"Fark yaratmak, olağanüstü yeteneklerle beklenen işleri yapmak değil.
Olağan yeteneklerle beklenmeyen işleri yapmaktır."
Prof. Dr. Emre Alkin

Kriz Yönetimi ile Kaos Yönetimi Farklıdır...

Bu yazıyı Spotify'dan dinleyebilirsiniz. TIKLAYINIZ!

 


Tabii herkesin aklında şu soru var: "Bu önlemler ve çözümler neden daha önce ortaya konmadı ?" 

İdarede görev almamış kişiler için bu soruyu sormak normal. Ancak, kriz yönetimi ile kaos yönetimi arasında ciddi bir fark olduğunu belirtmem gerekiyor. Kriz anlarında daha önceden çalışılmış ya da senaryolandırılmış müdahaleler yapılır. Ancak bu durumlar tahmin edilebilir olağanüstü durumlar için geliştirilmiş müdahale metotlarıdır. Risk yönetimi çerçevesinde tariflenip, riskin ortaya çıkması halinde devreye girerler. Krizin oluşması zaten riskin gerçekleşmesi anlamına gelir. 

Bir örnek vermek gerekirse: Bir hastaya yapılan müdahalenin yan etkileri daha önceden tahmin edildiği için, bahsedilen yan etkiler ortaya çıktığında yapılacak müdahaleler bellidir. Dolayısıyla hastayı kaybetmeden doğru şekilde müdahale edilir. Ancak, bazen tahmin edilmeyen birden fazla yan etki çıktığında, bilindik metotlarla müdahale etmek sonuç vermeyebilir. Böyle durumlara çözüm hemen bulunamayınca hastanın en temel fonksiyonlarını ayakta tutmak ön plana alınır. Çünkü kaosu yönetmenin en iyi yolu önce en temel fonksiyonları ayakta tutmaktır.

Geçenlerde Çağrı Erhan Hoca ile sohbet ederken, kendisi güzel bir örnek verdi: "Kaza sonrası acil müdahale yapılacak hastaya müdahale edecek kişinin de yolda kaza geçirmesi kaostur" dedi. Katılıyorum. 

"Teşbihte hata olmaz diyelim..."

Döviz sorunumuz önce döviz krizine sonra da döviz kaosuna dönünce mecburen en önemli fonksiyon olan "güven" çalıştırıldı. Yani vatandaşa "merak etmeyin tasarruflarınız dövize karşı ezilmeyecek" dendi. Ardından da rezervlerden ciddi bir döviz satışı yapılarak ateş düşürüldü, bankalar ve iş dünyası da bu operasyona destek verince, stabilizasyon sağlandı. Tüm bunları en baştan yapmak mümkün müydü ? Sanmıyorum, çünkü meselenin akut hale geldiğini fark eden olmamıştı. Sadece endişeler dile getiriliyordu. 

Ancak sürekli belirttiğim gibi enflasyon, hayat pahalılığı, cari açıktaki yapısallık, sorunlu krediler, kamu açığı, düşük büyüme riski gibi tehlikeler hala mevcut. Sadece döviz kurlarını düşürmekle bu sorunlara çare bulunacağı düşünülmemeli. Fiyatlama davranışlarından sürekli yükselen maliyetlere kadar çözmemiz gereken birçok mesele bulunuyor. 


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 27.12.2021 06:38:29

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.