"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Bir kere kontrolü kaybettin mi, sürekli hata yaparsın..

Bu yazıyı Spotify'dan dinleyebilirsiniz. TIKLAYINIZ!

 

Enflasyon açıklanmadan önce sabah şu gerçeği hatırlayalım. Hayatın her yerinde ve her faaliyetinde bu önerme geçerlidir. Spordan Müziğe, Finanstan Siyasete kadar her yerde. 

Hata insanlara mahsustur. İstemsiz de olabilir. Ancak hatanın yan etkilerini görmezden gelmek bir tercihtir. Alınan bir kararın sonuçları arzu edilmeyen yan etkiler yaratıyorsa, üst üste benzer kararlar almak da bir tercihtir. Dolayısıyla bilerek ya da bilmeyerek yapılan bir hatanın sonuçlarını değerlendirip, hasarı azaltmak her zaman mümkündür. 

İyi bir yönetici aldığı kararın yan etkilerinin geçici olup olmadığını anlamak için yeterince bir süre bekleyebilir. Fakat bu kararı almadan önce, daha önceki yöneticilerin kararlarıyla ilgili sefahati de öğrenmelidir. Eğer kurumda sizden önce kimin ne yaptığı konusunda tevatür ve dedikodudan başka kaynak yok ise, daha öncekilerin hatalarını tekrarlamak her zaman ihtimal dahilindedir. Şimdi Merkez Bankası'nın son kararlarının sonucuna bakalım: 

Dolar kurun yükseliş devam ediyor. Seyir şöyle gelişiyor: Sabahleyin tereddütlü ve hızlı bir yükseliş, ardından biraz gevşeme, sonra tekrar yükseliş, akşamüstü azda olsa gevşeme ve nihayetinde bir önceki günden daha yüksek bir kapanış. Artık alıştık bu duruma. Herhalde üniversiteden mezun olduğumdan beri onlarca kez bu gelişmeyi seyrettim diyebilirim.

Bir önceki Merkez Bankası yönetiminin oldukça hatalı bir şekilde sadeleşme yerine karışık bir para politikası uygulaması bizi buralara getirmişken benzer bir hatanın yapılmakta olduğunu görüyor ve endişeleniyorum. Anladığım kadarıyla TCMB binasının içerisine bir algı yerleşmiş, kim gelirse gelsin aynı yaklaşımda bulunuyor:

“Eğer fonlama maliyetini yeterince pahalı hale getirirsek finans kurumları ellerindeki dövizleri satarlar, mevduat faizlerini mecburen arttırırlar, diğer taraftan kredi faizleri de yükselince talep artışının önüne geçilmiş olur, böylelikle enflasyon mücadelesine devam edilebilir”.

"Daha önceki hataları tekrar ederek nereye varacağız..."

Ancak gelinen noktada, Türk Lirasının istikrarını ve makroekonomik dengeleri sürekli bozan bir “acil durum para politikası” uygulanıyor diyebilirim. Yöneticilerin sanıyorum şöyle bir anlayışı daha var: “Benden öncekiler yapamadı, ama ben yaparım.” Ancak aynı hatayı tekrar ederek farklı bir sonuç beklemekle alakalı Einstein’ın meşhur bir sözü olduğunu herkes hatırlamalı diye düşünüyorum.

Politika faizlerini piyasadaki faizle yakınlaştırmak daha doğru bir davranış olacakken, resmi faizi arttırmayıp piyasa faizlerini yükseltecek bir adım atmak sanıyorum izaha gereksinim duyan bir taktik olarak hafızalarımızda kalacak. Dün başka bir şey daha denendi: "Fonlama maliyetini yükseltmemek için fonlamayı kesmek". Hayret içinde seyrediyorum. Bakalım daha neler olacak. 

Yılbaşına doğru faizlerin daha da yükseleceğini ve 2020 yılında uygulanan düşük faiz politikasının, Merkez Bankası’nın bu adımlarıyla sona ereceğini kabul etmemiz gerekiyor.

Resmi faiz istediği kadar düşük kalsın, aradaki makas gittikçe açılacak. Banka ve finans kurumlarının bu durumu idare etmesi için yükselen faize rağmen başvuruları hızlı değerlendirmesi ve farklı kampanyalar düzenlemesi diğer yandan mevduat çekecek farklı yaklaşımlar da bulunması gerekiyor. Sonuçta herkes işini yapacak. İş yapmadan kurumları ayakta tutmak imkansız.

Not: Enflasyonu bol bol konuşacağız. İTO verileri yüksek gelmiş. Bakalım TÜFE ne çıkacak ?


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 3.11.2020 07:27:48

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.