"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Hassas bir konu üzerine....

Bu yazıyı Spotify.com'da canlı dinleyebilirsiniz. Tıklayınız!

 

Türkiye'nin sürekli konuşulan konular arasında liste başında yer alan bir konu vardır: "Yurt Dışında kimin ne kadar parası var ?"

Türk Vatandaşı olan ama yurt dışında varlığı olanların kazançlarının vergilendirilmesi için Maliyemiz on yıllardır büyük bir çaba sarf eder. 

Çok iyi hatırlıyorum 1998'de "mali milat" fikri ortaya atılmış ve vatandaşlardan o güne kadar beyan etmedikleri varlıkları beyan etmeleri istenmişti. Çağrı pek başarılı olmadı, çünkü insanlarda güven yoktu. Çok iyi hatırlıyorum rahmetli Babam Erdoğan Hoca, "önce proje başarılı olsun, sonra milat ismini biz koyarız" diyerek yaklaşımın hatasını ortaya koymuştu. Dönemin Maliye Bakanı'nın bu konuda ısrarcı olduğunu hem söylemleri hem de vücut diliyle sürekli tekrar etmesi bu konudaki çekincelerin zirve yapmasına sebep olmuştu. 

Şöyle bir hatırlarsak: Mali Milat, vatandaşların nakit, çek, senet gibi değerlerini bankaya bloke etmelerini, gayrimenkullerini, taşınır ve taşınmazlarını tescil ettirmelerini emrediyordu. Bunlardan geriye dönük olarak kaynağının sorgulaması yapılmayacağı Maliyece taahhüt edilmişti. Ancak, "mali milat" piyasada panik yaratmış ve önemli miktarda paranın yurt dışına kaçmasına neden olmuştu. Daha yasa uygulanmaya başlanamadan 2002 yılına ertelenmişti. 

"Paralar mecburen gelecek...."

Bu tarihten sonra bir çok kez vergi barışı, stok affı, matrah affı, sicil affı gibi denemeler yapıldı. Ancak hiçbir zaman arzu edilen rakama ulaşılamadı. Fakat varlıklarını dışarıda tutanlar için artık çember daralmaya başladı. Çünkü tüm "vergi cenneti" diye bahsedilen ülkeler mercek altına girdi. Gelişen ve Gelişmekte olan ülkeler birbirleriyle çifte vergilendirme anlaşması yapmaya başladılar. Bu yıldan itibaren öyle ya da böyle herkes parasını kendi ülkesine ya getirmek zorunda ya da beyan etmek zorunda. Şu ana kadar beyan edilenlerde sıkıntı yok. Ancak beyan edilmeyenler için geri sayın başladı. 

Türkiye'de ise eskiden "getirmesen de olur yeter ki beyan et" denirken, şimdi "getireceksin ve beyan edeceksin" deniyor. Yani bu işten kurutuluş yok. Fakat devletin bu konuda sözünü tutması gerekiyor. Herkesin endişesi "getirelim de sonra ne olacak ?" şeklinde. Geride bıraktığımız gergin günlerde Türkiye'nin piyasa ekonomisinden uzaklaşıyormuş gibi gözükmesi, kambiyo işlemlerine gelen vergiler ve bankacılıkla ilgili diğer önlemler sebebiyle oldukça abartılı yorumların yapılması haliyle insanları korkutmuş durumda. 

Yine de öyle ya da böyle birçok kişi mal varlığını bildirecek ve parasını ülkeye getirecek. Ülkelerin Maliye Bakanlıklarının yaz aylarında bu konuda bol bol yazışma yapacaklarını tahmin ediyorum. Belki de "kendi yağımızda kavruluyoruz" derken, kast edilen buydu. Bir yandan SWAP anlaşmaları, diğer yandan dış kaynak arayışları derken, kurum ve şahıslardan ülkeye getirilecek paranın da hesabı yapılıyor gibi geliyor. 

Büyük bir ihtimalle şu anki şartlar altında söz konusu paraların çoğunun kamu bankalarına mevduat olarak yatırılacağını tahmin ediyorum. 

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 10.6.2020 07:30:37

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.