"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Ne oldu, ne oluyor, ne olacak ?...

Bu yazıyı Spotify.com'da canlı dinleyebilirsiniz. Tıklayınız!

 

Bana gelen soruların hepsini bu çerçevede toparlamam mümkün. Şimdi size ticaretten sosyal hayata, devlet yönetiminden sistemlere kadar görüşlerimi aktarmak istiyorum. 

 

Pandemik Kriz neticesinde Ticaretin Kurallarında radikal bir değişiklik beklemiyorum ancak usullerinde mutlaka değişim başlayacak. “El değmeden” üretim ve lojistik konusu üzerinde firmaların ciddiyetle duracağını tahmin ediyorum. Firmalar tüketicileri ikna edebilmek için hijyen kurallarını, üretimden tezgaha kadar uyguladıklarını göstermeye çalışacaklar. Belki de tezgaha bile koymadan e-ticaret yoluyla kapıya bırakacaklar. Hatta ambalajlama konusunda da birçok yeniliğin geleceğini tahmin ediyorum. Bu sebeple tasarım konusunda en yaratıcı çözümlerin yaşanacağı bir süreci öngörebiliyorum.

 

Elbette firmaların bir anda şekil değiştirmeleri kolay değil. İş durması ve insan kaynaklarında yaşanacak kayıpların üstüne “yeni normal” çerçevesinde bir yapılanma başlayacak. Ancak, bu süreçte firmalar birçok faaliyetin dijital olarak da icra edilebileceğini, personel sayısının bu kadar yüksek olmasına gerek olmadığını, nakit akışı-karlılık-sermaye konusunda yepyeni bir anlayışa sahip olunması gerektiğini anlamışlardır,  ya da “inşallah anlamışlardır” diye düşünüyorum. Birçok firma sahibinin “bende binlerce kişi çalışıyor” demesinin doğru bir anlayış olmadığını, insan kaynağı kalitesini sürekli yükselten ve daha fazla dijitalleşen unsurlara sahip olunması gerektiğini idrak ettiğini unut ediyorum. Bence bu gerçekle yüzleşmenin yarattığı sancı en büyük olumsuzluk olarak karşımıza çıkacak. Kolay kolay "yanlış yaptık" demez bizde iş insanları.

 

Piyasalara bakalım: Petrol Fiyatlarının düşmesinin sebebi resesyon kabusu, ancak ilelebet devam etmeyecek. DOWJONES’un da eğer ABD’de salgın daha vahim bir hal almazsa, burada dengeleneceği hakkında beklentiler artmaya başladı. Para ve Sermaye Piyasaları diğer piyasalara göre kötüleşme ve iyileşmeyi önceden sezer ve buna göre tavır takınır. Dolayısıyla, ikinci dalga salgın başlamazsa, piyasalarda daha sert düşüşler beklemiyorum. Ancak trend henüz yukarı dönmedi.  Bunun da altını çizmek istiyorum.

 

Şunu da kabul edelim: Korona Virüsünden önce de, ciddi problemler vardı küresel ekonomide. Korumacılıktan aşırı borç yüküne, Brexit’ten Resesyon Korkularına kadar her türlü sorunla boğuşuyorduk. Bölgesel Çatışmalar ve Gerginlikler de cabası. Buna rağmen 2020 yılında küresel büyümenin en kötü % 2.5 olacağını düşünüyorduk. Ancak, korona virüsü bomba gibi düştü hayatımıza. Tüm kırılganlıklarımızı bize hatırlattı, Vesveseden değil değil, gerçekte de var olduklarını gösterdi. Bu halde Dünya Ekonomisi 2020’yi % 1.5 daralmayla kapatacak gibi gözüküyor.  Bu durumda ABD % 2.5, Euro Bölgesi % 4.5 ve nihayetinde Türkiye’nin % 0.5 daralması ihtimalini göz ardı edemeyiz. Özetle 2020 yılı “kayıp yıl” olarak adlandırılabilir. Evet, buraya kadar "ne oldu" ve "ne oluyor" kısmını anlattık. Şimdi "ne olacak" kısmına geçelim. 

