"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Tekrar gündeme geri dönelim..

Bu yazıyı Spotify'dan dinleyebilirsiniz. TIKLAYINIZ!

 


YEP açıklandı. Yorumlar yapıldı. Şimdi piyasa gerçeklerine dönelim. Bir yandan Kafkasya Meselesi büyürken diğer taraftan piyasalardaki dalgalanmalar dikkat çekiyor. 

Elbette diplomatik gerginlikler ve Türkiye'nin taraf olduğu bir, hatta birden fazla sıcak çatışmanın varlığı döviz kurlarını yükseltiyor olabilir. Ancak, bana öyle geliyor ki Merkez Bankasına "faizi yükseltmen işe yaramadı" mesajı veriliyor. Aksi takdirde Dolar/TL 7.50 seviyesine kadar geriledikten sonra  tekrar 7.80 seviyesine yükselmezdi. Nereden bakılırsa bakılsın bu oldukça ciddi bir yükseliş. Dün akşam üstü biraz sakinleşti ama, tam da emin olamıyoruz tabii. 

Politika Faizi hala fonlama maliyetinin altında duruyor. Dolayısıyla kurların güçlü kalması % 10.25'te duran politika faizini % 12'ye taşıyacak yeni bir adımın altyapısını oluşturabilir. Dün kurların gerilediğine aldanmayıp, sabırla bekleyelim derim. 

Tabii politika faizinin yükselişi siyasi otorite için hoşa gitmeyecek bir durum. Merkez Bankası'nın rezervleri içindeki Swap Miktarı % 70'i aşmış durumdayken, "kendi yağımızda kavrulma" işini yüksek maliyetle yapmak akıl karı değil elbette. Hep söylediğim gibi, kredilerin yeniden yapılandırılması bankaları likidite açısından zorlarken, yeni kaynak bulmanın zorluğu içinde fonlama maliyetlerinin yükselmesi hem bankaları hem de reel sektörü zora sokabilir. 

"Trump zora girdikçe tavır değiştirebilir..."

Tam bu esnada Pompeo'nun bölgede bir dizi ziyaret yapması ve Yunanistan'a uğramış olması dikkat çekici bir gelişme. ABD'nin Doğu Akdeniz meselesine nasıl el atacağı merakla beklenirken bu ziyareti ve İsrail'deki Yom Kippur kutlamalarına katılması bir süre sonra konuyla ilgili ABD'den resmi bir açıklama yapılması beklentisini artıracaktır. Bir de bunun üzerine Kafkasya eklendi elbette. Sakın şaşırmayalım, seçimlere çok az kala Trump bir anda Türkiye ilgili tavrını değiştirebilir. 

Beyaz Saray eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'un yazdığı kitaptan anladığım kadarıyla Trump'ın diplomatik meseleler üzerine önceden belirlenmiş bir düşünce ya da yaklaşımı yok. Hatta kitaptan şöyle bir pasajı arz edeyim: 

"Başkan Trump öyle bir cümle söyledi ki, hepimiz birbirimize baktık, çünkü hiçbirimizin söylediği şeyle ilgili en ufak bir bilgisi yoktu, büyük ihtimalle kendisinin de yoktu.."

Kitap boyunca Trump'ın sürekli fikir ya da taraf değiştirdiği durumlar anlatılıyor. Demek ki, Doğu Akdeniz-Libya-Kafkasya gibi konularda ABD'nin sürekli geç açıklama yapması ya da net bir duruş sergilememesi Trump, danışmanları ve devlet görevlileri arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklanıyor. ABD'nin duruşu net olmayınca İngiltere de bir şey yapamıyor boşluğu Macron gibi acemilerle Putin gibi ajandası karanlık olan liderler dolduruyor.

Yarınki yazımda, Türkiye'nin politik-ekonomik meseleleri üzerine eğileceğim.


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 1.10.2020 07:28:32

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.