"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Yönetmemek mi, Yönetememek mi ?..

Bu yazıyı Spotify'dan dinleyebilirsiniz. TIKLAYINIZ!

 

 

Alicia Keys'in bir parçasını hatırladım bu yazıyı yazarken:

Bazen oluruna bırakacaksın ki gerçekleşsin
Bazen uğraşacaksın ki olsun..

Sanıyorum Türkiye'deki temel mesele bu. Neyi oluruna bırakacağımızı ve ne için uğraşacağımızı pek bilmiyoruz. 

Mesela ders çalışıp başarılı olmak yerine sınav sorularını çalmayı, doğru antrenman veya taktikle çalışıp rakipleri yenmek yerine hakemleri ve müsabaka sonuçlarını etkilemeyi, doğru bir kampanyayla seçim kazanmak yerine seçim sonuçlarını saymamayı, çalışıp kazanmak yerine vurgun vurmayı, kariyer yapmak yerine paraşütle inmeyi daha doğru buluyoruz. 

Zengin olanlar ise, her yerde sabırla sırasını beklemek yerine bir yolunu bulup aradan girmeyi, trafikte herkes gibi gitmek yerine arabaya çakar takıp emniyet şeridinden gitmeyi yeğliyor. Halbuki herkes sabırla sırasını beklese oradan oraya zıplamasa makul bir vakitte herkesin işi görülecek, herkes evine varacak. 

Tüm bunları yapmamızın sebebi şu: Hakkımızın yeneceğine inanıyoruz ve herkesten önce davranarak kendimizi kurtardığımızı sanıyoruz. Yeterince bağırırsak kendi menfaatimize başkalarının hakkını yiyebileceğimizi öğrendik. Sürekli ağlayan ve bağıran çocukların sonunda isteklerine kavuşmaları gibi. Tabii istekler gerçek ihtiyaçlarla örtüşmüyor maalesef. Kısır döngüde kalıyoruz. 

"Bağırmakla iş çözen olmamış ki biz başaralım..."

Dikkat ederseniz, bir mekanda en çok bağıran çocuklar bizim gibi milletlere ait. Bağıra çağıra konuşanlar da, kimsenin dinlemek istemediği müziği etrafa dinletenler de, hiç kimsenin merak etmediği bir konuda bağıra çağıra telefonda konuşanlar da biziz. Bize ait güzel değerler yerine, kimsenin hoşuna gitmeyecek işleri tekrar ederek etrafı rahatsız etmeyi marifet sayan da biziz.

En çok bağıran siyasetçiler, kulüp başkanları, patronlar, sporcular, şarkıcılar, ünlüler de bizde ve bize benzeyen ülkelerde. Neden ? Çünkü ne için sabırla bekleyeceğimizi, ne için çalışmamız gerektiğini bilmiyoruz, kabul etmiyoruz. Sabrımız yok bizim. 

Dolayısıyla bana "dolar ne olacak" diye sormayın artık. Ne için sabredeceğini ne için çalışması gerektiğini bilmeyen bir ülkede, ulusal paranın değeri konusunda şikayet etmek de benzer bir hata. Meselenin kaynağına inip, çözmek için sabırla çalışmak lazım. 

Açıkçası, her işe tersten yaklaştığımız için yönetmemiz gereken meseleleri yönetmiyoruz, sabırla beklememiz gereken işlere bulaşıp yönetemiyoruz. Sonuç kimse için şaşırtıcı olmamalı. 

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 31.3.2021 07:23:08

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.