"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Aktif Rasyosu meselesine ince ayar vermek lazım...

Bu yazıyı Spotify.com'da canlı dinleyebilirsiniz. Tıklayınız!

 

Dün TV100'de Ahu Özyurt'un programında yabancı bir uzmanın Türkiye'deki kredi büyümesini işaret ederek, "bu şartlar altında Dolar/TL'nin ederi 7.50 olmalı" diye yorum yapmasını konuştuk. Elimden geldiğince bu yorumun safsata olduğunu, şu anki kredi büyümesinin ve rasyoların 2018'deki seviyelere ulaşmadığını anlattım diye düşünüyorum. 

Banka harici finans kuruluşlarını dinleyince, meseleyi "kredi patlaması" olarak anlatmanın yanlış olduğuna, bu rakamları farklı okumak gerektiğine iyice kanaat getirdim. Pandemi sürecinde işleri oldukça yavaşlayan sektör, aslında iyi günlerde piyasaları en süratle fonlayan bir özelliğe sahip. Bu sebeple sektör temsilcilerini dikkatle dinleyip, notlarımı alıyorum. 

Sektör temsilciler bakın ne diyor: "Biz de özel sektöre kredi veren kuruluşlarız ve finasmanın büyük kısmını bankalardan sağlıyoruz. Hatta bankaların kredi vermediği kuruluşlara fon sağlıyoruz. Aktif rasyosu sadece reel sektör için geçerli olduğu için bankalar bize kredi açmak istemiyor ya da kısa vadeli yüksek faizli kredi önerisinde bulunuyorlar. Bu durumda piyasalarda fon akışı iyiden iyiye kısa vadeye sıkışmaya başlıyor. BDDK'nın bu konuya müdahale etmesi gerekiyor."

"BDDK'nın hassas dokunuş yapması gerekiyor..."

Açıkçası, banka harici finans kurumlarının tahsilat ve ödeme imkanlarının reel sektör firmalarına göre daha güçlü olduğunu söylemeliyim. Gerekirse bono arzına gidip bankalara ödemelerini gerçekleştiriyorlar. Müşterilerle bankalara göre daha yakın çalıştıkları için tahsilat kabiliyetleri de yüksek. Bu sebeple bankaların bu kurumlara biraz daha sıcak yaklaşmalarıyla beraber piyasadaki likiditeyi canlı tutmak mümkün olabilir. Ödeme mekanizması çalıştıkça güven gelir, güven geldikçe ticaret artar ve Covid-19 sürecini en az zararla atlatırız.

Diğer taraftan Banka Harici Finans Kurumlarının da hem mali tabloları hem de faaliyetleri BDDK tarafından denetlendiği için, bankaların çok daha rahat takip edecekleri bir iş ilişkisi de kurulabilir. Buradaki tek sıkıntı bankaların bu kurumları kendilerine rakip görmeleri. Eğer BDDK tarafından aktif rasyosu hesabına banka harici finans kurumları da belli bir ölçüde dahil edilirse,  piyasadaki akışkanlığın daha da artacağını düşünüyorum. 

Yazının en başındaki meseleye geri dönersek: Bankaların küçük montanlı kredilerde yeni müşteri sayısı artıyor ancak büyük kredilerde müşteriler neredeyse hep aynı. Yani aynı kişiler, firmalar ya da gruplar giderek daha fazla borçlanıyor gibi gözüküyor. Bu durumun döviz kurlarını yükselteceğini söylemek, sebep-sonuç ilişkisi konusunda bilgi sahibi olunmadığını gösteriyor. 

İşin aslı, BDDK'nın Aktif Rasyosuna hassas bir ayar vermesiyle, bankaların sırtındaki yükü biraz hafifletmesi ve banka hariç finans kurumlarıyla yükünü paylaşması mümkün olacak. Sadece bankacılığın üzerine yüklenerek reel sektördeki akışkanlığı sağlamak mümkün değil. 


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 17.7.2020 07:35:05

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.