"Fark yaratmak, olağanüstü yeteneklerle beklenen işleri yapmak değil.
Olağan yeteneklerle beklenmeyen işleri yapmaktır."
Prof. Dr. Emre Alkin

Beklenen mi, endişeyle beklenen mi ?..

Bu yazıyı Spotify'dan dinleyebilirsiniz. TIKLAYINIZ!

 

Perşembe günü açıklanan enflasyon oranlarının beklenenden düşük çıkacağına dair Merkez Bankası Başkanının yaptığı açıklama malumlarınız. Nitekim "orta karar" diyebileceğimiz bir seviyede açıklandı. Peki şimdi ne olacak ?

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın televizyonda belirttiği gibi Merkez Bankası Başkanı " faizler düşmeli" şeklindeki önermeye uyarak, politika faizlerinde bir indirim yapacak mı ? Bu adımın argümanını güçlendirmek için daha önceki basın açıklamalarında enflasyonun yükseleceğine dair ifadelerini değiştirecek mi ? Bilinen bir tek şey var, o da "faizler düşmeli" denildiği andan itibaren Dolar/TL'de sert yükselişler yaşandığı. 

TÜFE'ye dönersek. Her zaman olduğu gibi bu sefer de çekirdek enflasyona dikkat ettim. Hala yüksek seyrediyor ve Mayısta da yıllık olarak TÜFE' den daha yüksek hareket etmiş. Diğer taraftan ÜFE'nin geçen aylara göre çok yüksek seviyesini koruduğunu görüyoruz. Bu gelişmenin önünde sonunda TÜFE'ye yansıması kaçınılmaz. 

Açıkçası İTO Geçinme Endeksi bu kadar yüksek çıkmışken TÜFE'nin buna göre oldukça düşük açıklanması soru işaretleri uyandırıyor. Daha önceki raporlarımda da sıkça belirttiğim gibi, üzerinde analiz yaptığımız rakamlara güvensizlik devam ederse kritik karar alıcıların neyi referans alacağı konusunda kararsız kalmaları, ekonomide istenmeyen yan etkiler yaratabilir. Bu sebeple TÜİK'in mutlaka "gerçekleşen-hissedilen enflasyon" farkını izah etmesi gerekiyor Bu izahı da bilimsel çalışmalara dayandırması gerekiyor. Sürekli söylüyorum:  AB Komisyonu ve Eurostat bu çalışmaları periyodik olarak yapmakta. 

“Düşük faizle alınan kredileri doğru yere gitmiyor..”

Şunu söylemem gerekiyor, kredi alabilecek kadar itibarlı kişilerin ulaştığı düşük faizli kaynakların pek azı, yeni bir yatırıma dönüştü. Birçok kişi ucuz kredilerle Türkiye'de veya Yurt Dışında gayrimenkul aldı ya da nihai tüketime bu kaynağı harcadı. Büyüme rakamları sermaye oluşumunda artış olduğunu söylüyor ama, kapasite kullanım oranları hala yüksek seyrediyor. Dolayısıyla makine teçhizat alımları sayesinde kapasitenin artıp, kapasite kullanım oranlarını 1-2 puan daha sakinleştirmesi gerekirken uzun bir zamandır bu gerçekleşmiyor. Bunu da not ediyorum.

Genelde götürü usulü hesaplanan Milli Gelir rakamlarında "beyan" esas alındığı için, mutlaka mesafeli yaklaşılması gerekiyor diye düşünüyorum.

Sonuç olarak açıklanan enflasyon oranının faizleri düşürecek bir motivasyon yaratmaması gerektiğini düşünürken, Merkez Bankası'nın alacağı kararın bu ayın en kritik gelişmesi olacağının altını tekrar çiziyorum.

Faiz kararı maalesef "beklenen" değil "endişeyle beklenen" haline geldi. 

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 7.6.2021 07:22:39

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.