"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Biden da gelse Trump da gelse farketmez...

Bu yazıyı Spotify'dan dinleyebilirsiniz. TIKLAYINIZ!

 

Dün TV100'deki sabah programında Trump'ın marifetlerini anlattım Ahu Özyurt'a. Bunu da "Trump Aşıkları" duysun diye söyledim. Peki Biden çok mu farklı ? Değil elbette. Kendisini yurt dışında katıldığım birçok toplantıdan tanıyorum. Çizgisi bana hiçbir zaman güven vermedi.

Gerçi, ben bu satırları yazarken, hala kimin Başkan olduğunu net olarak belirlenmedi. Seçimden önceki gün Amerikan Piyasaları sert bir yükseliş gösterince birçok uzman "herhalde kazanan net şekilde belli olacak, mesele uzamayacak" diye düşündü. Ancak bir futbol maçına giden herkes bu tip davranışların "sürü psikolojisi" ile oluştuğunu bilir. Dolayısıyla her piyasa hareketi doğru olarak nitelendirilmemeli. Tabii ki piyasa güçlüdür, önünde sonunda düzeltmesini yapar. 

Aslında Trump da Başkan olsa Biden da olsa, önümüzde çözmemiz gereken meseleler var:

- Halkbank Davası
- CAATSA yaptırımları, S-400 ve F-35 meselesi
- Suriye Meselesi
- Radikal Dinci Gruplarla Mücadele
- Anti damping soruşturmaları
- Libya Meselesi 
- Irak Meselesi
- İsrail ve Kudüs Meselesi, Filistin Sorunu

Bunlar ve daha birçok meselede Türkiye'nin kırmızı çizgileriyle ABD'nin öncelikleri bir türlü uyuşmuyor. Trump'ın nispeten Dış İşleri, Pentagon ve CIA yaklaşımlarına karşı durabildiğine şahit olduk. Ancak Biden'ın aynı direnci göstermesi için herhangi bir motivasyonu şu an yok. 

"ABD'nin gerçek hedefi Çin ve İran..."

Biden'ın Rusya ile mücadele için Türkiye'yi kazanmak isteyeceği tezine mesafeli yaklaşıyorum. ABD ve Rusya uzun bir zamandır birbirlerine dokunmadan kontrollü bir siyaset uygulamayı tercih ediyorlar. Putin çizgiyi aştığı zaman ABD ve İngiltere'den hemen müdahale geliyor ve çizgisine geri itiliyor ya da daha fazla ileri gitmesi engelleniyor. 

Amerikan Devletinin ekonomik olarak hedef aldığı Çin, siyasi ve askeri olarak hedef aldığı da İran. Bu hedeflerin yanında duranları cezalandıracağını bilerek siyasi analizlerde bulunmakta fayda var. Amerika İran'ı değiştirmek için elinden geleni yapacak, Çin'i de kapitalizmin dalgalarında boğmak için elinden geleni ardına koymayacak. Cumhuriyetçiler bu emellere kendilerine göre, Demokratlar ise kendilerine göre ulaşmak istiyorlar. Aradaki tek fark bu. 

Şimdi en önemli soru şu:  Türkiye'nin bu bahsettiğim Amerikan emellerine karşı mı durması menfaatine midir ? Yoksa dengeli bir siyasetle gelişmelerin seyrine bakarak politika geliştirmesi menfaatine midir ? Hangi Başkan gelirse gelsin meselemiz budur diye düşünüyorum. 

Prof. Dr. Emre Alkin

Eklenme Tarihi : 6.11.2020 07:27:12

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.