"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Yeşil Mutabakat, Sıfır Karbon ve Temiz Enerji Yolculuğu...

Bu yazıyı Spotify'dan dinleyebilirsiniz. TIKLAYINIZ!

 

Dünyanın giderek kirlenmekte olduğunu geç de olsa fark eden ülkeler, 2015 yılında Paris’te gerçekleştirilen bir konferansta iklim anlaşmasını kabul ettiler. Trump'ın engellemeleri ve bazı ülkelerin attıkları imzaya sahip çıkmamalarına rağmen, Paris İklim Anlaşması küresel ekonomiyi yeniden şekillendireceği ortada. Pandemi ile beraber berraklaşan gökyüzü bize gösterdi ki, küresel iklim değişimine karşı düşük karbonlu veya sıfır karbonlu yatırımlar hız kazanacak. Hatta hızlandı diyebilirim. 


 

Her şeyden önce şunu hatırlatayım: Küresel ısınmayı 1,5 derecede sınırlandırmak için her yıl elektrik sektörü emisyonlarında yaklaşık 500 milyon ton düşüş olması gerekiyor. Az buz bir hacim değil bu. Uluslararası Enerji Ajansı bu amaçla, enerji sektörünün 2050'ye kadar net sıfır emisyona ulaşması için Mayıs Ayında "Sürdürülebilir Enerji Yol Haritası"nı açıklayacak. Ayrıca bu yıl Glasgow'da 26. BM İklim Değişikliği Taraflar Konferansı'nda net sıfır karbon vaadinin somut enerji politikaları ve eylemlerine dönüştürülmesi tartışılacak. Yani bir anda hayatımız çevre bilinciyle şekillenmeye başladı diyebilirim.

 

Türkiye İhracatçılar Meclisinin öncelikli konuları arasında bulunan Yeşil Mutabakat da öne çıkan gelişmeler arasında. Türkiye'nin ihracatının yarısını Avrupa'ya yaptığı göz önüne alınırsa, AB’nin 2019’da ilan ettiği ve 2050’ye kadar uzanan yol haritasını kapsayan Yeşil Mutabakat Antlaşmasının önemi daha rahat anlaşılabilir. Özetle, "yakınlık" ya da "ucuzluk" gibi kavramların öneminin kalmayacağı bir sürece doğru gidiyoruz.  Yeşil Mutabakata uymayanlara ek vergiler ve engellemeler gelecek. Ayrıca AB Yeşil Mutabakat Projesi için 2020-2027 arasında 1 Trilyon Euro destek verecek. Sadece ciddiyeti anlatmak için bu bilgi bile yeterli.


 

Sadece AB'de değil her yerde bu süreç hızla ilerliyor: Trump'ın gidişinden sonra, ABD yeni başkan Joe Biden ile birlikte Paris İklim Anlaşması’na döndü ve “Yeni Enerji Mutabakatı” nı uygulayacak. Uzak Doğu'da da benzer bir heyecan var: Çin’de de devlet başkanı Xi Jinping’in öncülüğünde başlatılan “Yeşil Kalkınma” stratejisi 2050'ye kadar "sıfır karbon" hedefi içeriyor. Güney Kore ve Japonya'da da benzer hamleler var. 

 

AB, ABD ve Uzak Doğu'daki gelişmeler kaçınılmaz şekilde ihracatımızı, finansmana kalitemizi, çevre standartlarımızı temelden etkileyecek. Türk Özel Sektörü, en çok ihracat yaptığı AB ülkelerine mal satabilmek için, kullandığı enerjiyi yenilenebilir enerji kaynaklarından karşıladığını belgelemek zorunda kalacak. 

 

"İhracatçı ve Devlet Farkında...."

 

Merak etmeyin Türkiye bu gelişmelere karşı eli kolu bağlı beklemiyor. Mesela, EPDK tarafından geliştirilen Yenilenebilir Enerji Kaynak Garanti  yani YEK-G sistemi de bu gelişmelere yönelik hazırlık niteliğinde.  Ayrıca, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın “Sürdürülebilir Enerji Arz Güvenliğini Sağlamak” amacı ve “Daha Çok Yerli, Daha Çok Yenilenebilir Enerji” ana fikrinde kamuoyuyla paylaştığı 2019-2023 Stratejik Planı, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik kurulu gücü %65 seviyesine yükseltmeyi amaç edinmiş durumda. 

