dedim. 

Fed'in bir kez daha acil faiz indirimine gitmesi moralleri düzeltmekten çok, moralleri bozdu. Gece yarısı birçok iş sahibiyle konuştum. İşlerin uzun süre düzelmeyeceğine inanmış durumdalar diyebilirim.

Mesela, cirolarının en az % 20-25 civarında azalacağını kabul etmeye başladılar. En işlek aylar olan Mart-Nisan-Mayıs'ta satışların beklenenden düşük seyredecek olması, tedarik imkanlarının giderek zorlaşması ve sürekli artan maliyetler anlaşılan patronları bazı önlemler almaya zorlayacak. Bunların başında personel tensikatı geliyor. Yani işten çıkarmalar. 

Burada prensip genellikle şu oluyor: Uzun yıllardır çalışan personelin tazminat yükü ağır olduğu için orası pas geçiliyor, işe yeni giren tecrübesiz personelin maliyeti düşük olduğu için "kalsınlar" deniyor. Bütün fatura 2-3 yıllık, işe daha yeni alışmış ve gelecek için önemli bir potansiyel taşıyan personele kesiliyor. Aslında patronların şirketlere fatura ettikleri lükslerden kısmaları en doğru davranış olacak ama en kolay vaz geçilen maliyet insan kaynağı oluyor. 

Halbuki, tecrübeli personel bulmak kolay değil. Çok eski personel ise kurum körlüğü yaşadığı için, tecrübelenmeye başlayanlara göre dinamizm eksikliği yaşıyor. İşe yeni girenlerin maliyeti düşük ama tecrübeli olanlar kadar verimli olamıyor. Korona virüsü "Şok" niteliğinde yaşadığımız bir olay ancak, ekonominin daha önce yaşadığı durumlardan ders almış olmamız gerekiyordu. 

Türkiye şirket sayısıyla değil, insan kalitesiyle yükseleceğine göre firmaların durgunluktan faydalanıp personeline eğitim vermesi ya da eğitimlerine devam etmelerini istemeleri, çok gerekiyorsa farklı izin ya da esnek mesai çözümlerine gitmesi daha uygun olacaktır diye düşünüyorum. Bir insanın "işimi kaybettim" demesiyle "izinliyim" demesi arasında ciddi bir fark var. Belki de yaşadığımız bu şok bizlere esnek çalışma saatleriyle de verim sağlayabileceğimizi gösterecek. 

"Korona şok bir gelişmeydi şimdi ise risk kalemi oldu.."

Özellikle çalışan memnuniyetini sağlayan firmaların, müşteri sadakati-verim-karlılık gibi unsurlarda öne çıkacağını, daha da önemlisi "zor günlerde çalışanlarına sahip çıkan firma"ya bağlılığın artacağını söyleyebilirim. Elbette, insan kaynakları departmanları da yeni çalışma modeli üzerine biraz daha çalışıp, söz konusu için gerekli organizasyon tasarımı ve ihtiyaç duyulacak insan kaynağının eğitimine odaklanmalı, bilgi işlem sorumluları ise bu modelin işlemesi için gereken dijital altyapı için iş planı hazırlamalı. 

Anlaşılan en az fiziki temas ile en çok işi yapacak bir ortama doğru ilerliyoruz. Hafta sonu bomboş olan AVM ve diğer mekanların tehlike geçer geçmez kalabalık olacağını tahmin ediyorum. Banka şubeleri de keza böyle olacak. Stadyumlara insanlar dolacak. Yapabileceğimiz en çabuk şekilde siparişlerin, taleplerin ve faaliyetlerin önemli bir kısmının akıllı cihazlar üzerinden toplandığı ve karşılandığı bir sisteme geçiş yapmalıyız diye düşünüyorum. 

Bu konuda BDDK ve diğer kuruluşların "ıslak imza" zorunluluğunu ortadan kaldıran uygulamalarının yaygınlaşması gerekiyor. Firmalarda ve tüm kurumlarda basılı evrak düzeninden elektronik ortama geçmemiz bundan sonraki dönemler için sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.

Korona virüsü bizim için "şok" bir gelişmeydi. Şimdi ise deprem gibi bildiğimiz bir risk haline geldi. Üretim, lojistik ve diğer süreçleri de diğer sektörlerde olduğu gibi "el değmeden" tasarlamakta büyük fayda görüyorum.

Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 17.3.2020 07:32:00

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.