"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Türkiye ilk 10 Ekonomi arasına ne zaman girer ?..

Bu yazıyı Spotify.com'da canlı dinleyebilirsiniz. Tıklayınız!

 

Geçenlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan “dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmeye yakınız” şeklinde bir açıklama yaptı. Mahfi Eğilmez Hoca bir yazısında* "Bunu ancak ve ancak Satın Alma Gücü Paritesine göre başarabiliriz" dedi. Ben de kendimce bir yaklaşım geliştirmek istedim. 

 

Öncelikle şunu belirtmeliyim: Türkiye uzun bir zamandır Dünya’nın en büyük ilk 20 Ekonomisi içinde. Ancak, 2000-2018 yılları arasında Türkiye'nin Dünya Ekonomisinden aldığı payı sadece 0.1 puan artmış gözüküyor. 

 


Mahfi Hoca'nın son makalelerinde** ortaya koyduğu tablo ve sıralamalara bakarsak, şu an G20 içinde 17. Sırada olan Türkiye’nin Milli Geliri ile 10. Sırada olan Güney Kore’nin Milli Geliri arasında iki katından fazla fark var. Dolayısıyla SAGP yani Satın Alma Gücü Paritesi'nden önce nominal olarak Türkiye'nin Milli Gelir sıralamasında ilk 10'a girmeyi başarması için 3 önemli koşul olduğunu söylemem lazım:

 

-       Yukarıdakilerin hızla yavaşlaması

-       Türkiye’nin yüksek katma değer yaratan bir ekonomiyle performansını iki katına çıkarması

-       Milli Gelirin Dolar cinsinden ifadesinin büyümesi için, bu süreçte kurların sakin seyretmesi

 

Bu koşulların hepsinin yan yana gelmesi ne kadar mümkün bilemem. Ancak ikinci ve üçüncü koşulların sağlanması için ciddi bir yabancı sermaye çekmemiz gerekiyor. Bunu da ABD’nin vaat ettiği ama başaramadığı adalet-eşitlik-özgürlük temelinde gerçekleştirebiliriz. Hatırlatayım: Bunlara yapısal reformlar diyoruz.

 

Yani yaratıcı ve sıra dışı insanların kendini rahat ve huzurlu hissettiği bir ülke, Akdeniz coğrafyasında, Afrika’da ve Batı’da nereye giderse gitsin Türk Bayrağı’nın altında kendini güvende hisseden bir çoğunluğu yaratmamız gerekiyor.   

 

“Hoca bu işler zor, acaba kast edilen kişi başına düşen gelir yani per capita mı ?” diye soranlar olacaktır. Onunla ilgili de bilgi vereyim. Mahfi Hoca'nın G20 Ülkeleri içinde Türkiye'nin performansını analiz ettiği yazısındaki tablodan anlıyoruz ki, kast edilen bu değil. Tabloya göre 2000-2018 arasında kişi başına gelirini en çok artıran Çin, Rusya, Endonezya ve Hindistan. Türkiye bu dönemde kişi başına gelirini 2 kattan biraz fazla artırmış ama G20 sıralamasında 13.lükten 15.liğe gerilemiş. 

Şimdi söyleyeceğim daha önemli: Bu sıralama G20 sıralaması. Yoksa dünya sıralamasına bakılırsa Türkiye 2018 yılında 9.405 dolarlık kişi başına gelirle 72. sırada. Bunun da altını çizeyim. Yani kişi başına düşen milli gelirde ilk 10!a girmemiz imkansız gibi. 

 

Bu bilgilerden hareketle, kast edilenin doğrudan doğruya mutlak GYSH rakamı ya da kişi başına düşen Milli Gelir değil, Mahfi Hoca'nın dediği gibi, SAGP göre Milli Gelir olduğu ortaya çıkıyor. Ancak ve ancak bu şekilde ilk 10'a girebiliriz. 

 

Ama bu da garanti değil.  Yukarıda altını çizdiğim şartların en azından 2 tanesinin yan yana gelmesi ve Türkiye’nin dışarıdan bakıldığında imrenilen bir politik-sosyal-ekonomik ortama sahip olması elzem gözüküyor. Aksi taktirde dünyanın 10 Büyük Ekonomisi arasına girmemiz SAGP'ye göre 2030'da bile imkan dahilinde gözükmüyor diyebilirim.


 

 *https://www.mahfiegilmez.com/2020/06/turkiye-ilk-10-ekonomi-arasna-girebilir.html

**https://www.mahfiegilmez.com/2020/06/turkiye-ekonomisinin-buyuklugunun-g-20_22.html

 


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 24.6.2020 07:30:31

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.