 

Sözün özü: İhracatçı kullandığı enerjinin AB standartlarına uygunluğunu belgelemek zorunda. Yoksa döviz gelirlerimizde ciddi sıkıntılar yaşanabilir. Devlet de ihracatçı da durumun farkında.

 


Tekrar YEK-G 'ye dönersek: AB standardına uyumlu bir yeşil sertifika sistemi geliştirmek amacıyla yapılan çalışmalar neticesinde, Haziran'dan itibaren bu sistemin devreye girmesi bekleniyor. Enerji Piyasaları İşletme A.Ş. yani EPİAŞ tarafından işletilecek YEK-G sistemi ve piyasasında, tüketicilerin kullandığı elektriğin yenilenebilir enerji kaynaklarından üretildiği sertifikayla garanti edilecek. Bu sertifikaya sahip olan firmalar gönül rahatlığıyla AB'ye ihracatlarını gerçekleştirebilecekler. Bu sistemle yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen her megavatsaat elektrik için sertifika almak mümkün olacak. YEK-G belgesi EPİAŞ tarafından elektronik olarak düzenlenecek ve piyasada bu belgelerin ticareti yapılarak fiyatlar serbestçe belirlenebilecek. Rüya gibi ama gerçek. Çok yakında AB ülkelerine ihracat yapabilmek için yenilenebilir enerji kaynakları kullanmamız ve bunu belgelememiz gerekeceği iyice anlaşılmış sanıyorum. Peki yenilenebilir enerji kullanmazsak ne olur ? Bir daha anlatayım.


 

AB ithal ettiği ürünlere karbon salınımlarına göre vergi uygulayacak. Yani fiyat avantajı kaybolacak ve pazar payı kaybedeceğiz. Bu durum ülkenin cari açığını büyütecek ve kur üzerindeki baskıyı artıracak. Yüksek kur- Yüksek Enflasyon-Yüksek Faiz sürecinden kurtulamayacağız. Dolayısıyla, AB'ye ihracat gerçekleştiren ve yüksek miktarda elektrik tüketimi olan firmalar ve sanayiciler için bu belgeler Türkiye'nin geleceği açısından belirleyici olacak diyebilirim. 

 

Bu belgelerle, ihracatçılarımız üretim süreçlerinde yenilenebilir enerji kullandıklarını şeffaf bir şekilde kanıtlayabilecek. Bu arada ek bir bilgi vereyim: Yenilenebilir enerji tedarik etmek isteyen şirketler açısından güneş enerjisinin ilk tercih olduğu gözüküyor. İkinci tercih rüzgȃr ve son tercih hidroelektrik enerji olarak göze çarpıyor. 

 

Özetle: Türk İhracatçısı Avrupa’da rekabet edebilmek için karbon ayak izini yıldan yıla azaltmak zorunda ve ayrıca  karbon ayak izini azalttığını belgelemesi gerekiyor. Üretimde kullanılan enerjinin yenilenebilir enerji olması en kritik faktör olacak.


 

İki ay önce de sordum: "Peki çözüm ne ?"  Belki de finansal kaynakların önemli bir kısmını yeşil mutabakat için ya da yeşil ekonomiye geçiş için çabalayan firmalara kaydırmak en mantıklı davranış olacak. 

 

TİM Başkanı Sn. İsmail Gülle geçenlerde şu cümlelerin altını çizdi: "Sıfır Karbon Merkezi Projesi ile ilgili çalışmalarımızı sürdürüyoruz. En büyük ihraç pazarımız olan Avrupa Birliği’nin içerisinde bulunduğu bu dönüşüm süreci, ihracatçılarımız için çeşitli fırsat ve riskler barındırıyor. İhracatçılarımızı geleceğe bugünden hazırlamak adına, farkındalık toplantıları ve eğitimlerimizi gerçekleştirdik. Gerçekleştirmeye devam ediyoruz."

 

İhracatçılarımız olayın gayet farkında. Anlaşılan devlet ve düzenleyici otoriteler de. Şimdi ihracatçılar için hizmet verecek ve cari açığımızı daraltacak, Yeşil Mutabakat için sanayimize güç verecek enerji şirketlerinin oyuna girmesi gerekiyor. 

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 8.4.2021 07:26:14

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.