"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Bankalara kızıyoruz ama lüzumundan fazla da yüklenmeyelim...

Bu yazıyı Spotify.com'da canlı dinleyebilirsiniz. Tıklayınız!

 

Değerli Dostlar. Bugün Merkez Bankası faiz kararını açıklayacak. Mantıklı olan davranış faizleri sabit tutmak olacak. Yarın yorumlarız artık. Bugün başka bir meseleye el atacağım.

"Coğrafya kaderdir" dedikleri zaman çoğu zaman tepki gösteriyorum. Ancak bazı durumlarda kendini kabul ettiren ayrıntılar da sunmuyor değil. 

Şunu iyi bilelim:  Bir piyasada fon arz edenler ve fon talep edenler için ne kadar enstrüman var ise kaynak sorunu için ortaya konacak çözümler artar. Ancak enstrüman sayısı kısıtlı olursa aracıların da sayısı azalır.  Şöyle bir bakınca Türk Finans Sistemi'nin AB Finans Sistemiyle büyük bir benzerlik gösterdiğini anlıyoruz. 

Euro Bölgesinde Firmaların finansman ihtiyacının % 80'inin bankalar tarafından karşılandığını görüyoruz. Geri kalan % 20'lik fonlanma enstrümanları değişik türdeki bonolar ve farklı borçlanma türlerinden oluşuyor. Hiç birinin payı % 10'u geçmiyor. Hal böyleyken Euro Bölgesinde bütün yükü bankalar çekiyor desek yanlış olmaz.  

ABD'ye baktığımızda ise çok farklı bir manzarayla karşı karşıya kalıyoruz. Şaka değil Amerikan Firmalarının finansman ihtiyacının sadece % 18'ini bankalar karşılıyor. En önemli fonlanma faaliyetini % 28 'lik paylarla  sırasıyla A+ ve BBB dereceli tahviller alıyorlar. Haliyle bu tahviller güçlü firmaların borçlanma kağıtları ve getirileri çok yüksek değil. Bu sebeple % 11'lik payla yüksek getirili tahviller pastadan pay alıyor. "Cesaret eden buyursun" diye arz edilen bu tahvil ve bonoların yanında % 10 ile kaldıraçlı krediler gelirken, hemen ardından % 4 ile "doğrudan fonlanma" dediğimiz finansman metodu var. 

"Sıkışmış gazı artık salmak lazım dikkatlice..."

Elbette ABD'de "bana para lazım" dendiğinde bu ihtiyacı giderecek oldukça fazla sayıda şirket mevcut. Hatta bunların uyguladıkları yüksek faiz sebebiyle ciddi tartışmalar ve davalar da yürüyor. Yine de buradaki piyasaların "çok borçlu olmak" sebebiyle değil, yatırımların gerçek kaynağı olan "özel tasarrufların artması" sebebiyle derinliklerini koruduğunu söyleyebilirim. Brezilya dahil birçok ülkenin muazzam tahvil piyasalarına sahip olmalarının sebebi, tasarrufun azlığı ve borcun büyüklüğü diyebilirim.

Özetle, Türkiye'nin bulunduğu coğrafyada mevzuatın katılığı ve değişmeyen gelenekler sebebiyle bankaların üzerinde ciddi bir yük bulunuyor. Bu yükün dağıtılması için banka harici kurumların devreye sokulması, hatta bankaların bu kurumları adeta bir şube gibi kullanmaları gerekiyor. Diğer taraftan sermaye piyasaları üzerinden borçlanmaların da engellenmemesi gerekiyor. Bankalar kredi versin ya da mevduat toplasın diye artırılan finansman bonosu stopajları maalesef olumsuz sonuçlar yaratıyor. 

Sonuç olarak, personel sayısının artırılması ve en yüksek teknolojinin kullanılması bile bankaların artan riskleri takibinde yardımcı olmayacak gibi gözüküyor. Mutlaka sıkışan basıncı bir yerden salmak gerekir diye düşünüyorum.


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 23.7.2020 07:32:29

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.