"Fark yaratmak, olağanüstü yeteneklerle beklenen işleri yapmak değil.
Olağan yeteneklerle beklenmeyen işleri yapmaktır."
Prof. Dr. Emre Alkin

Net Varlıkları Böyle Artırmak Doğru Mu ?

Bu yazıyı Spotify'dan dinleyebilirsiniz. TIKLAYINIZ!

 


Değerli Dostlar. Türkiye'de döviz kurlarının yüksek kalmasını sağlayan sebepler, düşmesini sağlayacak olanlardan daha fazla ve daha güçlü: Büyürken cari açık veren yapısal sorunumuz, Merkez Bankası'nın net varlıklarının negatif olması, dış borcun milli gelire oranının % 60 civarında dolaşması, ülkede yaşayanların fiyatlama ve maliyetler bakımından dövize endeksli yaşaması ve yaşatılması. Daha da sayarım üzerine. 

Bu durumdan kurtulmak öyle kolay değil. İthalatımızın takriben % 85'ini oluşturan hammadde ara malı ve yatırım mallarının en az yarısını içeriden tedarik edecek hale gelmek, ihracatın katma değerini artırmak, döviz kazandırıcı faaliyetlere cesaret vermek ve sayısını artırmak, TCMB'nin net varlıklarını pozitife geçirmek lazım. Bu maddelerden bazıları uzun vadeli işler olduğu için önce Merkez Bankası'nın Net Varlıklarını artırmak lazım. Yani kasada "başkasının parası" değil, Merkez Bankasına ait döviz olması için adım atılmalı.

Döviz rezervlerini güçlendirmek için yapılacak en temel iki işlem var: Bunlardan birincisi Merkez Bankası'nın doğrudan piyasaya alıcı olarak girmesi, ikincisi ise yüklü miktarda döviz bozdurmak isteyenlerin doğrudan Merkez Bankasına satmaları. 

İkinci işlem eğer ihtiyari olarak yapılıyorsa, yani satmak isteyen kişi piyasa fiyatlarının aynısını teklif eden bir merkez bankası karşısında buluyorsa, elbette bunu yapabilir. Böylece Merkez Bankasının da piyasayı rahatsız etmeden alım yapabilme imkanı olur. Elinde banknot matbaası bulunması çerçevesinde elbette bu işlemler emisyon miktarını artırır. Yine de net rezerv için önemli bir harekettir.

"İhracata Verdiğimiz Destekten Daha Fazlasını Geri Almayalım !.."

Ancak geçenlerde açıklanan tebliğe göre ihracatçıların kazandıkları dövizlerin % 25'ini Merkez Bankasına satmaları zorunluluğu getirildi. Eğer yanlış anlamadıysam, söz konusu dövizi Merkez Bankasına satarken Döviz Alım Belgesine (DAB) bağlandığı günkü kurdan satacaklar. Yıl içinde çok sayıda işlem yapıldığı için, eğer kur bir bant içinde salınmaya devam ederse elbette sıkıntı olmayacak, ancak salınmanın şiddeti artarsa hesap karışacak. 

Anlaşılan 250 Milyar Dolarlık ihracat hedefinin % 25'i olan 62.5 milyar doları Merkez Bankası bu yolla rezervlere eklemek istiyor. Bunu özgür iradeye bırakmaya niyeti olmadığını da gösterdi ki, bu şekilde bir kural koydu. Keşke bu "sınırlı bir zaman diliminde ve ikinci bir tebliğe kadar" şeklinde düzenleseydi. Bu haliyle giderek yumuşaktan orta sertliğe giden bir kambiyo rejimi havası yaratıyor diyebilirim. 

Bu arada daha önceki tebliğlerde belirtilen muafiyetler de devam ediyor. Dolayısıyla ihracat bedelinin muaf olmayan kısmına uygulanacak. O zaman oldukça ilginç piyasa uygulamalarına şahit olabiliriz. Bankaların da dış ticaret işlemleri yapanların da aklı karıştı. Uygulama talimatları net olsa daha güzel olurdu. 

Böyle uygulamalar endişe yaratan dedikoduların üretilmesini kolaylaşıyor diyebilirim. İhracat yapanlar için zorluk çıkarmak yerine işlerini kolaylaştırsak daha doğru bir davranış olurdu. "İstediğiniz her şeyi verdik şimdi sıra bizde" tarzında bir yaklaşım olmuş açıkçası.

Ekonomi Yönetiminin bu kararını tekrar gözden geçirmesi uygun bir yaklaşım olacaktır diye düşünüyorum. 

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 6.1.2022 06:52:31

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.