"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Şu an kritik işimiz ihracat, ama orada da tansiyon yüksek...

Bu yazıyı Spotify'dan dinleyebilirsiniz. TIKLAYINIZ!

 

Dün Altınbaş Üniversitesi'nin yeni akademik yıl açılış töreninde ilk dersi Mahfi Eğilmez Hoca verdi. İhracatın ve döviz kazandırıcı faaliyetlerin önemine işaret ederken "hem dış pazar kötü hem de dış ilişkiler" şeklinde bir uyarı yaptı. 

Gerçekten de TİM ve İhracatçı Birlikleri Üyelerinin insan üstü çabalarına rağmen dış satım ancak Eylül'de büyük sıçrama yapabilirken, bu sefer de bazı ihracat pazarlarımızda diplomatik sıkıntılar ortaya çıktı. Suudi Arabistan'ın başlattığı Türk Mallarına Boykot kararına, MENA bölgesinde başka ülkelerin de katılmakta olduğuna dair duyumlar artınca bu konudan atılması gereken adımlar konusunda çalışmalar başladı. Daha önce 7 yıl görev aldığım TİM Genel Sekreterliği sebebiyle aklımda elbette bazı fikirler var.  

Açıkçası, "V" şeklinde gerçekleşen toparlanmanın gerçek kahramanları ihracatçılar olduğu için, meselenin göründüğünden daha ciddi olduğunu söyleyerek anlatmaya başlayayım. 

Dünyanın en çok ihracat ve ithalat yapan 19 Ülkesi içinde yer alan Türkiye'nin, "Suudi Bloku" ve MENA Ülkelerine ciddi bir ihracatı var. Suudi Arabistan'a 3 Milyar Dolar civarında ihracat yaparken, MENA Bölgesine ise ihracatımızın % 24'ünü gerçekleştiriyoruz. Bu ülkelerde Türk Mallarına tarife dışı engeller uygulanmaya başlandığına dair duyumlarımız var. Bunlar iyi haberler değil. 

"Peki ne yapmak lazım ?" diye sorarsanız şunları sıralayabilirim:

Bana göre, "Suudi Bloku" diye adlandırılan ve yeni ülkelerin de eklendiği cephenin dış ticaret misyonlarıyla acil temasa geçmek gerekiyor. Diğer taraftan bu ülkelere yapılan ihracatın ne kadarını kaybedeceğimize dair bir risk raporu elimizde olmalı.

Bu raporun içinde şu soruların cevabı olmalı:

Ne kadar ihracat kaybederiz ? Bu ülkelere yapılan ihracat kaç firmayı kapsıyor ? Bu firmaların üretimlerinin ne kadarı bu ülkelere gidiyor ? Söz konusu ülkeler üzerinden re export faaliyeti var mı ? Bu olağanüstü durum geçene kadar Türkiye'yi engelleyen ülkelere ihracat yapan firmalara finansal destek sağlamak için Kamu Bankalarıyla müzakerelere başlamak gerekebilir mi ? Söz konusu ülkelerin gümrüklerinde beklemekte olan mallar varsa ne yapılacak ? 

Tabii, ticari diplomasinin iki tarafı olur. İhracat yapan varsa ithalat yapan da vardır. Türkiye'den ihraç edilen mal ve hizmetlerin o ülkelerde bir ekonomi oluşturduğu, istihdam ve kar yarattığı unutmamalı. Bu sebeple, söz konusu ülkelerdeki ithalatçı şirketlerle temasa geçip beraberce çözüm bulmamız mantıklı olacaktır. 

Şöyle bir mesajı ithalatçı ülkelerin hükümetlerine vermekte bir yanlışlık yok diye düşünüyorum: "Gelin bu yanlışı kendinize yapmayın, size kimse yardımcı olmaz, alkışlamaz da, işsiz kalanlar da cabası, bu işten geri dönün".

Sonuç olarak, diplomatik konular üstü üste yığılırken, sorunları tek tek ve hassasiyetle ele almakta fayda olduğu görülüyor. Diplomaside kırmızı çizgilerimizi iyice belli etmemiz doğru bir tavırdı. Ancak her konuda kırmızı çizgilerimiz varmış gibi davranırsak, müzakereye kapalı bir görünüm arz ederiz. Dolayısıyla farklı bakanlıkların mütekabiliyete uygun şekilde temasa devam etmesinde büyük bir yarar görüyorum.


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 9.10.2020 07:33:20

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.