"Akıllı insanlar kendi yanlışlarından,
çok akıllı insanlar ise başkalarının hatalarından ders alırlar."
Prof. Dr. Emre Alkin

Döndük dolaştık geldik yine faiz meselesine..

Bu yazıyı Spotify'dan dinleyebilirsiniz. TIKLAYINIZ!

 

 

Herkesin gırtlağına kadar borçlu olduğu ve eski borcu yeni borçla kapattığı bir yerde, “Daha çok üretmek” ve “daha düşük faiz” konuşulur. Ahlak, adalet, eğitim, katma değer vs konuşulmaz.

Üretim olanaklarını yüksek teknoloji ile güçlendirip, marka-tasarım-arge-pazarlama-insan kaynağı vs gibi unsurlarla sabırla geleceğe yürümek yerine, kısa vadeli çözümlerle uzun vadeli sorunlar yaratmaya devam ederken, ölçek ve sermaye eksikliği sebebiyle iş dünyasının sarıldığı tek şey faiz oluyor. 

Ancak, mesele derinleşiyor: Para ve Sermaye Piyasalarında gözle görülür şekilde volatilite artarken, diğer taraftan iş hacmi düşerken karlılıkların da azaldığını görüyorum. Açıklanan yeni kısıtlamalarla beraber bu durumun daha da derinleşmesi beklenebilir.

Elbette, bazı sektörlerde fiyatlar artarken ve hacim daralırken kar marjında pek bir değişiklik olmuyor. Hatta kar marjını yükseltip, geçen yılın toplam kar rakamını tutturanlar da var. Ancak, birçok müessese hacim ve devinimi kaybettiğinde verimliliği de kaybediyor. Maliyetler satış fiyatına yaklaşıyor ve karsızlık oluşuyor. Bazı firmalar basiretsizlik sebebiyle bu duruma düşerken, bazıları da sektörel özellikler veya konjonktür sebebiyle bu zorluğun içine giriyorlar. 

“Problemli krediler ve problemli olmaya aday krediler...”

Varlık Yönetim Şirketlerinin bugüne kadar 60 Milyar TL civarında donuk alacağı satın aldığı ve sadece 6 Milyar TL'sini tahsil ettiği göz önüne alınırsa, Tahsili Gecikmiş 150 Milyar TL civarındaki banka kredisinin hemen arkasında bekleyen 360 Milyar TL'lik TGA olmaya namzet kredi büyüklüğü ile beraber ne kadar ciddi bir meselenin içinde olduğumuzu belirtmek istedim. 

İş dünyasının maliyetleri arttıkça ve karları anlamsız hale geldikçe, faizlerin düşürülmesinden başka bir şey konuşamıyoruz. Bu durumda faizleri hızla düşürmeyi denersek, 2-3 ay meseleyi yüzdürmeye çalışsak da kurların hızlı yükselişi sebebiyle dayanamayıp, faizleri eskisi gibi % 25 seviyesine kadar yükseltmek zorunda kalabiliriz. 

Bu sebeple, Merkez Bankasının faiz kararı her zamankinden daha önemli hale geldi. Dilerim 22 Ekim 2020'deki hata tekrarlanmaz. 


Prof. Dr. Emre Alkin

 

 

Eklenme Tarihi : 15.4.2021 07:29:45

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.