"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Dış Borç bir kırılganlıktır...

Bu yazıyı Spotify'dan dinleyebilirsiniz. TIKLAYINIZ!

 

 

Dün akşam Ege İşletme Topluluğunun misafiri olduk. Prof. Dr. Burak Arzova moderatörlüğünde, Mahfi Eğilmez ve Sadi Uzunoğlu'nun konuşmacı olduğu panelde yer almak benim için büyük bir mutluluk oldu. 

Dünya ve Türkiye Ekonomisiyle alakalı analiz yaparken, hepimiz dış borç oranına değindik. Cari Açık, Rezerv Yetersizliği gibi Dış Borç da Türkiye'nin en önemli risk göstergeleri arasında yer alıyor. 

Hazine ve Maliye tarafından açıklanan rakamlara göre, 2020 sonu itibariyle Türkiye'nin dış borç stokunun milli gelire oranı tarihi yüksek seviyeye çıkmış. Ayrıca Türkiye'nin 2020 itibarıyla brüt dış borç stoku 450 milyar dolar, net dış borç stoku ise 268,9 milyar dolar olmuş. Peki bu ne anlama geliyor ?

2013'e kadar % 30'un altına indirmeyi başardığımız bu oran, 2018'den beri süregelen düşük büyüme ve sürekli artan kur sebebiyle %  62,8 'e çıkarmışız anlamına geliyor. Acı ama gerçek. 

"Riskleri düşürmeden olmaz..."

Bir de net borca bakalım:  Maliye ve Hazinenin açıkladığı rakamlara göre Türkiye'nin net dış borç stoku 268,9 milyar dolar ve  milli gelire oranı % 37,5 olmuş. En son 2001 yılındaki krizde bu oran % 35'lerin üzerine çıkmış, 2005 yılında ise % 15'lerin altına kadar gerilemişti. 

Bu arada kamuoyunun eleştirilerine maruz kalan Hazine garantili dış borç stoku ise 14,8 milyar dolar seviyesine çıkmış. 2020 yılında kamu net borç stoku 967,6 milyar lira olarak gerçekleşmiş. Milli gelire oranı da % 19,2 olmuş. Kademeli olarak yükselmeye devam ediyor.

AB tanımlı genel yönetim borç stoku da önemli elbette: Maastricht kriterlerine göre hala düşük seviyede diyebiliriz. Toplam 1 trilyon 994,4 milyar lira ve milli gelire oranı ise % 39,5 seviyesinde. 

Özetlersek: Kamu Borcu açısından henüz tehlikeli seviyelerde olmasak bile sürekli yükselişte olduğumuz gözüküyor. Diğer taraftan döviz kurlarının yükselmesi sebebiyle Milli Gelir düşerken, döviz cinsinden borçların yükselmesi her ne kadar doğal olsa da analistler için "kırmızı alarm" seviyesine çıkmış olduğu gerçeğini yadsıyamayız. 

Acilen riskleri azaltıp, kurları sakinleştirip, enflasyon ve nihayetinde faizleri düşürmekten başka çare olmadığı gözüküyor desem yanlış olmaz. 


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 2.4.2021 07:25:28

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.