"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Olumsuzlukların olumlu tarafı var mı

Bu yazıyı Spotify.com'da canlı dinleyebilirsiniz. Tıklayınız!

 

Komplo teorileri, felaket senaryoları, kriz edebiyatı meseleyi uzaktan seyredenler için son derece eğlenceli, gizli gizli zevk alınan işlerdir. "İşler iyiye gidecek" diyenler sevilmez, "felaket kapıda" diyenler ise teveccüh görür.

Tabii şunu da kabul ediyorum: Nasıl ki iyi olanı kötü göstermek lanetli bir marifet ise, kötü olanı iyi göstermeye çalışmak da en hafif ifadeyle yalancılıktır. Her iki eğilimden de uzak durmakta fayda var. 

Pandeminin sürekli olarak kötü taraflarını konuşuyoruz ama iyi taraflarından da bahsetmek gerekiyor diye düşünüyorum.

İlk olarak hem bankacılık ve finans kesiminde hem de reel kesimde oldukça ciddi bir konsolidasyon faaliyeti başladı diyebilirim. Uluslararası seviyede finans kurumlarının aktifleri büyüsün diye önceki dönemde başlattıkları kampanyalardan oluşan ve refinanse ettikleri portföylerden kaynaklanan performanssız kredilerden hızlı adımlarla kurtulmaya çalıştıklarını görüyorum. Türkiye'de de Bankalar ortaklaşa kuracakları bir aktif yönetim şirketiyle sorunlu kredileri sistemden çıkarmak niyetindeler. İlginç bir adım diyebilirim. Zor ama imkansız değil. 

Bu arada biraz da bankacılık sektörünün kabahati olan "aşırı kredilendirilmiş" firmalar, finansal borçlarını azaltma yoluna gidiyorlar. Türk Firmalarının neredeyse 2018'den beri başlattıkları döviz borçlarını azaltma operasyonunun, Pandemi Sürecinde devam ettiğini, tam olarak 80 Milyar Dolar civarında dış borçta azalma gerçekleştiği görülüyor. Bu oldukça ciddi bir gelişme. 

"Haziran performansı enflasyon hariç umut verici..."

Bu arada hem ihracatta, hem reel sektörde ve sektörlerin önemli bir kısmında tahmin edilenden daha hızlı bir toparlanma görüldüğünü de eklemek istiyorum. Elbette bu süreci bu şekilde atlatmamız Kamu Bankalarının mesai mefhumu gözetmeksizin verdikleri büyük çaba oldu diyebilirim. Bu değerli çabanın özel sektör bankaları tarafından da benimsenmesi önemliydi. Tabii, şirketlerin TL cinsinden borç büyüklüğü giderek artarken, Merkez Bankası'nın çabalarıyla faizlerin düşük kalması bu yükün hafiflemesine fayda sağlıyor.

Bu arada, giderek firmaların daha az şubeli, daha az insan çalıştıran ama daha fazla teknolojiyle daha fazla randıman üreten bir hale geleceklerini söylemek hayalperestlik olmaz. 

Özetle, bir yıldan beri katıldığım toplantılarda anlattıklarım Pandemi sayesinde düşündüğümüzden de hızlı gerçekleşirken, Merkez Bankalarının söz konusu değişimin fonlanması için faizleri düşük tutmaları gerekli gözüküyor diyebilirim. Çünkü ortaya çıkan işlerin verimi henüz yüksek faizli kredileri gerçekleyecek düzeyde değil. 

Ancak, Türkiye'de enflasyonun seyri faizleri  daha da düşmesine meydan vermeyecek gibi gözüküyor. Bunu da söylemeliyim. "Faizler yükselecek mi ?" sorusuna yarınki yazımda cevap vermeye çalışacağım. 


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 7.7.2020 07:13:55

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.