"Fark yaratmak, olağanüstü yeteneklerle beklenen işleri yapmak değil.
Olağan yeteneklerle beklenmeyen işleri yapmaktır."
Prof. Dr. Emre Alkin

Yükselen Faizin Anatomisi…

Bu yazıyı Spotify'dan dinleyebilirsiniz. TIKLAYINIZ!

 

 

Faiz oranlarının düşük seyrettiği dönemlerde oldukça ciddi bir rekabetin yaşandığı finans piyasasında bugün aktörler oldukça temkinli davranıyorlar. Aslına bakılırsa bu yaklaşımı normal karşılamak lazım. 

İşlerin yoğun olduğu dönemlerde düşük marjlarda hacim yaparak hedef kara ulaşmaya çalışılır. Şimdi ise fonlama maliyeti ve kredi faizi arasındaki makas sebebiyle "düşük hacim yüksek kar" süreci yaşanıyor. Dolayısıyla iş hacmi düşse de karlılıkların düşmediği, aksine arttığı bir gerçek. Sadece bir koşul var: Tahsilat sorunu yaşamamak. Finans kuruluşları sattıkları parayı geri alamazsa karlar kağıt üzerinde bile kalmaz.

Finans sektöründe alacakların yaşlanması çok daha büyük bir risk oluşturuyor. Çünkü finansal kuruluşlar kaynakların akışkanlığı sayesinde ayakta kalıyorlar. Elbette yeni plasmanlar için yeni kaynak aranacak ama eski kredilerin tahsilatının, hele ki çok düşük faizden verilmişse, zamanında geri dönmesi en önemli mesele olarak göze çarpıyor. 

Fonlama maliyeti ve krediler arasındaki makasın 6-7 ay öncesine göre % 50'den fazla arttığını gözlemliyoruz. Yani finans kuruluşlarının ortalama fon maliyeti ile sattıkları kredilerin ortalama faiz oranı arasındaki fark giderek artıyor. Hele ki, Merkez Bankası politika faizinin düşük tutulması devam ederse bu farkın büyümesi kaçınılmaz. İş dünyası "Merkez Bankası Faizinden kredi alabilsek harika ama imkansız olduğunu herkes görüyor" şeklinde konuşuyor.

“Faiz Yükselirken Vadeler Kısalıyor..” 

Giderek vadelerin kısaldığı ve faizlerin yükseldiği bir sürecin içine giriyoruz diyebilirim. Önemli olan konu şu: Ekonomik rasyoneli aşmış olan bir faiz oranından uzun vade borçlanacak bir firmanın, 1990'lardaki şartlarda olduğu gibi kazancıyla bu borcu karşılayacağını iddia etmek hayalperestlik olur. Dolayısıyla firmaların da yüksek faizli kredileri kısa vadeli kullanmak isteyeceklerini düşünüyorum. Bunun ilk sebebi önümüzdeki dönemde faizlerin düşeceğine dair beklenti ya da umut. 

Ancak söz konusu geleceğin ne uzunlukta bir vade içerdiğini kestirmek zor.  Fed'in faiz adımları sona erene kadar sürme ihtimali yüksek. Belki o süreç içinde Türkiye'de şartlar düzelirse, faizler zirve yapacakları noktadan geriye düşmeye başlar diye düşünüyor. Elbette bir de sürekli ısınan seçim beklentisi var. 

Seçimlerden önce faizlerin piyasada düşmesini sağlayacak tek gerçek enflasyonun düşmesi olacaktır diye düşünüyorum. Bunun için hükümetin fiyatlara doğrudan etki yapan vergilerde mutlaka sadeleştirmeye gideceğini tahmin ediyorum.


 

Prof. Dr. Emre Alkin

Eklenme Tarihi : 13.1.2022 06:47:29

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.