"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Biri büyük resmi bize anlatmalı ...

Bu yazıyı Spotify.com'da canlı dinleyebilirsiniz. Tıklayınız!

 

Değerli Dostlar. Ne zaman ters giden bir gelişmeden bahsetsek, hemen "büyük resmi görmüyorsun" diye cevap yetiştiren oluyor. Resim sanıyorum çok büyük, bir türlü kimse tarif edemiyor. Mecburen iş başa düştü. 


Mademki "büyük resim" anlatılamayacak kadar büyük, ben de kendi başıma denemeye karar verdim. Bunun için de önce Türkiye’nin önündeki meseleleri sıralamam gerekiyor:

 

-       Yeni ittifak arayışları ve yalnızlaşma riski

-       Kuzey Afrika ve Doğu Akdeniz Coğrafyasında Barışın Tesisi

-       Suriye’de Barışın Tesisi

-       Sürekli Artan İşsizlik

-       Ekonomik Büyüme Modelinde Acil Değişiklik Yapılması

-       Siyaset Kurumunun Yeniden Yapılandırılması ve Seçim Kanunu

Uzaktan bakınca bazı maddelerin  birbiriyle alakası yokmuş gibi gözükse de, aslında hepsi aynı diyagramın içinde matriks şekilde ele alınması gereken ve sabırla çözülmesi gereken konular diyebilirim.

Hatırlarsanız, daha önceki yazılarımla ve İngilizcesi de raflara giren İktisattan Çıkış" kitabında G7 ülkelerinin muazzam borçları ve büyüme hızları uyumsuzlaşmaya başladığı anda ‘Arap Baharı’nın ortaya çıkışını anlatmıştım. Batı Ülkeleri bu bölgede yaşayan yarım milyarlık, yaş ortalaması oldukça genç olan nüfusu ‘demokratikleştirme’ vaadiyle ticari koloni haline getirmek istediğini anlıyoruz. Ancak bu deneme başarılı olamadı, hatta beklenmedik kötü sonuçlar çıktı.

Şu an biz de bir başka çıkmazın içindeyiz. Türkiye’nin de işsizlik oranını düşürmesi bu ekonomik model ve yaklaşımlarla mümkün gözükmüyor. Ülkede 26 Milyon Kişi çalışıyor, 4 Milyon’dan fazla kişi de işsiz durumda. Peki bununla nasıl başa çıkacağız ? 

Son birkaç yıldır ortaya çıkan gelişmelere bakılırsa, cevap belli: Fas’tan Suriye’ye kadarki coğrafyada adım adım istikrarın tesis edilmesiyle beraber Türkiye önümüzdeki 10-15 yılda 2 Milyondan 5 Milyona kadar vatandaşını bu bölgeye çalışmaya göndermeyi düşünüyor. Bölgede uygulanan diplomaside bu kadar ısrarcı olmanın sebepleri arasında mutlaka işsizlik meselesi de olmalı diye düşünüyorum.

Şu an halihazırda 6.5 Milyon Türk Vatandaşı yurt dışında yaşıyor. Büyük bir çoğunluk yani 5 Milyondan fazlası Batı Avrupa’da bulunuyor. Orta Doğu’da ise sadece 200.000 vatandaşımız bulunuyor. Kuzey Amerika’da bile 300.000 ‘den fazla vatandaşımız var. Yani, Türkler Batı Dünyasında daha kalabalık. 

 

"Biri çıkıp anlatsın artık..."

 

Buradan hareketle, bana sürekli olarak ‘büyük resmi görmüyorsun’ diye çıkışanlara, şöyle cevap veriyorum:

"Madem planımız Akdeniz’in güneyine doğru yayılmak, o zaman eğitim sistemini buna göre kurgulamalıyız. Türkler oradakilerin altında mı çalışacak ? Yoksa ustabaşı, müdür, patron vs. olarak mı gidecekler ? Eğer Türk Firmaları orayı kolonize edecekse bununla ilgili finansman modeli nasıl olacak ? Sadece Petrol ve diğer kaynaklara güvenemeyiz. Ayrıca, oradaki eğitim kurumlarını da bölge yaşayanlarının kalitelerini yükseltecek şekilde ele almalıyız. Türkiye ve bu ülkeler arasında şu ana kadar kurulmuş eğitim işbirliğini güçlendirmek için herhangi bir planımız var mı ? Türk Bankalarının bu bölgedeki faaliyetlerini güçlendirmek için nasıl bir tasarım uygulayacağız ? Oradakilerin güvenliğini sağlamak için hangi ülkelerle iş birliği yapacağız ? Nihayetinde büyük resmin ortaya çıkması için ne kadar bir süre bekleyeceğiz ?"

İşte tüm bunlar Türkiye’deki iç siyaseti, seçim sistemini, Anayasal Kurumların yeniden tasarımını, Başkanlık Sisteminin akıbetini, yeni seçim sistemini, yeni ekonomik modeli, işsizliğin seyrini, bölge barışını ve ABD-Rusya-Çin gibi güçlerle olan ilişkileri doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyecek sorular.

Aslında böyle büyük bir plan var ise, hükümet adına konuşan ama hükümet görevlisi olmayan uzmanların ağzından değil, doğrudan doğruya ‘güvenilir kişilerin’ toplandığı ve yetkili ağızların yer aldığı büyüklü küçüklü toplantılarla anlatılması daha uygun olacak diye düşünüyorum. 

Böylelikle ana planın tasarımında eksik kalan yerler tamamlanır ve farklı fikirdeki kanaat liderleri tek çatı altında buluşmuş olur. Aksi taktirde bilip-bilmeden lehte veya aleyhte konuşan insan sayısı sürekli artacak, iş insanları, bilim insanları ve topluma yön veren kesimler sürekli tereddütlü olacaklar. Tereddüt olduğu zaman da direnç oluşacak. Benden söylemesi. 

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 29.6.2020 07:29:27

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.