"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

İki senaryoda dünya halleri...

Bu yazıyı Spotify.com'da canlı dinleyebilirsiniz. Tıklayınız!

 

Dün sizlerle İktisattan Çıkış Kitabımdaki "Kalkınma-Büyüme" paradoksu ile OECD Raporundaki bazı anormallikleri tartışmıştım. Şimdi işin detayına doğrudan giriyorum. 

Eğer tek bir dalga ile atlatırsak, OECD belli başlı ülkelerin aşağıdaki gibi daralacağını tahmin ediyor:

ABD  % 7.3
AB     % 9.1
Çin    % 2.6
Japonya  % 6.0
İngiltere   %11.5
Almanya  % 6.6
Fransa    % 11.4
Brezilya  % 7.4
Hindistan % 3.7
Meksika   % 7.5
Türkiye    % 4.8

Açıkçası bu daralma rakamlarının abartılı olduğunu düşünüyorum. Ancak OECD, IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlar olumsuz raporlamada bu kadar ısrarcı oldukları sürece, gelecek beklentilerin bozulacağını da söylemem lazım. Özellikle ikinci çeyrek dönemi geride bıraktığımız halde, bu döneme ait rakamları "şok" kıvamında yorumlanmasını da tehlikeli bir yaklaşım olarak görüyorum. "Dün başına ne gelmiş gördün mü ?" tadında yapılan raporlar şu an bize yardımcı olmuyor. 

Rapora geri dönersek, "tek dalga" senaryosundaki dış ticaret daralmaları ise oldukça mütevazı rakamlarla tariflenmiş. Bu da, toparlanmanın en geç Eylül'de başlayacağını gösteriyor. Demek ki, ikinci çeyrek rakamları IMF ve AMB Başkanlarının dedikleri gibi "korkulandan da kötü" çıkacak ki, 4 aylık yükseliş dönemine rağmen yıllık bazda ciddi bir daralma bekliyor OECD. Bana kalırsa raporun bu kısmında bazı çelişkiler var. 

"İkinci dalga senaryosu daha tutarlı gibi..."

Diğer taraftan Raporda ikinci dalga senaryosu, ilkine kıyasla "kabus senaryosu" olarak ele alınmamış. Bu da başlı başına dikkat çekici. "Acaba sebebi ne olabilir ?" diye düşününce aklıma iki sebep geldi:

- İkinci Dalga olursa ülkeler neredeyse parasal ve mali olarak tüm güçlerini kullandıkları için, ilk dalga kadar sert önlemler alamayacaklar. Dolayısıyla ilk dalgadan biraz daha kötü ekonomik performans ortaya çıkacağı düşünülüyor olabilir.

- OECD "şu ana kadar yaşadığımız zaten yeterince kötüydü, ikinci dalga sadece buna bir faz daha katkı yapacak" diye düşünüyor olabilir. 

Dilerseniz yukarıdaki tabloyla karşılaştırmak için ikinci dalga daralma senaryosunu da arz edeyim:

ABD  % 8.4
AB     % 11.5
Çin    % 3.7
Japonya  % 7.3 
İngiltere   % 14
Almanya  % 8.8
Fransa    % 14.1
Brezilya  % 9.1
Hindistan % 7.3
Meksika   % 6.6
Türkiye    % 8.1

Buradaki en ilginç öngörü Meksika ile ilgili. Eğer ikinci dalga olursa Meksika'nın daralması ilk senaryoya göre daha az olacakmış gibi gözüküyor. Belki de Meksika şu anki dalganın en sert darbesini yaşıyor diye öngörüleri bu şekilde ortaya koymuş olabilirler. Yine de rapordaki soru işaretlerinin arasına yerleştirdiğimi belirtmek istiyorum.

Şimdi ülkemize dönelim: Ben Türkiye'nin eğer tek dalga ile atlatırsak raporda belirtilen şiddette daralacağını düşünmüyorum. Ancak ikinci dalga yaşanırsa, daralma rakamının hemen hemen nokta atışı şekilde öngörüldüğünü söyleyebilirim. Eğer tekrar karantina önlemleri sertleşirse elbette. Bu senaryoda oldukça çok sayıda firmanın tarihe karışacağını, köklü kurumların zor duruma düşeceğini ve kritik altyapının kaynak sıkıntısı sebebiyle sekteye uğrayacağını söylemek falcılık olmaz. 

Dolayısıyla yukarıda da belirttiğim gibi, Türkiye de diğer ülkeler gibi ekonomiyi kapatma yoluna gitmeyecektir. Buradan hareketle hastalığın etkisi azalana kadar birçok kayıp vermemiz de ihtimal dahilinde gözüküyor. Bu sebeple tüm temennimiz ikinci dalganın yaşanmaması.


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 19.6.2020 07:29:20

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.