"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Piyasa Ekonomisine inanmak lazım...

Bu yazıyı Spotify'dan dinleyebilirsiniz. TIKLAYINIZ!

 

Sonbahar artık serinliğiyle kendini hissettirmeye başlarken, Amerikan başkanlık seçimlerinin sadece bir ay sonra gerçekleşecek olması beni sabah serinliği gibi ürpertiyor diyebilirim.

Ermenistan diasporasının hiç hoşuna gitmeyen son Kafkasya gerginliğine Başkan Trump’ın henüz bir açıklama yapmadı. Zaten Kovid sebebiyle ortada pek yok.  Ancak bazı uzmanlar seçim yaklaşırken ABD Başkanının Türkiye aleyhtarı bazı söylemlerde bulunabilmesi ihtimali üzerinde durmaya başladı. 

Cuma paylaştığım yazıda zaten Amerika Birleşik Devletleri‘nden finansman gelmesini imkansızlığından bahsetmiştim. Ancak oy kaygısıyla Trump‘ın Amerikan derin devletinin veya bazı lobilerin hoşuna gideceği sözler sarf etmesi, bu coğrafyada yükselmiş olan gerginliği iyice arttırabilir. Büyük ihtimalle Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekibinin böyle bir gelişmeye karşı hazırlığı vardır. Ancak piyasalarda oluşacak olan gerginliği önlemek için sınırlı imkanımız olduğunu ifade etmek istiyorum.

"Dalgalı kurun faziletlerini hatırlatalım...."

Merkez Bankası'nın faiz artışı sonrasında önce düşen sonra yükselen sonra tekrar düşen ve az da tekrar olsa yükselen dolar kurunun şimdilik bir dengeye oturmaya çalıştığını takip ediyorum. Ekonomi yönetimin TL Mevduatlar ve kambiyo vergisi ile ilgili attığı adımlar oldukça doğru bir zamanlama ile geldi diyebilirim. Tekrar etmek gerekirse, Dövizden caydıran değil Türk Lirasına teşvik eden veya imrendiren bir politikanın, istikrar için çok daha büyük ve başarılı sonuçlar yaratacağını inanıyorum. Son yaşanan örnek bize bunu kanıtladı.

Sürekli tekrar ettiğim gibi, eğer kamu dövize satış yönünde müdahale ediyorsa vatandaş kurların daha da  yükseleceği endişesiyle döviz alır, eğer kamu satış yönünde dövize müdahale alış yönünde dövize müdahale ediyorsa bu sefer de tasarruf sahipleri ellerindeki dövizi satmaya başlarlar. Bu durum aşağı yukarı son 30 40 yılda sürekli test edilmiş bir gerçek olmasına rağmen, maalesef çizdiğimiz kırmızı çizgiler sebebiyle piyasanın adaletine inanmıyoruz ve aynı hatayı sürekli tekrar ediyoruz.

Önümüzde bizi bekleyen ciddi politik ve diplomatik bir süreç var iken, devletin piyasaya doğrudan müdahalesi değil, mevzuat gücünü kullanarak dengeleme yapması en doğru davranış olacak.

Dalgalı kurun en önemli fazileti şu: Eğer piyasa dinamiklerine bırakılmışsa kurlar çok yükseldiğinde yatırımcılar “artık buradan da alınmaz” diyerek vazgeçiyorlar, ellerinde döviz tutanlar ise “satmanın tam sırası” diyerek Türk Lirasına geri dönüyorlar. Ancak kamu sürekli müdahale ettiği için dalgalı kur tam anlamıyla çalışmıyor ve maalesef arzu edilmeyen sonuçlar ortaya çıkıyor.

Dilerim önümüzdeki günlerde sıkıntılı anlar yaşamayız ve bir kere daha piyasaya inanmak ve inanmamak gibi bir açmazın içine düşmeyiz.


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 5.10.2020 07:29:22

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.