 

"Devlet Kapitalizmi gelebilir..."

 

Korona sadece ekonomik açıdan değil sosyal ve politik olarak da bir milat olacak. İnsanların, ülkelerin ve sistemlerin birbirleriyle ilişkilerini baştan ele aldığı bir döneme giriyoruz. Devlet sisteminin gözden geçirileceğini, kapitalizmin birçok konuya çözüm bulmakta zorluk çektiğini, Merkez Bankaları gibi kurumların güçlerini gözle görülür şekilde kaybettiğini anlamış olduk.

 

Bundan sonraki süreç “Devlet Kapitalizmi” olabilir. Yani bazı devletlerin vatandaşlara “ne sizin ne de sevdiklerinizin iş bulma endişesi olmasın, gelir endişesi olmasın, biz her şeyi hallediyoruz, siz iş saatlerinden arta kalan zamanı spor-sanat-kültür aktiviteleriyle geçirin” diyeceği, kamulaştırılan firmalarla da bu vaadi gerçekleştireceği bir döneme giriş yapıyor olabiliriz. Özel Sektörün devlet olmadan ayakta duramayacağı anlaşıldığı için sade vatandaşın buna herhangi bir itirazı olacağını sanmıyorum. 

 

Hatta blokzincir teknolojisi sayesinde devletin yasama ve yürütme konusunda doğrudan halka danıştığı ve parlamentolara ihtiyaç duyulmayacağı bir süreç de mümkün. Antik Yunan’da halkı amfitiyatrolara doldurup oylama yapan site devletleri gibi, kimlik doğrulaması akıllı cihazlardan sağlanmış oylamalarla devletin yönetilmesi mümkün olabilir. Yani vatandaş “vekil” kullanmadan doğrudan doğruya ülke yönetimine katılabilir. Elbette bu durum, “çoğunluğun tiranizmi” denilen gelişmeyi de yaratabilir.

 

John Stuart MILL bu durumu 19. Yüzyılın ortalarında şöyle açıklamış: “Bir süre sonra idareciler kanunları çoğunluğun sevdiği ve sevmediği üzerine yapmaya başlarsa demokrasi raydan çıkar, önemli olan yasaların evrensel olarak hazırlanmasıdır”. Neredeyse 200 yıl önce yapılan bu uyarı, yerinde bir “kulak çekme” olabilir. Maalesef, Parlamentoların giderek entelektüel seviyesi tartışılır hale geldiği için halkın doğrudan katılımı, alkışlanan bir öneri haline gelebilir. Tarihe not düşmek adına bu uyarıyı bir kez daha kaleme almak istedim.

 

“Liberalizm çöker mi ?” soranlar da var. Cevabım tereddütsüz bir “hayır” olur. Çünkü hiçbir zaman liberalizm doğru şekilde uygulanmadı. Kollektivizim de öyle. Aslında doğru dürüst çalıştırılmamış, sürekli devlet eliyle kurcalanmış iki sistemle alakalı “çöktü” demek en basit ifadeyle haksızlık olur. Çünkü liberalizm devlet tarafından önlendi, kapitalizme tutsak edildi. Kollektivizm de devlet tarafından orijinal halinden başka bir hale dönüştürüldü ve yine kapitalizm tarafından istismar edildi. Eğer her iki yaklaşım harfiyen uygulanmış olsaydı, bunlar için “çalıştı” veya “çalışmadı” diye yorum yapabilirdik.

 

Özetle ne “laissez faire” için gerekli ortamı yarattık, ne de sınıf ayrımı olmayan bir ortam yaratabildik. Bu yaklaşımların tamamını insan oğlunun hırslarına ve aç gözlülüğüne kurban ettik desem yanlış olmaz.


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 9.4.2020 07:29:22

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.