"Fark yaratmak, olağanüstü yeteneklerle beklenen işleri yapmak değil.
Olağan yeteneklerle beklenmeyen işleri yapmaktır."
Prof. Dr. Emre Alkin

İşsizlik konjonktürel değil kronik problem olmaya başladı..

Bu yazıyı Spotify'dan dinleyebilirsiniz. TIKLAYINIZ!

 

 

İki önemli gelişmenin içinden geçiyoruz. İlki şu: Son 5 yıldır uygulanan inşaata dayalı model sebebiyle büyüme arttıkça işsizlik de artıyor. Çünkü kayıtdışılık yükseliyor. İkincisi ise yapay zeka ve makine öğrenmesi sürecinde emek-yoğun iş imkanları giderek azalıyor. 

Bu gelişmenin elle tutulur bir gerçek olarak karşımızda durduğunu aktardığımda, "Emre Hoca Türkiye'den silikon vadisi çıkmaz biz elemeği ile büyüyeceğiz" diyenler oldu. Bugün hala aynı fikirdeler mi bilemiyorum ama Türkiye'nin yarışta geride kalmasına sebep oldular. El emeği derken "el oğlunun emeğine" muhtaç olacağız. Şimdi rakamlara geçeyim. 

Geçen hafta Cuma günü işsizlik oranı açıklandı ve  Temmuz ayında % 12 olarak gerçekleştiğini gördük.  Hatırlarsanız Haziran ayında işsizlik bir anda % 10,6 'ya düşünce hepimizin kaşları kalmıştı. Şimdi en azından daha inandırıcı bir hale geldi. İşten çıkarma yasaklarının temmuz ayının başında sora ermiş olduğunu hatırlatalım. 

İşsizlik rakamı tanımı itibarıyla, Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı anlamına geliyor. Buna göre işsiz sayısı Temmuz ayında bir önceki aya göre 506 bin kişi artarak 3 milyon 902 bin kişi olmuş.

Bir de geniş tanımlı işsizlik göstergesi var: O da "mevsim etkisinden arındırılmış atıl işgücü oranı" demek. Temmuz ayında % 23,6 'ya yükseldiği görülüyor. Aslında bu iş bulamayanlar ve işi olmayanların toplamı demek. Belki de bu oranı göz önüne almak daha mantıklı. 

"Sonuç doğal ama üzücü.."

"Genç işsizlik" olarak tarif edilen 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre değişim göstermemiş ve % 23,1 seviyesinde gerçekleşirken, maalesef  istihdam oranı 0,3 puanlık azalışla % 31,3 olmuş. İşgücüne katılma oranı da bir önceki aya göre 0,4 puan azalmış ve % 40,7 seviyesinde gerçekleşmiş. OVP'ye göre 2024 'e kadar bu soruna kademeli şekilde çare bulunacağı anlaşılıyor. Bunu da ilave edeyim.

 

İyi haber de verelim: TÜİK verilerine göre işgücü Temmuz ayında bir önceki aya göre 631 bin kişi artarak 32 milyon 632 bin kişiye, işgücüne katılma oranı ise 0,9 puanlık artış ile % 51,2 'ye yükselmiş. İstihdam edilenlerin sayısı da bir önceki aya göre 125 bin kişi artarak 28 milyon 730 bin kişiye, istihdam oranı ise 0,2 puanlık artış ile % 45,1'e yükselmiş. 

Yazılarımda sıkça bahsettiğim bir konuyla ilgili de bilgi vereyim: Temmuz ayında sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların toplam çalışanlar içindeki payını gösteren "kayıt dışı çalışanların oranı" bir önceki yılın aynı ayına göre 4,5 puan azalarak % 29,7 olarak gerçekleşti. Oldukça yüksek bir oran yine de. 

Tarım dışı sektörde bu oran daha düşük ama dikkat çekici: 2020'nin aynı ayına göre 3,9 puan düşse de % 17,4 seviyesinde.

Tüm bu oran ve rakamlar, işsizlik ve istihdam ile ilgili farklı yaklaşımlar geliştirmemiz gerektiğini gösteriyor. Emek-yoğun sektörlere dayalı büyüme modelinin yanlışlığını 2010 yılından beri anlatan, eğitimin de değişime ihtiyacını karşılayacak şekilde evrilmesi için uğraşan bendeniz için sonuç doğal ama üzücü diyebilirim.

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

 

Eklenme Tarihi : 14.9.2021 07:17:46

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.