"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Geleceğin muteber insanları kim olacak ?

Bu Yazıyı Spotify'da Dinleyebilirsiniz. TIKLAYINIZ.

 

Piyasaların günlük ritmine odaklandığımız zaman maalesef diğer gelişmelere bakmakta zorluk çekiyoruz. Bazen kafamızı kaldırıp bakmakta fayda var diye düşünüyorum. Özellikle teknolojik gelişmelere. 

Pandemi sürecinde Altın gibi hızla değer kazanan Bitcoin ve diğer kripto paralara “sanal para” şeklinde yakıştırma yapanlar oldu. Ben bu alış veriş değerlerine “sanal” demek yerine, ısrarla kripto para demeyi tercih ediyorum. Sanal dendiği zaman “virtual” olarak algılanabilir. 

Pandemi öncesinde karşılıksız para bastığı artık tamamen anlaşılmış olan Merkez Bankalarının fonksiyonlarının azalması, otonom ve anonim sistemlerin giderek yaygınlaşması, bir alışveriş değerinin herhangi bir otoriteye bağlı olmadan da arz edilebileceğini ortaya koydu. Hatta söz konusu değerlerin emtia gibi alınıp satılması imkanı da doğdu ve bu gerçekleşti. 

Büyük ihtimalle yakın gelecekte kripto paralar ödeme sistemlerinin omurgasını oluşturacak diyebilirim. Ancak daha tam olarak yayılmadan bir yatırım aracı olarak alınıp satılmasının doğru bir yol olup olmadığı konusunda tereddütlerim var.

Elbette, kripto paraların bir alış veriş değeri olarak kullanılması, merkez bankalarının varlığıyla beslenen bankalar için şu an felsefi olarak ters bir durum. Ayrıca, bunun yatırım aracı olarak banka uygulamalarına eklenmesi de “tanınması” anlamına geleceğinden dolayı, şimdilik bankaların uzak duracağını düşünüyorum. Ancak Bankacılar fırsatları gören insanlardır. Eğer burada bir fırsat görürlerse mutlaka değerlendireceklerdir.

“Kripto Paralar bankalara rakip olacak mı ?” diye soran çok oluyor. Açıkçası, bankacılık bir hizmet olduğundan dolayı, bir alışveriş değerinin bir hizmet kurumuna rakip olmasını pek mantıklı bulmuyorum. Bir alışveriş değeri olarak kripto paralar yaygınlaşırsa o zaman bankalar da veya bankacılık da söz konusu gelişmeye göre evrilecektir. Dolayısıyla burada bir rekabet söz konusu değil tam tersine bir potansiyel işbirliği ihtimali görüyorum.

Ancak şu an bunları konuşmak için çok erken. Çünkü kripto paralar şu an alış veriş için değil, yatırım amaçlı olarak alınıp satılıyor. Türkiye’de de deneme amaçlı olarak dönercilerden bazı perakende firmalarına kadar kullananlar oldu ancak yaygınlaşmadı. 

Maalesef insanoğlunun aç gözlü olması, kripto paraların alışveriş değeri olarak kullanılmasından çok bir yatırım aracı olarak değerlendirilmesi sonucunu doğurdu diyebilirim. Yine de bazı dev markaların müşterileri ile aralarında oluşturdukları kripto alışveriş sistemleri mevcut. Bunları dahil edersek belki umutlanabiliriz.

“E-Ticaret belki de en önemli mecra olacak”

E-Ticareti kolaylaştırması açısından incelediğimizde : Kripto paranın mal ve hizmetleri değerlemesi konusunda alıcı ve satıcının herhangi bir itirazı yok ise, hiç kimse için problem yaratacağını düşünmüyorum. Ancak şunu da bilmeliyiz: dünya ticaretinin %80’i açık hesapla çalışıyor. Yani mali gönderen, “inşallah param gelir“ diye dua ederek bekliyor. 

Diğer tarafta ise uluslararası bankacılık ve finans sistemini kullanarak yapılan dış ticaret işlemleri var. Burada da kredi mekanizması işliyor. Henüz bankacılık kripto paraları alış satış değeri olarak kabul etmediği için, akreditif işlemleri para otoritelerinin, yani merkez bankalarının ürettiği paralarla yapılıyor. 

Uluslararası finans sistemini kullanmadan yapılan ticaret işlemlerinin kripto para ile yapılması elbette mümkün ancak tahsilat için garanti sağlayan kurumların şu an için kripto paraları alışveriş birimi olarak kabul etmediğini net bir şekilde görüyoruz.

Geleceğe doğru bakarsak: Pek yakında dış uzaya açılacağımız için, kimse cebinde kağıt para dolaştırmayacak. Ayrıca yerküreyi terk ettikten sonra insanların emek ve kabiliyetleri doğrultusunda yeni para birimlerinin ortaya çıkması mecbur olacak. Kimse ne dolar ne de Türk Lirası konuşmayacak uzayda. O günleri inşallah görürüz. 

Bana göre, herkesin şimdiden yakın gelecekte bu yeni alışveriş değerlerine kendini alıştırması gerekiyor. Mesela, kredi kartının limitini belirleyen para değil daha çok itibar. Dolayısıyla gelecekteki insanların kendi kendilerine yettikçe alışveriş değeri üretebilecek bir seviyeye yani itibara ulaşacaklarını söyleyebilirim. 

Bana göre gelecekte muteber insanlar merkez bankalarının ürettiği paralardan istiflemiş olanlar değil, kendi kendine yeterek ortaya koyduğu enerjiyle alışveriş değeri üretebilen insanlar olacak.


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 21.9.2020 07:31:53

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.