"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Sebeplerle değil sonuçlarla uğraşmanın bedeli...

Bu yazıyı Spotify.com'da canlı dinleyebilirsiniz. Tıklayınız!

 

Dün de açıklamaya çalıştım ama net olarak anlaşılmamış ki sorular yağmaya devam ediyor. "Neden kambiyo işlem vergisi % 1 oldu" sorusunun yanında "neden vatandaş döviz alıyor ki?" diye soran da var. 

Bandı başa sarıp tekrar anlatayım: Geçen hafta kambiyo işlemlerinden % 1 vergi alınması üzerine ciddi eleştiriler oldu ve ben de elimden geldiği kadarıyla meseleyi anlatmaya çalıştım. Her şeyden önce kambiyo işlemlerinde tarif edilmiş kurumlar için herhangi bir vergi uygulaması yok. Ayrıca, ne şahıslar ne de kurumlar için alım satım kısıtlaması da yok. Sanıyorum 2002-2013 yılları arasındaki sakin dönemden sonra Dolar'da 2 TL'den 7 TL'nin üzerine kadar devam eden yükselişin burada durmayacağı anlaşılmış durumda. Dolayısıyla geride bıraktığımız 10 yıllık süreçte atılan iki adımın devamı niteliğinde, kritik bir karar alındı diyebilirim. 

Hatırlarsanız 2009 yılında vatandaşların döviz kredisi almasının sona ermesinden sonra, 2018 yılında firmalara döviz kredileriyle alakalı olarak bir sınırlama getirilmesi oldukça önemli adımlardı. Ancak bu adımlar kurların yükselmesini engellemekten çok, döviz arz ve talebindeki sağlıksız gelişmeleri önlemeye yönelikti. Mahfi Eğilmez Hocanın sıkça bahsettiği gibi Türkiye "ikili para sistemi" içinde yola devam ediyor. Bu paralardan biri TL diğeri ise Dolar. 

Ticari faaliyetler bile TL'den çok Dolara endeksli durumda. Toplam maliyetlerinin % 10'u Dolar cinsinden bile olsa, firmaların çoğu faturalarını Dolara endeksli kesiyor. İplik Fiyatlarından uçak biletlerine, sarf malzemesinden ev kiralarına kadar her şey neredeyse dolar cinsinden belirleniyor. "Neden böyle yapıyorsunuz ?" diye sorduğumuzda hem patronlardan hem de mal sahiplerinden "herkes böyle yapıyor" cevabını alıyoruz. Ben de onlara cevap vermeyecekleri bir cümle söylüyorum: "Siz kendinizi müşterilerin cebindeki parayla hedge ediyorsunuz, herkesin canı yanıyor ama size hiçbir şey olmuyor". 

Gerçekten de Türkiye'de vatandaşın döviz ya da altına yönlenmesinin sebebi sadece ekonomi yönetiminin kararları değil. Sürekli kazanan ve hiçbir zaman kaybetmek istemeyen bu insanlara gösterilen müsamaha diyebilirim. Vatandaş nereye dönerse dönsün ya döviz cinsinden ya da dövize endeksli bir maliyetle karşılaşıyor. Diğer taraftan Türkiye'de bulunmadığı için ithal ürün ve hammadde getirmek zorunda olanlar da var. Bu insanlar da demin bahsettiğim haksız düzenin kurbanı oluyorlar.  

"Vatandaşa kızmayın, sadece güven verin..."

Vatandaşlar pek yakında ödeyecekleri ne varsa fiyatlarının dolar cinsinden artacağını bildikleri için kar etmek için değil, korunmak için döviz ya da altın satın alıyorlar. Kurlar yükseldiği zaman güvensizlik zirve yapıyor ve söz konusu işlemlerin sayısı artıyor. İşin acı tarafı döviz yükselirken panikle satın alan vatandaşlar döviz düşerken yine panik içinde satıyor ve zarar ediyorlar. Amaç hasıl olmuyor, güvensizlik daha da artıyor. 

Türkiye'de kurların yükselmesi için yeterli sebepler var zaten. Sırayla yazıyorum: 

- İthalata Dayalı Üretim ve Tüketim
- Büyüme Modelinin Demode Hale Gelmesi
- Dış Borcun Büyüklüğü ve Maliyeti
- Rezervlerin Yetersizliği 
- Özel Tasarrufların Yetersizliği ve Dış Kaynak İhtiyacı
- Dış ve İç Siyasetin Durumu ile Yapısal Reform İhtiyacı

Döviz kurlarının yükseliş sebepleri net şekilde ortadayken, biz sonuçlar ile ilgili müdahalede bulunuyoruz desem yanlış olmaz. Hal böyleyken, yazının başında belirttiğim "hiç kaybetmeyenlerin" tavır değişikliğine gitmesi zor gözüküyor. Bana göre, vatandaş da yeni vergiye rağmen kendini TL'nin değer kaybına karşı korumaya devam edecektir. Belki bu aşamada BIST'e bir kısım kaynak da gelebilir. Dünya Borsalarının da toparlanmaya başladığı bugünler de bireysel yatırımlar için bir alternatif olabilir. 

Önümüzdeki dönemde Dolar/TL ve döviz kurlarını yükselten sebeplerle mücadele etmemiz bana göre en doğru davranış olacaktır. Böylece hem tasarrufların erimesi önlenir hem de TL'nin itibarı artar diye düşünüyorum. Sonuçlarla uğraşmaya devam edersek, makus talih değişmez. Dolar/TL yükselmeye devam eder.  

 

Prof. Dr. Emre Alkin

Eklenme Tarihi : 28.5.2020 07:28:00

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.