"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Para basınca enflasyon oluyor mu ?..

Bu yazıyı Spotify.com'da canlı dinleyebilirsiniz. Tıklayınız!

 

Ekonomi teorisinde "Fisher" ve "Cambridge" Denklemleri, para basılınca ya da para miktarı artınca enflasyon olacağını bizlere söyler. Ancak her zaman gerçekleşmeyebilir. Bazen gerçekleşse de öncelik başka yerde olabilir. 

Bu konuyu seçmemin sebebi, bugünlerde bana en çok sorulan soru: "Fed ve diğer ülkelerdeki Merkez Bankalarının likiditeyi artırması enflasyon yaratır mı ?" Buna cevap vermek için tarihe bakmakta fayda var. 

Tarihte Pandemik salgınların sonunda yüksek enflasyon yaşandığı zamanlar olduğu doğrudur. Büyük Roma Vebası sırasında ve sonrasında enflasyonun % 15.000 'e çıktığını söyleyen kayıtlar var. Hatta, stok yapanlara büyük cezalar verilmiş zam yapanlara ölüm cezası getirilmiş. Devletin hazinesi tükenince askerlere Roma parası olan "taler" yerine tuz torbaları ve kalıpları verilmeye başlanmış. Tuzun latince isminden türetilen "salary" yani ücret de o gün bugündür yaygın bir kelime olarak kullanılır. 

Elbette pandemik salgınlar veya büyük salgınlar tarihte fırsatçılar için her zaman uygun anlar yaratmıştır. Ancak 1918-1921 arasında yaşanan İspanyol Gribinde ne Avrupa ne de Osmanlı'da yüksek enflasyon yarattığına dair bir kayıt yok. Şimdi müsaadenizle günümüze dönelim. 

Şu an yaşadığımız salgının öncesinde emtia fiyatlarının gevşek seyrettiğini, hatta bu yılın başından beri tarımsal emtia fiyatlarının başaşağı gittiğini hatırlatmak istiyorum. Mısır, Soya ve Pamuk gibi emtia başaşağı giderken, Süt ve Hayvansal Gıdalar da düşüş eğiliminde. Bundan başka Petrol Fiyatlarının da durumu ortada. Küresel Piyasalarla bağlantısı olan hiçbir ülkede bu şartlar altında yüksek fiyat artışları için herhangi bir sebep yok. 

Fed'in sınırsız varlık alımlarıyla piyasalara süreceği aşırı likiditenin de enflasyon yaratmasını beklemiyorum. Çünkü Korona Virüsü ile gittikçe azalan güven sebebiyle, söz konusu likiditenin hemen yatırım ve tüketim talebine dönüşmesi mümkün değil. Özetle eldeki hiçbir veri  en azından Virüs paniği içinde enflasyonun yükseleceğine dair sinyal vermiyor.  

Bunun üzerine daralan talebe karşı fiyat kırmak zorunda kalacak olan firmaları da eklersek, enflasyonun yükselmesinin kısa vadede imkan dahlinde olmayacağını söyleyebilirim. Ancak, bu durum "hayat pahalılığı" olmayacağı anlamına gelmiyor. 

"Vatandaş TÜFE ile değil hayat pahalılığıyla ilişkili..."

Korona Virüsü ortaya çıkmadan önce, hem AB'de hem de Türkiye'de hayat pahalılığı ve enflasyon arasındaki makasın giderek açıldığına dair birçok kez görüş belirtmiştim. Normalde TÜFE endeksinde bulunan 400'den fazla mal ve hizmetin tamamını kullanan elbette yok. Hepimiz toplamda en fazla 20-25 kalem maldaki gelişmelerden etkileniyoruz. En başta kira, gıda, içecek, temizlik malzemeleri, ısınma, elektrik, haberleşme, eğitim, ulaştırma, sağlık, akaryakıt vs gibi temel ihtiyaçları gideriyoruz. Burada devletin denetim mekanizmaları devreye girerse, fiyat yükselişleri gerçekleşmez. Lokantalar ve dükkanlar kapalı olduğu için bir yorum yapmak mümkün değil. Oradan da fiyat artışları beklemiyorum. 

Demek ki, bu şartlar altında enflasyonun yükselmesi için 2 gelişmenin olması gerekiyor:

1. Virüs sebebiyle tedarik imkanları kısıtlı hale geldiği için Türkiye'de bazı mal ve hizmetlerde fiyatların sert şekilde yükselmesi mümkün olabilir. Yüksek talep düşük arz nihayetinde fiyatları yükseltir. Türkiye'de tarım ürünleri piyasasındaki bozulma uzun zamandan beri devam ettiği için, devletin öncelikle tarımsal mallar ve gıda piyasasındaki dengeleri gözetmesi gerekir. Diğer taraftan ithalata bağlı üretimlerin de Virüs Salgını sebebiyle tamamen durduğu görülüyor. Bu durum da ister istemez fiyatları yükseltecektir.

2. Bazı kişi ya da grupların zorunlu mal ve hizmetler üzerinde egemen olmasına göz yumulur, devlet burada kontrolü elden kaçırırsa enflasyon ve hayat pahalılığının artışı kaçınılmaz olur. 

Özetle, şu an için vatandaşın rahatsız olacağı bir fiyat artışının gerçekleşmesi mümkün değil. Dolayısıyla Mart Ayı enflasyonunun % 0.7 yada daha düşük olacağını tahmin ediyorum. Yıl sonu enflasyonu için maalesef hala tek hane beklentim yok. Yukarıda bahsettiğim endişeler ortada yokken bile bekletiler % 10'un etrafında dönüyordu. Dolayısıyla, enflasyonun Merkez Bankası'nın beklentisi olan % 8.2 olmayacağını rahatlıkla söyleyebilirim. Ancak raydan çıkmasını da beklemiyorum. En azından Korona Virüsü tehditi devam ederken. 

Sonuç olarak enflasyonun raydan çıkmasını gerektirecek herhangi bir teknik sebep yok. Para basılsa da, bir talep patlaması yaratacak seyir de yok. "Gelecekte ne olacak ?" diye soranlara cevap vereyim: Şu an büyük bir bela ile uğraşıyoruz. Gelecekte olacaklara sonra bakarız. 

Dün İngilizcesi de basılan ve dağıtılmaya başlanan "İktisattan Çıkış" Kitabımda bahsettiğim gibi en önemli sorunumuz Ahlak. Eğer temel ürünleri tedarik edenler ahlaktan sapar ve piyasaya vicdansız fiyatlarla mal ya da hizmet sunmaya başlarlarsa, Eksi Yunandan beri süregelen tartışma tekrar alevlenir: "Fiyat bir malın değeriyse, malın değerini ne belirler ? Emek mi yoksa kıtlığı mı ? Yoksa satıcının hüneri mi ?"

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

 

 

 

 

Eklenme Tarihi : 26.3.2020 07:29:12

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.