"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Uzmanların eleştirileri işe yarıyor mu ?...

Bu yazıyı Spotify'dan dinleyebilirsiniz. TIKLAYINIZ!

 

Dün TV100'de Mine Uzun'un programına çıkmadan önce, zoom üzerinden gerçekleştirilen bir kongrede bir araya geldik. Her ikisinde de aynı konuyu konuştuk diyebilirim: Kritik karar alıcılar uzmanları dinliyor mu ?

Kongrede Mahfi Eğilmez Hocanın yaptığı konuşmadan sonra söz alıp, makroekonomik kararları önünde sonunda veren kişilerin siyasetçi olduğunu, biz ne dersek diyelim "yetki de bende sorumluluk da" diyen seçilmişlerin uygun gördüğü modelin icra edildiğini, bu sebeple ekonomistlerin uyarılarını dinleyip dinlememe konusunda bir yandan özgür olduklarını belirtirken, diğer yandan siyasi kararların faturasını vatandaşların ödemesi sebebiyle ikaz etmeye devam etmenin bir sorumluluk olduğunun altını çizdim. 

Ancak, ekonomistlerin ikazlarının önemli bir kısmı politik yaklaşımlar ve kaygılar içermeyen, kalkınma hedefi olan modeller üzerinden yapıldığı için, söylediklerimizin siyasetçiler için çoğu zaman bir şey ifade etmediğini, çünkü politik kararların "mükemmeli aramak" gibi bir amacı olmadığı gibi, politikacıların büyük iyilikler için küçük kötülükler yapmayı uygun bulduklarını da belirttim. 

"Haklıyken haksız çıkmak da mümkün.."

Tüm bu söylediklerim, Türkiye gibi ülkelerde ekonomi yönetimi ya da siyaset alanında yapılan eleştirilerin havanda su dövmekten öteye geçmeyeceğini bizlere gösteriyor. Partilerin, ekonomi-siyaset-sosyal hayat konusunda tutarlı olmayan, çabuk karar değiştiren, doktrinsiz ve içeriksiz bir politika yürüttükleri, popülarite kaygısıyla söylemlerini sürekli güncelledikleri bir ortamda en haklı eleştiri bile 30 dakikalık bir tartışmada haksız ilan edilebilir. Bugünün siyaseti aynı beklentiyi farklı şekilde ifade eden gruplaşmalardan ibaret ve bu sebeple esası tartışmadan doğrudan usulü tartışmaya geçiyoruz. 

Örnek vereyim: Bir ülkede yatırımcılar herhangi bir girişimden elde edecekleri getirinin, banka faizinden daha düşük olduğunu fark edip yatırımdan vazgeçiyorlarsa, bunu önlemenin yolu faizleri devlet zoruyla düşürmek değildir. Aksine, yatırım ikliminin neden bu halde olduğunu araştırmak, mal ve hizmet üretenlerin maliyetlerini düşürecek atılımları gerçekleştirmek gerekir. Ancak hükümetler için bu uzun bir iştir. Amaç kısa vadeli çözümlerle kısa süreli mutluluklar yaratmak olduğu zaman, biz ekonomistlerin para politikası, vergiler, mega projeler, enflasyon, işsizlik cari açık, bütçe açığı ve büyüme ile ilgili yaptığımız tenkit ya da önerilerin bir anlamı kalmıyor. 

Bu adeta, arabayı hızlı ve dikkatsiz kullanan bir kişinin yanına oturup "aman dikkat" demeye benziyor. Sakin gidip zamanında varmak yerine, herkesten önce gitmek isteyen ya da geç kaldığı için sürekli yetişme telaşı içinde olan bir kişiye verilecek en beyhude tavsiye "yavaş git" demektir. Ya ihtirasından ya da mecburiyetten kimseyi dinlemeyecektir zaten. 

Fayda vermese de biz söylemeye devam edeceğiz. Çünkü görevimiz de sorumluluğumuz da bu.  


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 16.10.2020 07:28:57

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.