"Fark yaratmak, olağanüstü yeteneklerle beklenen işleri yapmak değil.
Olağan yeteneklerle beklenmeyen işleri yapmaktır."
Prof. Dr. Emre Alkin

Faiz Kararı Öncesinde Durum Analizi...

Bu yazıyı Spotify'dan dinleyebilirsiniz. TIKLAYINIZ!

 

Bugün Merkez Bankası faiz kararını açıklayacak. Büyük bir çoğunluğun beklentisi Para Politikası Kurulunun tabela faizini bu seviyede tutması. Ancak değişik tartışmalarda yapıldı son iki haftada. 

Temmuz başından itibaren başlayan sonra da alevlenen bir sosyal medya tartışması dikkatimi çekmişti açıkçası. TCMB'nin öyle ya da böyle faiz artırması gerektiğini söyleyenler ile "gerek yok, hatta düşürsün" diyenler arasında bir mukayese yapsak, hangi tarafın daha kalabalık olacağını kestirmek elbette zor değil. 

Gelişen ülkeler arasında politika faizi ile enflasyon arasında en büyük farka sahip olan ülke Türkiye. Bu durumun sebepleriyle kaynağı birbirine karışmış durumda. "Enflasyonu zaten düşüremeyiz" deyip büyümeyi garanti altına almak için düşük faizde ısrar etmek bugün ortaya çıkan meselenin sebebi gibi gözükse de, aslında uzun bir zamandır yaşananların kaynağı diyebilirim.  Açıkçası ortada garip bir durum var: 

Faizler enflasyona göre oldukça düşük seviyede ama kaynak yok. Faizler düşük kaldıkça vatandaş KKM gibi enstrümanlara rağmen dövize rağbet etmeye devam ediyor. Bu arada CDS primleri oldukça yüksek seviyelerde olduğu için dış borçlanmada sürekli maliyet yükseliyor. Kamu açığını finanse etmek için iç ve dış borçlanmaya ağırlık verdiğimizde kamu bankaları ve bazı özel bankalar haricinde yatırımcı bulunamıyor. 

"Ucuz Ama Olmayan Kaynak..."

Ancak piyasada başka bir gerçek de yaşanıyor. Kurlar sürekli yükselince enflasyon yükseliyor, enflasyon yükseldikçe piyasada faizler yükseliyor. Ancak ne kadar yükselirse yükselsin enflasyonun çok çok altında kaldığı için kredi almak mantıklı bir karar gibi gözüküyor. Kağıt üzerinde güzel gözükeni tatbik etmek isteyen de yukarıdaki paragrafta belirttiğim gerçekle yüzleşiyor. Kaynağın önemli kısmı kamu borçlanma kağıtlarına giderken, kredi talep edenlere yetecek kaynak piyasada kalmıyor. 

Belki de bu yüzden hem Merkez Bankası hem de BDDK kredilerle alakalı birçok şart ve sınırlama getiriyor. Böylece "kredi veremiyoruz" demek yerine "kredi vermiyoruz" diyerek şu gerçeği yumuşatıyoruz: "Faiz düşük ama para yok". 

Hep söylediğim gibi "maliyetine razıyız ama yeter ki kaynak olsun" sürecine geçmemiz için para politikasını çalıştırmamız gerekiyor. Merkez Bankasının bugünkü kararı belki pas geçmek olacak ama yıl sonunda doğru bu inadından vaz geçebilir diye düşünüyorum. 


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 21.7.2022 06:30:31

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.