"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Diplomasinin incelikleri...

Bu yazıyı Spotify.com'da canlı dinleyebilirsiniz. Tıklayınız!

 

Yok, merak Etmeyin. "Bu sefer de bu konuya mı bulaştı" da demeyin. Sadece duyarlı bir vatandaş, çok okuyan bir insan ve analiz yapan bir bilim insanının gözünden düşüncelerimi aktaracağım. 

Problemli coğrafyalarda yaşananlardan sadece komşu ülkeler değil, uzaktaki ülkelerin de etkilendiği aşikar. Ancak, "etkilenme" derken sadece olumsuz anlamda kullanmıyorum. Müsaadenizle anlatayım.

İç karışıklık yaşanan ülkelere diğer ülkelerin müdahale yaklaşımlarında üç değişik metot mevcut. Dördüncüsü yok diyebilirim:

- Terk etme ya da görmezlikten gelme
- Doğrudan müdahale ederek çözme
- Statükoyu koruma

Eğer istikrarsızlık içinde olan ülkeye müdahale eden ülkeler varsa, bu üç metodu uygulamaktan başka çareleri yok diyebilirim. Libya'da olan bitenleri de buna dahil ediyorum. 

Türkiye'nin bölgeyi terk etmesinin ya da olan biteni görmezden gelmesinin mümkün olmayacağını bütün dünya anlamış durumda. Elbette bu durum Libya'nın karışıklığından sebeplenen ülkelerin menfaatiyle çelişiyor. Aslına söz konusu ülkeler de Türkiye gibi müdahale etmek istiyor ama, ya geç kaldılar ya da bölgeye müdahale edecek şartları bulamadılar. 

"Ben müdahale edecek fırsatı bulana kadar Libya karışık kalsın" demek şu anki şartlarla, ülkenin bölünmesini bile tercih etmek demek. Ancak bu bölgede, özellikle Akdeniz'de çağlar boyunca denenen "böl-parçala-yönet" politikası her zaman ters tepmiş ve daha büyük zalimliklerin yapılmasına davetiye çıkarmış. Fransa'nın isteği bu olsa bile, Türkiye'nin buna hem menfaatleri gereği hem de akılcılık gereği müsaade etmeyeceği ortada.

Macron'un iç siyasette sıkışması sebebiyle bir "dış düşman" yaratmaya çalıştığı ancak AB ve ABD tarafında destek görmediği aşikar. Türkiye'nin Libya meselesindeki kararlığı devam ettiği sürece, AB ülkelerinin farklı şekilde baskı uygulayabileceğini de hesaba katmak lazım. 

"Sadece diplomaside değil, her yerde benzer sorunlar yaşanıyor..."

"Ne alakası var !" demeyin sakın. Ayasofya Meselesi de  bugüne kadar "statükoyu korumak" şeklinde idare edilmiş olduğu için, bugün durumun net anlaşılması için yargıya başvuruldu. Yani "meşru" kararlara ya da davranışlara bağlı olmadan yaratılan dengeler, hiç ummadığımız anda masanın üzerine ciddi sorunlar koyabiliyor. Bu kadar sorunun arasında, Ayasofya Meselesinin bir anda alevlenmesi, Libya ve diğer konular masadayken zamansız oldu. Ancak çözülmesi gerekiyor. Baro Meselesini de buna ekleyelim. Bir zamanlar çözülmesi gereken meseleler şimdi masaya konuyorsa kızmamak lazım. Statükoyu korumak adına çözümleri ertelediğimiz sürece, durumdan menfaat sağlamak isteyenler, gündemi değiştirmek isteyenler ve iyi niyetle çözmek isteyenler dışarıdan bakınca birbirine karışacak. 

Özetle, problemli konulara "bir ara bakarız" diyerek çözümsüz bırakılması bir süre sonra yukarıda belirttiğim üç seçeneğin ortaya çıkmasına sebep oluyor. Ancak meselenin menfaat tarafları çoğalmışsa, bu sefer "statükoyu koruma" seçeneği eleniyor, ya meseleden çekilmek ya da çözülene kadar uğraşmak gerekiyor. 

Sonuç olarak, Fransa'nın ve Rusya'nın davranışlarını yeterli bir mesafeden izlediğimiz zaman, her iki ülkenin de Libya'nın, meşru hükümet kazanacağına bu şekilde karışık şekilde devam etmesini istediklerini, bunun için de ellerinden geleni yapacaklarını anlayabiliriz. Elbette, Türkiye'ye karşı vekalet unsurlarının kullanıldığı ilk mücadele bu değil. Macron'un siyasetteki acemiliği, Putin'in ise bölgedeki Rus Varlığının "meşruluğu" konusundaki olumsuz seyre müdahale isteği, işlerin daha da gergin hale geleceğini gösteriyor. 

Türkiye'nin mutlaka bu süreci atlatana kadar iç siyaset ve ekonomide dengeli durması gerekiyor. Aksi taktirde birçok sorun arzu ettiğimiz gibi değil, başkalarının arzu ettiği gibi çözümlenir. 


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 9.7.2020 07:29:44

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.