"Fark yaratmak, olağanüstü yeteneklerle beklenen işleri yapmak değil.
Olağan yeteneklerle beklenmeyen işleri yapmaktır."
Prof. Dr. Emre Alkin

TL'nin Değer Kaybı Kaderimiz Mi ?..

Bu yazıyı Spotify'dan dinleyebilirsiniz. TIKLAYINIZ!

 


Yükselen döviz üzerine dün yazmıştım.  Şimdi meselenin özüne ve gelişme şekline bir göz atalım:

Merkez Bankası Rezervleri, Dış Borcun Milli Gelire Oranı, Cari Açık-Büyüme yapısallığı, Türkiye'deki dövize endeksli yaşam gibi birçok ayrıntı dövizin ateşinin yükselmesi için gerekli ortamı sağlıyor. Yani hasta tam olarak iyileşmiyor, en ufak bir kırılganlık yaşandığında ateş tekrar yükseliyor. "Aile içi münakaşalar" diye adlandırabileceğimiz siyasi gerginlikler, "komşular ve çevreyle münakaşalar" olarak isim koyacağımız diplomatik gerginliklerin yanı sıra evin içinde doğru gitmeyen işlerin üzerini örtme ya da tamir etmeden idare etme girişimleri elbette güvensizliği artırıyor. 

Tüm bunların neticesinde yukarıda belirttiğim şartlar sebebiyle kurlar yükseldikçe, zaten borçlu olan aile üyelerinin bir de gelir-harcama dengesizliği ortaya çıkıyor. Gelirlerden daha hızlı yükselen fiyatlar sebebiyle hem şahısların hem de evin bütçe açığı büyüyor. Ayrıca bundan 10-20 yıl sonrası için fayda verecek altyapı yatırımları için sözleşme gereği yüklü ödemeler yapıldığından dolayı, borçlanma ihtiyacı giderek artıyor. Nihayetinde faiz ödemeleri hariç bile gelir-gider dengesinde açık veriliyor. Sonuç: Herkes korkup ulusal paradan kaçıyor ve dolar satın alıyor. 

"Büyümeyi Hızlandırmak Çözüm Olabilir Mi ?.."

Bu kısır döngüyü aşmak için büyümeyi hızlandırmak bir çözüm olabilir mi ? Daha düşük enflasyon ve faize sahip olsaydık, garanti olmasa da denemek mümkün olabilirdi. Ancak enflasyon ve faizler çok yüksek. Bunun sebebi de büyük ölçüde yüksek seyreden kur ve bir türlü sakinleşmeyen maliyet gelişmeleri. Ayrıca çok ciddi bir kayıtdışılığın olduğunu belirtmeliyim. Yani evin içinde yaşayanların bir kısmı kayıtlı ya da kayıtsız şekilde diğerlerine göre haksız avantajlar elde etmişler. Dolayısıyla, diğer ev sakinlerine eşit şekilde dağılmayan küçük bir kaynak kalmış durumda. 

Bu durumda hızlı büyümenin arzu edilen sonucu yaratmayacağı hatta kısa vadeli bir düzelmenin ardından tekrar uzun vadeli sıkıntıya düşeceğimizi göreceğiz. Çok geriye gitmeden 2018-2019 süreci ve ardından gelen pandemi bize bu gerçeği gösterdi sanıyorum. 

Sonuç olarak, enflasyonla gerçekten mücadele etmek gerekiyor ki, büyümenin bir anlamı olsun. Ancak, büyümenin öncelikli tercih olması iç siyasette yepyeni bir sürece gireceğimizi bize gösteriyor. 

Yukarıda belirttiğim gibi, idarenin her şeyin farkında olduğunu ve tercihini büyümeden yana kullandığını düşünüyorum. Eğer, samimiyetle tercih edilen yol dile getirilmiş olsaydı belki piyasalar bu tepkiyi vermeyebilirdi.


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 14.10.2021 07:12:07

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.