"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Sürekli parasını düşünen değer üretemez...

Bu yazıyı Spotify.com'da canlı dinleyebilirsiniz. Tıklayınız!

 

Değerli Dostlar. Ülkemizin en çok katma değer yaratması gereken insanlarının şahsi tasarrufları hakkında endişe duymalarını inanın beni çok üzüyor. Sürekli olarak birikimleri için endişe duyan insanların büyük işler başarma imkanı pek yok. 

Hafta sonu daha önceden söz verdiğim bir ziyaret için şehir dışına çıktım. Havalimanında çok sevdiğim eski bir dost, değerli bir iş insanının BIST’i endişeli gözlerle izlediğini gördüm. Kendisine “zarar çok mu ?” diye sorunca, acı bir tebessümle bana baktı. 

Aramızdaki samimiyete inanarak, piyasalarda çok ciddi tecrübeye sahip bir uzmanın bana yaptığı bir uyarıyı kendisine hatırlattım: 

“Borsa yukarı giderken hacim rekor kırıyorsa teknik analiz ustaları bundan pek hoşlanmaz..” 

Sanıyorum bam teline bastım ki, bana düşüşün kendine göre sebebini anlatmaya çalıştı. Yabancı bir kurumun büyük bir müşterisinin satışıyla alakalı bir hikayeye başlamıştı ki, ben aynı uyarıyı tekrarladım: “Borsa yükselirken hacim rekor kırarsa korkacaksın..”

Bu sefer itiraz etmedi. Herkesin bildiği meşhur hikayeyi anlattım hemen: Büyük bir portföy yöneticisi, bir ayakkabı boyacısının borsadan konuştuğunu duyunca, elindeki bütün portföyü anında boşaltmış. Sebebi küçük tasarruf sahiplerine incitmek ya da onlara zarar vermek değil, kurumsal hesaplar yerine birbirinden farklı beklentileri olan küçük hesapların piyasalarda egemen olması demek sert dalgalanmalar ve istikrarsız seyir demektir. Profesyoneller, amatörlerin piyasada egemen olmasından bu sebeple hoşlanmazlar. “Borsa İstanbul’da açılan hesap sayısı ve sürekli artan hacim, sonunda direnç seviyesinden yoğun bir satışın gelmesine sebep oldu” diye izah ettim. 

Ancak karşımdaki ısrarlıydı:  “Ben küçük yatırımcı değilim, hatta büyük yatırımcı kategorisindeyim“ diye cevap verdi. Anladım ki söylediklerime dikkat etmeyecek bir algı seviyesine gelmiş işler, hemen sustum. Başka bir konuya atladım.

"İnsanda kabahat yok, sistemde hata var..."

İki hafta önce de bir restoranda otururken, Türkiye'nin sanat ve kültür hayatına katkıda bulunan bir kişiyle aramda şöyle bir sohbet geçti:

- Hocam selam, parayı nereye yatıralım ?
- Bana verin ben itinayla yerim..
- Hoca bırak şakayı, gerçekten ne yapalım ?
- Paranızın tamamını tek bir yatırım aracına koymayın
- Peki nereye koyalım ?

Anladım ki mesele uzayacak, kendi hikayemi anlattım. Tam 12 yıldır sağlık, eğitim, bilgi, müzik, kültür, edebiyat vs. gibi konularda kendi kendime yetmek için çabaladığımı, zenginleşmek gibi bir arzum olmadığını, kazançlarımın bir kısmını otizmli çocuklara bağışladığımı, etrafımdaki insan sayısını azalttığımı aktardım. Ayrıca kazançlarımı "kimseye muhtaç olmama" prensibiyle değerlendirdiğimi, sağlık masraflarının artık çok yüksek olması sebebiyle sağlımı ön plana alan bir programım olduğunu, yaptığım sunumların içerik ile görsellik açısından kaliteli olması ve resmi web sitemin, YouTube kanalımın bana yakışır bir seviyede olması için yatırım yaptığımı, sosyal medyayı bizzat kendim idare ettiğimi, bu sebeple takipçilerimin tamamının organik olduğunu anlattım. Ayrıca Televizyona çıkmadan önce ciddi ders çalıştığımı ve gerekiyorsa tartışma konusu ile ilgili parasını vererek kaynak toparladığımın altını çizdim. Bunun bana maddi ve manevi olarak fayda sağladığını ekleyip sözlerimi "çocuklarıma temiz bir isim bırakmak için yatırım yapıyorum, babam da böyle yapmıştı" diye bitirdim. 

Biraz suskunluk oldu ve karşımdaki tekrar sordu:

- Tamam da paramı nereye koyayım onu söylemedin ? 

Şaka yapmıyordu. O an gülmeye başladım ve kendisine yardımcı olamayacağımı söyledim. 

Bu ülkeden sıra dışı, çarpıcı ve marifetli hikayeler çıkması için hiç kimsenin "paramı hangi para biriminde değerlendireceğim" dememesi gerekiyor. "Hangi yatırım aracında değerlendirmeliyim ki param diğer paralar karşısında erimesin" dedikçe, asli işimize odaklanamıyoruz. Bu sebeple "büyük iş adamı, büyük iş kadını" dediklerimizin yaklaşımları maalesef "küçük esnaf" kıvamında oluyor. 

Büyüklüğü ne olursa olsun sürekli şahsi parasını düşünmek zorunda olan insanlarla büyük işler başarılamaz. Ancak, insanları bu hale getiren şartlar neyse öncelikle bertaraf edilmesi gereken odur diye düşünüyorum.   


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 16.7.2020 07:28:17

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.