"Fark yaratmak, olağanüstü yeteneklerle beklenen işleri yapmak değil.
Olağan yeteneklerle beklenmeyen işleri yapmaktır."
Prof. Dr. Emre Alkin

Paritedeki Gelişmelerin Enflasyonist Etkisi Olacak...

Bu yazıyı Spotify'dan dinleyebilirsiniz. TIKLAYINIZ!

 

 

Hiç bekletmeden konuya gireyim. İthalatımızın % 65'i Dolar cinsinden, İhracatımızın da % 40'a yakını Euro cinsinden olduğu için, dış ticaret açığı ve cari açık konusunda hem rakamsal hem de parasal anlamda bir sıkıntının içine girmek üzereyiz. 

Dış ticaret hadlerinin gelişimi bize zaten şunu gösteriyordu: İhracat mallarımızın değeri ithal ettiğimiz malların değerine göre en az % 30 düşük durumda. İthalatımızın % 90'a yakını hammadde-ara malı-yatırım malı olduğu için ürettikçe cari açık veren bir haldeyken, değer açısından gerilemek elbette dış ticaret açığı ve cari açık üzerinde olumsuz etki yapıyor. 

Tüm bunların üzerine gıda, enerji ve emtiada yüksek ve dalgalı bir seyir var. Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol "enerjide en kötüsünü daha görmedik" diyor. Tüm bunlar bize gösteriyor ki gelişmiş ülkeler yüksek enflasyon, gelişen ülkeler kronik enflasyon, bizim gibi ülkeler ise hiperenflasyon tehditi altında yola devam edecekler.

Hafta içi bayram münasebetiyle İstanbul'u dolaşırken Kınalıada'da bulduk kendimizi. İskele önünde çayımızı içerken "hocam neden bir türlü fiyatlar geri gelmiyor" diye soranlar oldu. Allahtan Doları soran yok artık. Şaka bir yana, soruyu ciddiye alıp sebebini şöyle anlattım:

Her şeyden önce uzun bir zamandır çok düşük seyreden faizler sebebiyle hem üreticiler hem de tüketiciler stoklama imkanı olan her türlü hammadde, ara mal, nihai mal ya da zorunlu mala para koymaya başladılar. Fed, ECB ve diğer Merkez Bankaları Faiz yükseltseler de hala "stoklama karı"nın üzerine çıkamadılar. Bir malı stoklayıp elde edilen kağıt üzerindeki kar ile, banka faizinin garanti ettiği kazanç arasındaki uçurum bu seviyede kaldıkça en az 2 yıl daha enflasyon ile artçı şoklarından muzdarip olacağız. 

"Depolama Stoklamanın Kibarca Tarifi Oldu..."

Türkiye'de durum daha kurumsal şekilde ilerliyor. Herhangi bir malı ya da varlığı istifleme üzerine ciddi bir tecrübesi olan Türk İnsanının hayat şartlarının zorluğuna rağmen parasını saklanabilecek her türlü zorunlu madde ya da varlığa ayırdığını görüyoruz. Benzer şekilde iş dünyası da gelecekte fiyatına rağmen bulmakta zorluk çekeceğini düşündüğü ne varsa "depoluyor". Stok yapmanın kibar tarifi bu oldu artık. 

En sıkıntılı işi sona sakladım: Parite, emtia ve enerji fiyatları Dış Ticaret Açığı ve Cari Açığı artırdıkça döviz kurlarının yükselme potansiyelini canlı tutacak. Ülkeye para girişi zayıf ve rezervler de kırılgan olduğu sürece döviz kurları yükselmeye devam edecek, bu durumda doğrudan fiyatlara yansıdığı için yaşadığımız kısır döngüyü beslemeyi sürdürecek. Maaş ve Ücretleri yükselen enflasyona göre artırdıkça, mal ve hizmet satanlar suni şekilde canlı tutulan talebi görüp fiyatları yükselttikçe enflasyon hep yüksek kalmaya devam edecek.

Tüm bu olumsuz gelişmeleri düzeltmek bazı radikal adımlara bağlı ancak seçimler öncesinde "acı reçete içirmek" mümkün olmadığı için, şu anki şartlarda yola devam edeceğiz gibi gözüküyor. 


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 18.7.2022 06:32:19

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.