"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Buraya kadar idare ettik, bundan sonra ne olacak ?..

Bu yazıyı Spotify.com'da canlı dinleyebilirsiniz. Tıklayınız!

 

 

Uzak gelecek ile alakalı öngörülerde bulunmak oldukça eğlencelidir. Çünkü o gün geldiğinde kimse hatırlayıp da hesap sormaz. Ancak aylar sonrası için fikir paylaşmak kolay değildir. Özen gerektirir.

 

Öncelikle bizim için elzem olan Euro/Dolar paritesiyle başlayayım: Uzmanlar 2008 yılından beri düşüş kanalında olan Euro Dolar paritesinin artık bu kanalı kırıp yükselmeye başlayacağını ve ilk güçlü direncin 1.20 seviyelerinde olacağını söylüyorlar. Bu durum Türkiye’nin ihracatı için çok önemli. Çünkü ihracatımızın %50 'sinden fazlasını Avrupa birliğine yapıyoruz. Euro’nun dolar karşısındaki yükselişi, ihracatın dolar cinsinden tarifini de yükselteceği için moral olacaktır diye düşünüyorum.

 

Diğer taraftan gayrimenkul ve otomotivdeki talep artışı biraz yavaşlamış olsa da, kredi kolaylıkları sebebiyle hız kesmeden devam ediyor. Kamu bankalarının otomotiv kredileriyle aldığı karar epey düşündürücü ancak, yine de faiz oranlarının sonbahara kadar yükselme trendine gireceğini öngörüyorum. Çünkü piyasa koşulları bu düşük faizleri gerçeklemiyor. Dolayısıyla yıl sonunda faizler çift hanede uzun süre geri dönüşü olmayacak şekilde perçinlenecek diyebilirim.

 

Enflasyonun tek haneye ile yılı bitiremeyeceği öngörülerim arasında olduğu için faiz konusundaki tahminimde yanılacağımı sanmıyorum. Bu sebeple şu an için uzun vadeli düşük faizli bir kaynak bulanlar fırsatı kaçırmamalı.

 

"Başka sıkıntı olmadan ekonomi düzelmeli..."

 

Vergi tahsilatını sonbahara erteleyen devletin, harcamalarına Pandemi sebebiyle tam gaz devam etmesi geçen sene olduğu gibi bu yıl da rekor bütçe açığı yaratacak. İç borçlanma ve Merkez Bankası’ndan kaynak kullanımı artacağı için, ekonomik büyüme kendini göstermezse sıkıntı yaşamamız ihtimal dahilinde. Bir yandan barajdaki suyun bitişine bakarken diğer yandan yağmur bulutlarının gelmesini bekliyoruz desem yanlış olmaz. Barajın dibini görmeden önce yağmur sonra kar yağsın diye ümit ediyoruz.

 

Şu ana kadar ekonomik aktivite ile alakalı Mayıs ayından beri olumlu haberler geldi ancak, Mart ayından beri yükselmekte olan talep tarafındaki beklenti anketleri bir anda düşüş gösterdi. Bu durum, arz tarafındaki toparlanmanın talep tarafından henüz desteklenmediğinin sinyalini verdiği için, bir süre daha anketleri yakından takip etmek gerektiğini düşünüyorum. Yani sadece kapasite kullanım oranları, sanayi üretim endeksi, ciro endeksleri değil beklenti anketleri de ciddiyetle takip edilmeli.

 

Belki de meselenin en önemli tarafı şu: dünyadaki bütün ülkeler ekonomik olarak zaten sıkıntıda. Dolayısıyla kırılgan parametrelerden bir kriz ortaya çıkması için iç siyaset ve diplomaside ciddi dalgalanmaların olması gerekiyor. Eğer ekonomik aktivitedeki toparlanma gecikirse birçok ülkede hükümetlerin erken seçim hazırlığı yapacağını tahmin ediyorum. Bu öngörüme Türkiye’yi de dahil ediyorum.

 

Böyle bir durumda döviz kurlarının sakin kalmasını beklemek hayalperestlik olur. Dolayısıyla bir erken seçim kararı alınacaksa en geç sonbaharda alınacak ve en erken 2021’in ikinci çeyreğinde gerçekleşecektir. Tabi bu durumda daha önceki seçimlerde yaşadığımız gibi, “seçimlerden sonra bakarız” ya da “seçimlerden sonra alırız”  veya “seçimlerden sonra yatırım yapıp yapmayacağımıza bakarız” şeklindeki davranışlar ortaya çıkacak.

 

Bence ikinci dalga bir Pandemiden önce herkesin iç siyasette ve diplomaside ortaya çıkacak gelişmelerden doğacak ikinci bir iş durması için “B planını” hazır tutması gerekiyor diye düşünüyorum.


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 28.7.2020 07:26:22

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.