"Fark yaratmak, olağanüstü yeteneklerle beklenen işleri yapmak değil.
Olağan yeteneklerle beklenmeyen işleri yapmaktır."
Prof. Dr. Emre Alkin

2022 'ye Yaklaşırken

Bu yazıyı Spotify'dan dinleyebilirsiniz. TIKLAYINIZ!

 

...

Artık 2021 biterken bu yılla alakalı öngörülerin fazla önemi kalmadı diyebilirim. Bu yılın büyüme rakamı % 9.5 ile % 11 arasında gelecek gibi. Enflasyon % 18.5 'ten düşük olmayacak, işsizlik ise % 13 civarında yılı bitirecek. 

Ancak 2022 beklentileri biraz karışık. Hem OVP, hem Merkez Bankası Piyasa Katılımcıları Anketi, hem de uluslararası kuruluşların büyüme, enflasyon, işsizlik ile ilgili öngörülerine göz attığımızda karşımıza şu gerçek çıkıyor:

- Enflasyonun çift hane olarak yola devam edeceği herkes tarafından kabul edilmiş durumda. Gelecek yıl % 14’ten daha düşük bir enflasyon beklemiyor kimse. Bu durumda faizlerin tolerans sınırı da bu seviyeye yakın olacak diyebiliriz. Ancak şu an % 20'ye yakın olan enflasyonun 2022 ‘nin ikinci çeyreğine kadar yüksek seyredeceği düşünülebilir. Bu durumda faiz indirimi için Merkez Bankasının sabırlı olması gerekiyor. Bir de FED’in atacağı adımların takibinde olmak lazım.

- Büyüme beklentisi konusunda akıllar karışmış durumda. Bu yıl çift hane gerçekleşmesi ihtimal dahilinde olan büyümenin 2022'de en fazla % 5.5 olacağı öngörülüyor. Fakat bazı uluslararası kurumların % 3 gibi düşük bir beklenti içinde olduğuna şahit oluyoruz. Böylece “düşük büyüme yüksek enflasyon” riski taşıyan bir ülke konumunda değerlendirileceğiz. Gerçi uluslararası kuruluşların Türkiye ile ilgili öngörüleri nadiren tutuyor ve oldukça geçilmeli şekilde revize ediliyor. Bu da uzun bir süre ülke görünümü üzerinde olumsuz tesir yaratıyor. Türkiye’nin cari açık, döviz rezervleri gibi kırılganlıkları bahane edilerek kağıda dökülen olumsuz öngörüler sebebiyle negatif izlemede olmak, borçlanma maliyetlerini de etkiliyor elbette.  Özetle, 2022 yılının ilk çeyrek büyüme rakamı açıklandığı zaman yaz aylarında olacağımız için algıyı değiştirmek için maalesef fazla vaktimiz kalmayacak. 

"Döndük dolaştık yine yapısal reformlara geldik..."

- İşsizlik ile ilgili hiç kimsenin tek hane beklentisi yok. Yine de yüksek seviyede kalmasının sosyal olumsuzluk ve toplam talebin düşmesi anlamına gelmesi dikkate alınmalı. Kişisel gelirler artmadan fiyatların yükselmesi ya da yüksek seviyede kalması iç talebe dayalı yerli ve yabancı yatırımların cesaretini kırabilir. Sadece ihracata dayalı bir ekonomik model isteniyorsa bunun için daha farklı bir siyasi, diplomatik, sosyal ve altyapısal tasarım gerekiyor desem yanlış olmaz.

Sonuç olarak ihracatta pazar kazanmak için kapasite, tedarik, lojistik, eğitim, enerji, dijitalleşme gibi unsurları güçlendirmek, finansmanı ve mevzuatı bu modele göre en baştan kurgulamak gerekiyor. Ülkede yaşayanlara hem iş yaratmak hem de kaliteli bir yaşam sunmak için böyle bir modelde yapısal reformların gerekliliğinin altını bir kez daha çizmek istiyorum.


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 9.11.2021 06:45:15

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.