"Fark yaratmak, olağanüstü yeteneklerle beklenen işleri yapmak değil.
Olağan yeteneklerle beklenmeyen işleri yapmaktır."
Prof. Dr. Emre Alkin

Likidite, Faiz ve Büyüme Üzerine..

Bu yazıyı Spotify'dan dinleyebilirsiniz. TIKLAYINIZ!

 

 

Anlaşılan Fed varlık alımlarını azaltırken, diğer merkez bankaları faiz artış adımlarını hızlandırıyorlar. Geriye dönüp bakarsak, bu meselenin tarihi bazı detaylara sahip olduğunu söyleyebiliriz.

1950’lerden itibaren yaşanan durgunluklarda Merkez Bankalarının hem faiz hem de likidite ile ekonomileri canlandırma hamlelerinin arzu edilen sonucu verdiğini görüyoruz. Ancak peşinden gelen aşırı ısınma sebebiyle bir süre sonra hem maliye hem de para politikasıyla müdahale ederek enflasyonu kontrol etme çabası görülüyor. Sadece ABD Ekonomi tarihine bile göz attığımızda aşırı ısınan sonra “yumuşak iniş” yapamayan bir çizgi görmekteyiz.

Bu durumun en somut örneği Carter’dan sonra başkan seçilen Reagan’ın vergi indirimleriyle ekonomiyi canlandırma hamlesine ekonomiden uzun bir süre cevap gelmemesi olmuş. Başarısız suikast girişimden ağır yaralı olarak kurtulan Reagan, umulmadık bir anda büyüyen ekonomi sayesinde bir kez daha seçilince verdiği bir röportajda şunu demiş : “Ekonomi bir daha yavaşlarsa kendimi vuracağım, çünkü işe yarıyor..” Şaka yapmamış olabilir. 

“Bol para büyüme garantisi değildir…”

Gerçekten de 1950’lerden bu yana para ve maliye politikalarının eskisi kadar büyüme yaratmadığı, ekonomilerin o zamanla kıyaslanamayacak kadar büyük ve karmaşık hale geldiği biliniyor. Değişmeyen tek gerçek ise ekonomileri çevirmek için ülkelerin borçlanma yarışında olması ve fazla likiditenin enflasyonist sonuçlar yaratması.

Bu sefer aşırı likidite sermaye piyasalarındaki fiyatlamalar ve tedarik zincirindeki kopmalar sebebiyle önce üretim maliyetlerini ardından tüketicinin yükünü artırdı. Gelirler yerinde sayarken fiyatların hızla yükselmesi sebebiyle, piyasalara para salmanın arzu edilen sonuçları değil  istenmeyen yan etkileri yarattığı görülüyor. Şimdi de tüm merkez bankaları faiz yükselterek fazla likiditeyi sterilize etmeye çalışıyorlar. Ancak olan oldu, enflasyon artık önümüzdeki iki yılın gerçeği olacak. Doğal olarak yüksek faizler de.

Bu süreçte TCMB’nin yüksek enflasyon ile mücadele etme konusunda, dışarıda yaşanan gerçekler sebebiyle tereddütte olduğu ve büyümeye destek vermeyi tercih ettiğine şahitlik ettik. Bunun böyle devam edeceği ve yıl bitmeden bir indirim daha yapılabileceğine dair güçlü bir piyasa algısı var. Bu da kurların yüksek kalması sonucunu yaratıyor. Bakalım nereye kadar devam edecek bu durum. 


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 8.11.2021 06:57:16

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.