"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Lütfen biraz sağduyulu ve soğukkanlı olalım..

 

Değerli Dostlar. Beni hem TV'den hem de yazılarımdan takip ediyorsanız eğer, misyonumun ne olduğunu mutlaka fark etmişsinizdir. "Doğru sözü söylemekten çok doğru işi yaptırmak".

Dün açıklanan paket için "dağ fare doğurdu" demek de yanlış, "nerden bulacağız bu kaynağı" demek de yanlış. 

Mesela Diyanet İşleri Başkanlığına 12 Milyar TL Bütçe ayıran Devlet, KGF'yi haydi haydi 50 Milyar TL'ye çıkarır. Devletimiz büyüktür, mantıklı olan neyse onu yapar. Gerekirse kurumlardan kurumlara aktarma yapar. Adres göstermek gibi olmasın ama, herkes fedakarlık yapacaksa önce kimlerin yapacağı belli. Dolayısıyla "nerde bunun kaynağı" demek doğru değil. Elbet bulunur. İsraf ve lüzumsuz harcama yapan birimlerden kıssak yeter. Ayrıca ortalık yangın yerine dönmüşken "bütçe açığı artacak" demenin de bir manası yok. Elbette,  iyi günlerde bize lazım olan bütçe disiplinini kabul edilmiş kurallar çerçevesinde uygulamadığımız için kendimize bol bol kızmalıyız. Ancak bugün şartlara uygun davranmalıyız. Bakın sürekli "biz" diyorum. Devir dayanışma devri diye. Yoksa kamu harcamalarından biz sorumlu değiliz elbette. 

Tabii, "dağ fare doğurdu" demek de yanlış. Devletin gücü şimdilik bu kadar. Alacağından vaz geçemiyor, tahsilatını erteliyor. Neyse ki faiz işletmiyor. Bir de 100 milyar TL'lik desteğin çarpan etkisine güveniyor. 

Bu tip destek paketleri 1'e 3 ya da 4 çarpan etkisi yaratır. Güzel günlerde olsaydık bu etki daha da fazla olabilirdi. Makro Ekonomide "çarpan etkisi" diye tanımlanan formül gayet nettir. Kamunun verdiği destekle ekonomiler, toplumun harcama meyline göre belirlenen bir çarpan etkisiyle büyüyebilir. Durgunluktan çıkmak için kullanılan bu metodun başarı şansı kaynağın büyüklüğü ve halkın moraline göre şekillenir. Şu an itibarıyla eldeki kaynak ile moral durumumuz ortada. Bu sebeple "1'e 3 ya da 4 etki yapar" dedim. Daha büyük bir etki beklemiyorum.

İhracattan Perakendeye, Turizmden Konuta kadar bir çok dolaylı ve doğrudan desteği içeren paketin istihdam ve emekliler tarafında da bazı vaatler içerdiği görülüyor. Bunlar hızla hayata geçerse arzu edilen sonuç alınabilir. Sicil affı ve KGF desteğiyle alınacak kredi müracaatlarında şartlar esnetilebilirse, açıklanan paketin başarı şansı garanti altına alınmış olur. 

Açıklanan paketin belki de en önemli kısımlarından biri istihdam konusundaki hassasiyetin öne çıkarılmasıydı. Sanıyorum çalışan sayısını bu süreçte azaltmayan kurumlar krediye erişim konusunda sıkıntı çekmeyecekler. Bu arada paketin Türkiye'nin bir ayıbını ortadan kaldıracak bir yaklaşım yarattığını gördüm.

Ailelere yapılan sosyal yardımların milli gelire oranı açısından OECD ülkeleri arasından sonuncu olduğumuz bir gerçek. Dün açıklanan pakette aile yardımlarının artırılacağına dair bir maddenin bulunması, buradaki zaafiyetimizi umarım telafi eder. Bundan başka "yaşlılarına sahip çıkan Türkiye" algısının, yaşanan gerçeklerle örtüşmesi adına da adımlar atılacak gibi gözüküyor. 

Atılan bu adımlarla bu yıl büyüme hızının % 2.5'tan aşağı düşmemesi için önemli adımlar atıldı desem yanlış olmaz. 

"Para kazanmak herşey değil..."

Paketin eksikleri var mı ? Var tabii, her paketin eksiği olur. Mesela Organize Sanayi Bölgelerinin enerji maliyetleri konusunda ellerinden alınmış avantajları geri verilebilirdi, sadece havayolu ya da otelciler için değil seçilmiş sektörler için KDV ve ÖTV indirimleri yapılabilirdi, fiyat esnekliği olmayan zorunlu mal ve hizmetler için KDV ve ÖTV indirimleri yapılabilirdi. Ancak bunlar ya atlanmış ya da hiç düşünülmemiş. 

Dediğim gibi devlet alacağından vaz geçmiyor. Bu olumsuz dalgayı atlatmamız için hep beraber parmağımızı taşın altına koymalıyız. Kamu-Özel Kesim-Vatandaşlar olarak eşit paylaşmalıyız. Yaklaşım bu olursa, bu süreçten az hasarla çıkarız. Eğer fatura sürekli vatandaşa ve özel sektöre çıkar, kamu kurumları harcamaktan vaz geçmezlerse inandırıcılık azalır. Başarı sağlayamayız.

Bu arada hala spor karşılaşmalarının ertelememesi fevkalade üzücü ve ayıplanacak bir durum. Sporcuları eve kapanan vatandaşları eğlendirecek "gladyatörler" olarak görenleri esefle kınıyorum. Ayrıca fabrikalarda ve firmalarda hala kalabalık şekilde çalışanlar ile ilgili gerekli denetim ve uyarılar da yapılmıyor. Para kazanmayı insan hayatından daha öne çıkaran yaklaşımlarla kısa vadeli başarı olsa da uzun vadede başarısızlık garantidir. 

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 19.3.2020 07:31:06

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.