"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Enflasyon için iyimserim demedim, umudum var dedim !

Bu yazıyı Spotify'dan dinleyebilirsiniz. TIKLAYINIZ!

 

Dün yazdığım enflasyonla ilgili yazının başlığına bakıp okumadan yorum yapanlar oldu. Çok ilginç bir deneyimdi açıkçası. Umutlu olmak ile iyimserlik arasındaki farkı karıştırmış bazı dostlar. Analizi derinleştirdiğim bu yazıda ne demek istediğim daha rahat anlaşılacak sanırım. 

2020 yılı boyunca çekirdek enflasyondaki yükselişe sık sık dikkat çekmiştim. Hala da çekmeye devam ediyorum. Pazartesi açıklanan rakamlarla, yıllık TÜFE %14.6’ya ulaşırken, çekirdek enflasyon da% 14.3’e yükselerek gözden kaçmayacak kadar bariz ve ciddi bir hale geldi.

Ayrıntısına bakarsak: TÜFE kapsamında yer alan toplam 418 kalemden % 68’ini oluşturan 284 mal ve hizmette fiyat artışı yaşanmış. En yüksek artış ise ev eşyası, ulaştırma ve gıda kalemlerinde meydana gelmiş. Ne fiyatı artan ürünler ne de TÜFE beni şaşırtmadı. İstanbul Ticaret Odası Ücretliler Geçinme Endeksi rakamları da bu civarda bir enflasyon çıkabileceğini bize gösteriyordu.

Açıklanan rakamlarda dikkatimi çeken en önemli tehlike, üretici fiyatları endeksindeki çok ciddi yükselişti desem yanlış olmaz. Hem aylık hem yıllık ÜFE artış oranları çok yüksek gerçekleşmiş gözüküyor. Yıllık ÜFE artışının % 25.15 civarında gerçekleşmiş olması, maliyet artışının 2021 yılı boyunca talebin canlandığı her an tüketici fiyatları üzerine eklenebileceği gerçeğini gösteriyor.

"Bu vergi yükleriyle enflasyonu düşüremeyiz.."

Gerçekten de, Türkiye’de çok ciddi bir maliyet enflasyonu yaşanıyor diyebilirim. Hal böyleyken sadece faiz artışıyla veya parasal sıkılaştırmayla enflasyonun düşmeyeceğini anlamamız gerekiyor. Merkez Bankası’nın elindeki enstrümanlar talep enflasyonunu engellemeye yönelik. Maliyet enflasyonunu önlemek için ekonomi yönetiminin diğer birimlerine ve ilgili bakanlıklara büyük görevler düşüyor. Dış ticaret rejimimizden vergi yaklaşımlarımıza kadar enflasyon üretir bir görünümdeyiz maalesef.

Aslında, 2018'de denenen ama nedense durdurulan hükümetin zaruri mal ve hizmetler üzerindeki vergi düşürme denemelerini tekrar desteklemek gerekiyor. Hayat pahalılığına doğrudan doğruya etki eden unsurları ve çarpan katsayısı yüksek olan TÜFE kapsamındaki birçok mal ve hizmetin ÖTV-KDV oranlarının düşürülmesi faydalı olacaktır diye düşünüyorum.
 
Kamu "nasıl olsa bu mal ve hizmetleri mecburen alıyorlar, o yüzden vergiyi kolay topluyorum" diyerek hem vatandaşı mağdur etmemeli hem de kendi eliyle enflasyonu yükseltmemeli. Çünkü kritik bir mal ya da hizmete gelen ek bir vergi ya da oran yükseltilmesi, o mal ya da hizmete bağlı birçok ürünü de etkiliyor.

Enflasyonla mücadelede kalıcı bir başarı için, özellikle bazı mal ve hizmetlerdeki vergi oranlarının mutlaka aşağıya çekilmesi gerekiyor. Özellikle ısınma, barınma, ulaşım, gıda, eğitim, iletişim gibi olmazsa olmaz mal ve hizmetlerde KDV-ÖTV oranlarının çok düşük olması gerekiyor. Hatta akaryakıtı da bunların üzerine eklemeliyiz. Eğer bahsettiğimiz bu adımlar atılırsa 2022 yılında tek haneli enflasyona yaklaşmamız kolaylaşır diye düşünüyorum. Aksi halde ne olacağını söylemeye gerek yok.

Benim yine umudum var. Basiretli birileri enflasyonu gerçekten azdıran sebeplerin tam önlerinde durduğunu görecek ve az bir eforla işin önemli kısmını düzeltecek. Bundan önce hep böyle oldu. Ancak kalıcı düzelme için iyimser değilim. Çünkü tehlikeden hep son dakikada ve büyük maliyetlerle kurtuluyoruz. 


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 6.1.2021 07:16:08

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.