"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

İyi haberler ve kötü haberler...

Bu yazıyı Spotify.com'da canlı dinleyebilirsiniz. Tıklayınız!

 

Değerli Dostlar. Bu hafta üç önemli gelişme oldu. Bunlar sırasıyla BIST'teki rekor ve geri çekilme, Altın'ın yükselişi ve Hazine nakit dengesi açıklamaları oldu. 

İlk önemli gelişme BIST'in işlem hacminde rekor kırılmasıydı. Son haftalarda mevcut hesaplara binlerce yeni hesap eklenmesiyle yatırımcı sayısının 1.5 Milyonu aşması zaten bu gelişmenin habercisiydi. Hafta içi 35 Milyar TL ile BIST Hacminde tüm zamanların rekoru kırıldı. Bu gibi durumlarda açıkçası endişelenirim ama bu kadar düşük faizlerle hele ki hisse senetleri yukarı giderken vatandaşın başka bir alternatifi yoktu. Ancak "tora tora tora" yani "toplu hücum" durumlarında canı yanan çok oluyor. Nitekim dünkü sert düşüş öncesinde çarşamba günü BIST yerinde sayarak, tereddütte olanlar için satış yapma fırsatı vermişti. BIST'in neredeyse Salı günü 120.000 seviyesinde yaklaşırken dün 116.000 puan altında günü bitirmesinin "ter atma" mı yoksa "benden buraya kadar mı" anlamına geldiğini bugün anlayacağız. 

“Ben aldım ya, şimdi düşmeye başladı” diyenler de oluyor. Bu sebeple yatırımcıların her zaman alış ve satış fiyatlarında önceden hedeflerini tespit etmeleri, gün içi yaşanan geçici dalgalanmalara aldırmadan, aktif olarak yatırımlarını takip etmeleri gerekiyor. “Aktif takip” derken kastım, sandığa altın atar gibi değil, sürekli piyasalardaki gelişmeleri gözlemek oluyor.

Altın demişken: Nisan ve Mayıs aylarında sosyal medyada canlı yayın yaptığım Dan Levent bir mesaj attı: “Hocam Altın 1800 Doları aştı, bizimle iddiaya girenler takım elbiseyi hazırlasınlar”. Bahsettiği şey, Altın’ın 2000 Dolara yükselmesinin kuvvetli ihtimal olduğundan bahsederken, izleyicilerden birinin “imkansız, eğer olursa ikinize de takım elbise alacağım” diye mesaj atmasıydı. Tabii, piyasalar için “imkansız” diye bir şey söylenmemesi gerektiğini bir kere daha bu örnekten anlamış olduk. Şelale gibi düşüşlerden nefes almadan sürekli yükselmelere kadar ne varsa yaşanıyor piyasalarda. 

Nihayetinde piyasalar ne diyorsa o oluyor.  Altın 1800 Doları aşınca, Türkiye’deki yatırımcıların da yüzü güldü diyebilirim. Gram Altın’ın 400 TL’ye değmesi her an gerçekleşebilir. Bundan sonra Dolar/TL yerinde saysa bile, yurtdışında yükselmeye devam ettikçe Gram Altının da fiyatının artacağını söylemek falcılık olmayacaktır.

Daha önceki raporlarında belirttiğim gibi, Euro dolar paritesinde de gözle görülür bir yükseliş hazırlığı var. Geçenlerde Güneydoğu Anadolu ihracatçı birlikleri toplantısında bana bir soru geldi: “Parite buradan nereye gidebilir?”. Ben de, bir önceki zirvesini hedeflendiği konusunda kanaatlerin oluştuğunu aktardım. Yani 1.24 seviyesi makul gözüküyor ancak o seviyeye kadar bir çok direnç noktası da mevcut. Uzmanları dinlemek lazım.

"Kamu açığı dikkat çekici hale geldi artık..."

Paritenin yukarı doğru gitmesi ihracatımız için olumlu bir haber. Ne de olsa ihracatımızın %50 sinden fazlasını Avrupa birliği ülkelerine yapıyoruz. Ancak söz konusu ihracatın tamamı Euro cinsinden yapılmıyor elbette ama büyük bir çoğunluğu bu şekilde yapılıyor diyebilirim. Ancak beni huzursuz eden başka bir konu var:

Hafta içi Hazine ve Maliye Bakanlığı haziran ayına ilişkin nakit gerçekleşmelerini açıkladı. Geçen ay Hazinenin nakit gelirleri 61 milyar 444 milyon lira, nakit giderleri ise 89 milyar 452 milyon lira olmuş. En çok önem verdiğim yer ise şu: Faiz dışı giderler 83 milyar 228 milyon lira, faiz ödemeleri ise 6 milyar 224 milyon lira olarak gerçekleşmiş. Yani Faiz dışı denge ise 21 milyar 784 milyon lira açık vermiş. Haziran ayında nakit dengesinde 26 milyar 758 milyon lira açık oluşmuş.

Açıkçası, Pandemi öncesinde de Faiz dışı açık konusunda pek başarılı bir performans göstermediğimiz için sonuç benim için şaşırtıcı olmadı. Ancak, bu sonuç giderek faizler üzerinde baskı kuracak gibi geliyor bana. Faiz dışı harcamaların bu kadar yüksek seyretmesi bir mecburiyet olsa da, şu anki şartların bıçak sırtı bir dengede gittiğini de gösteriyor. 

Şöyle diyeyim: 2018 yılında ortaya çıkan kur atağından beri Kamu Bütçesi toparlanmakta zorluk çekiyor ve giderek açılıyor. Duyduğum kadarıyla yeni bir vergi barışı da yoldaymış. Bu tip uygulamalar vergi ödemek isteyip de ödeyemeyenler için yapılıyor elbette. Ödemeyenler zaten hiçbir şekilde ödemiyor. Maalesef adalet duygusunu incitse de, vergi barışı sayesinde hem mükelleflerin rahat ettiğini hem de tahsilatlarının arttığını da söylemem lazım.

Elbette kamu açıklarının ertelenmiş vergi ödemeleriyle beraber birkaç ay sonra biraz daha düzeleceğini öngörüyorum. Yine de her ay kamu gelir-gider açıklamalarını endişeyle izlemeden edemiyorum.


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 10.7.2020 07:27:49

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.